Uluslararası Enerji Ajansı’nın son uyarıları, dünya ekonomisinin ‘enerji krizi’ başlığında yeni bir eşikten geçtiğini, hatta şu anda tırmanmakta olan krizin 1970’lerdeki krizin çok ötesinde tehlikelere işaret ediyor. 1970’lerin dünyasındaki nüfus, binek araç sayısı ve enerjiye olan ihtiyaç dikkate alındığında, 2026 itibariyle kat ve kat artmış bir enerji talebinden söz ediyoruz. Bu nedenle, 1970’lerin petrol krizinden bile daha derin ve daha yıkıcı bir enerji şokunun kapıda olduğu konuşuluyor. Ancak bu kez mesele sadece ham petrol ve doğalgaz fiyatlarında fahiş artış değil; daha ciddi bir tehdit olarak, doğrudan arzın kesintiye uğraması riski.
İsrail’in Trump Yönetimi’ni köşeye sıkıştıracak şekilde İran’ın petrol ve doğalgaz rezerv bölgelerine, rafineri ve tesislerine, hatta elektrik alt yapısına artan saldırıları ve İran’ın, bilhassa Devrim Muhafızlarının misilleme ihtimali, küresel enerji sisteminin kalbi sayılan Körfez Bölgesi’ni doğrudan hedef haline getirdi. Dünya ham petrol ve doğalgaz arzının en az dörtte birini karşılayan bu coğrafyada yaşanacak uzun süreli bir kesinti, yalnızca enerji piyasalarını değil, günlük hayatın bütün damarlarını tıkayacak bir zincirleme etkiye sebep olacaktır.
Çünkü mesele yalnızca benzin, motorin ya da jet yakıtı değil. Petrol ve doğalgaz; petrokimyadan gübreye, amonyaktan azot ve fosfata, hatta helyuma kadar sayısız kritik girdinin temelini oluşturuyor. Bu zincirin kırılması, enerji krizinin çok ötesinde bir tabloyu; doğrudan tarım, üretim ve gıda arz güvenliği krizini de beraberinde getirir.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!