Bir dönemin üretim devi olan Almanya bugün tarihinin en ağır sanayi sınavlarından birini veriyor. Bosch’un on binlerce kişilik istihdam azaltımı, Porsche’nin üretim durdurma kararları ve Alman otomotiv devlerinin yatırımlarını ABD ile Asya’ya kaydırmaları artık geçici bir ekonomik durgunluğun değil, yapısal bir dönüşümün işaretleri. Avrupa’nın sanayi motoru ciddi şekilde zorlanıyor. Aslında mesele yalnızca Almanya da değil. Son 35 yılda imalat sanayinin küresel jeopolitiği kökten değişti.
1990’da küresel imalat sanayinde yalnızca yüzde 2,7 paya sahip olan Çin, bugün yüzde 28-32 bandına ulaşmış durumda. Buna karşılık ABD’nin payı yüzde 23 seviyelerinden yüzde 16’lara gerilerken, Japonya yüzde 13’lerden yüzde 5-6 bandına geriledi. Almanya yüzde 9’lardan yüzde 4’leri, Fransa ise yüzde 4,4 seviyelerinden yüzde 1,6-1,8 bandını konuşuyor. Buna karşılık Hindistan, Güney Kore, Meksika, Brezilya, Türkiye ve Endonezya yükselen üretim merkezleri olarak öne çıkmaktalar.
Bu tablo yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik güç mimarisinin de değiştiğini gösteriyor. Bir zamanlar Atlantik dünyasının kontrolündeki üretim düzeni, artık büyük ölçüde Asya-Pasifik eksenine kaymış durumda. Çin; ölçek, enerji erişimi, devlet destekleri, lojistik kapasitesi ve teknoloji yatırımlarıyla dünyanın üretim merkezi haline gelmiş durumda. Bugün dünya imalat sanayisinin yaklaşık üçte birine yakın bölümünün tek başına Çin tarafından gerçekleştiriliyor olması, küresel ekonomi tarihindeki en büyük güç kayması olarak tanımlanabilir.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!
