Küresel piyasalar, bitirmekte olduğumuz hafta içerisinde çok önemli bir eşiği geride bıraktı. Daha birkaç gün öncesine kadar jeopolitik risklerin yönetilebilir olduğu yönündeki ‘baz senaryo’ dikkate alınırken, şimdi piyasalarda yerini hızla ‘kötümser senaryo’nun aldığını görüyoruz. Piyasaların diliyle ifade edecek olursak, artık tek tek küresel büyüme, küresel enflasyon gibi makro ekonomik göstergeler değil, risk primleri fiyatlanıyor. Bu değişimin merkezinde ise Yemen’deki Husilerin tehditleri ve Bab-ül Mendeb Boğazı’nın güvenliğine ilişkin artan belirsizlik yer almakta.
Hürmüz Boğazı’nda geçtiğimiz şubat ayı sonunda beri süregelen, bir tırmanan bir azalan, bugün yeniden tırmanmakta olana risklere ek olarak, dünyanın ikinci büyükenerji geçiş koridorunun da baskı altına girmesi, küresel enerji arzına yönelik kaygıları yeniden zirveye taşımış durumda. Brent petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması, yalnızca arz endişesinin değil, aynı zamanda jeopolitik risk priminin de hızla büyüdüğüne işaret ediyor. Uluslararası haber kanallarının aktardığı değerlendirmelerde de piyasanın artık geçici bir dalgalanmadan çokl, kalıcı olabilecek bir arz şokunu fiyatlamaya başladığına dair analizleri gözlemliyoruz.
Uluslararası finans kurumlarının analistleri ise, mevcut kesintilerin derinleşmesi halinde Brent petrolünün 120 doların dahi üzerine çıkabileceği uyarısında bulunmaktalar. Bu noktada, bir diğer dikkat çekici gelişme, yatırımcı davranışındaki değişim. Normal şartlarda jeopolitik krizlerin, geleneksel bir ‘güvenilirliman’ ve saklama aracı olan altını desteklediği kabul edilir. Ancak, finansalstres belirli bir seviyeyi aştığında, yatırımcıpsikolojisi ‘altın’dan dahi uzaklaşabilecek ölçüde değişiyor. Güvenli liman arayışından önce likidite ihtiyacı öne çıkıyor. Başka bir ifadeyle, ‘önce nakit’ anlayışı ağırlık kazanıyor.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!
