23 Nisan Bayramı nedeniyle Çarşamba gününe öne alınan PPK’dan çıkacak karar belli: Merkez pas geçip, İran Savaşı ve enerji fiyatlarının gelişmesini izleyecek. Mantık da bunu gerektirir zaten. Ama, savaş çıktı, tüm dünyada dev bir arz şoku yaşanıyor ya, bu konuları benden çok daha iyi bilmesi gerekenler bile çıkıp “ekonomi programını bırakalım, yeniden tasarlayalım” diye nutuk çekiyor. Bu arada ben Ekonomi Programı’na Ekonomik İstikrar Programı (EİP) diyorum, çünkü amacı budur. Ekonomik istikrar yani düşük enflasyon ve finanse edilebilir bir cari açıkla makul bir hızda büyüyecek kalıcı bir ekonomiye geçişi sağlamak.
Peki EİP’ndan vazgeçelim önerisi sunanlar ne diyor? Herhalde, nasıl olsa arz şoku yüzünden enflasyonda havlu attık, kendi haline bırakalım, savaş bitince o da düşer, biz ekonomiyi kurtarmaya bakalım diyorlar. Yani ekonomi resesyona girmesin, zarar eden şirketler batmasın. Bu görüşü savunan sosyal demokratlar buna bir de açlık ve sefaletle mücadele eden geniş halk kitlelerine daha fazla mali destek sağlanmasını eklerler.
EİP’den vazgeçmek de, Yeni Şafak’ın gazına gelip bu toplantıda veya Haziran’da faiz indirmek de, ekonomik intihardır. İran Savaşı ve beraberinde oluşturduğu aleyhimize işleyen global konjonktürle başarıyla mücadele etmenin tek yolu EİP’na sıkı sıkıya sarılmaktır.
TCMB faiz indirirse ne olacak? Reel faiz yeniden negatife dönecek, halk ve KOBİ’ler daha fazla kredi alıp borçlarını çevirecekler. Yani iç talep yeniden hızlanacak. Bir de önemi fazla olmasa bile, düşen faizin bireylerin tasarruf eğilimini düşürmesi ihtimali var. Bu durumda iki tane faciayla yüzleşiriz. İlki, TCMB’nin enflasyonla mücadeleye hiç niyeti olmadığı, faiz indirirken güçlü TL politikasının da ömrünün uzun olmayacağı düşüncesiyle bilinçli birikimciler ufaktan TL’den dövize geçmeye başlar.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!
