Çok Kutuplu Rekabet ve Türkiye’nin üretim kodları

Artık tüm uluslararası platformlarca tartışmamız kabullenilmiş olan yeni küresel tablo, tek merkezli bir ekonomik düzenin geride kaldığını açıkça göstermekte. Dünya ekonomisi, norm temelli küreselleşmeden, güç dengesi ve jeoekonomik rekabetin belirleyici olduğu çok kutuplu bir rekabet dönemine geçiş sürecine tanıklık ediyor. Bu yeni dönemde ticaret, finansman, teknoloji ve tedarik zincirleri yalnızca ekonomik araçlar değil; aynı zamanda stratejik rekabet unsurlarına dönüşmüş durumdalar. Bu dönüşümün en doğrudan etkilediği alanların başında ise reel sektör gelmekte.

Küresel talepteki dalgalanma, artan korumacılık eğilimleri, tedarik zincirlerinin yeniden konumlanması ve maliyet baskıları, üretim odaklı ekonomileri daha kırılgan bir zemine taşımakta. Türkiye gibi üretim, ihracat ve sanayi kapasitesi güçlü ülkeler açısından bu süreç bir yanda risk, bir yandan da stratejik fırsatlar barındırmakta. Bununla birlikte, iç ekonomik dengeler açısından bakıldığında, dezenflasyon programının kısa vadeli etkileri özellikle Türk reel sektörü ve ihracatçı kesimi üzerinde ciddi bir maliyet baskısı oluşturuyor. Bilhassa finansmana erişimin zorlaşması, kredi maliyetlerinin yüksek seyri ve işletme sermayesi ihtiyacı had safhada artmış ve reel sektörün imkanlarının daralmış olması, üretim kararlarını doğrudan etkilemekte.

Yazının devamı için TIKLAYINIZ!