Üç modern imparatorluk ve sınırların çarpıştığı dünya

1941 tarihli Atlantik Bildirisi ile başlayan süreçte, küresel kapitalizmin liderliği Birleşik Krallık’tan Amerika Birleşik Devletleri’ne geçti. II. Dünya Savaşı sonrasında ABD, yalnızca bir süper güç değil; dolar, ticaret, finans ve güvenlik mimarisi üzerinden küresel sistemi şekillendiren bir ‘Atlantik İmparatorluğu’ oluşturan bir merkezdi. Buna karşılık Sovyetler Birliği kara gücüne dayalı bir karşı imparatorluk olarak yükseldi. 1949’da kurulan Çin Halk Cumhuriyeti ise, başlangıçta sınırlı görünse de, uzun soluklu bir uygarlık refleksiyle, üçüncü küresel kutbun temellerini attı.

Soğuk Savaş boyunca bu üç ‘süper güç’ doğrudan savaşmadı; sınır hatlarında ileri karakol çatışmaları yaşadılar. Kore Savaşı ve Vietnam Savaşı, imparatorlukların kendi toprakları dışında savaştığı yeni ‘çatışma modeli’nin ilk örnekleriydi. Küba Füze Krizi ise Sovyetler’in ABD’nin arka bahçesine doğrudan dokunduğu an olarak tarihe geçti. Latin Amerika’da CIA destekli müdahaleler, Washington’ın arka bahçesi olan Latin Amerika’yı kendine bağlı tutma refleksinin sert yüzünü ortaya koydu.

1979, küresel güç dengelerinde bir dönemin kırıldığı eşikti. İran İslam Devrimi ile ABD Orta Doğu’daki en önemli dayanağını kaybederken, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali Moskova’yı bir bataklığa sürükledi. Aynı dönemde Çin reformlarla küresel sisteme entegre olarak ekonomik yükselişin kapısını açtı. Afganistan ise o günden itibaren iki süper gücün de kazanamadığı, ama sürekli kaybettiği bir ‘jeopolitik kara delik’ haline geldi.

Soğuk Savaş sonrasında, ABD ‘tek kutuplu dünya’ anını yaşarken, Çin sessizce üretim ve ticaret gücünü katladı. Rusya ise zorlu bir toparlanma süreci yaşadı. 2001’deki 11 Eylül Saldırıları sonrası, ABD Afganistan ve Irak’a yönelerek etki ve kontrol sınırlarını genişletti; ancak bu genişleme ‘stratejik yıpranma’yı da beraberinde getirdi. Buna karşılık Çin, Dünya Ticaret Örgütü üyeliği ile, küresel üretim zincirinin merkezine yerleşti. 2008 Küresel Finans Krizi ise, batının, Atlantik’in kırılganlığını açığa çıkaran; Çin ve Rusya’nın ise elini daha da güçlendiren bir başka kırılma noktası oldu.

Yazının devamı için TIKLAYINIZ!

@ParaBorsaNet'i X'te Takip Et!

ÖNEMLİ HABERLER VE GÜNCEL PİYASA YORUMLARINI KAÇIRMAMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK HEMEN X'TE BİZİ TAKİP EDİN!