Haftalık Makro Bülten
Mart Ayı Enflasyon Verisi Açıklanacak
Mart ayı, jeopolitik risklerin finansal piyasalar üzerindeki belirleyici rolünü yeniden ön plana çıkaran gelişmelere neden oldu. ABD ile İran arasında tırmanan gerilim, özellikle ABD’nin İsrail ile birlikte İran hedeflerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılarla yeni bir evreye taşındı. Bu gelişme, bölgesel bir çatışma olmanın ötesine geçerek küresel güvenlik mimarisi açısından daha geniş çaplı bir risk algısı oluşturdu. İran’ın buna hızlı ve asimetrik yanıt vererek farklı coğrafyalardaki ABD askeri varlıklarını hedef alması, piyasalarda risk primlerinin yükselmesine neden oldu. Bu süreçte küresel belirsizlik göstergeleri artarken, yatırımcı davranışlarında belirgin bir riskten kaçış eğilimi öne çıktı. Jeopolitik tansiyondaki artışın ekonomik yansımaları en güçlü şekilde enerji piyasalarında hissedildi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi ve bu yönde attığı adımlar, küresel petrol arzının kritik bir bölümünün geçtiği bu stratejik noktada arz kesintisi riskini gündeme taşıdı. Bu gelişmelerin etkisiyle brent petrol fiyatlarında sert ve hızlı bir yükseliş gözlendi. Petrol fiyatlarındaki bu artış, yalnızca enerji maliyetlerini değil, aynı zamanda üretim, taşımacılık ve lojistik kanalları üzerinden geniş tabanlı maliyet baskılarını da beraberinde getirdi. Bu durum, küresel enflasyon görünümünde yukarı yönlü riskleri artırırken, merkez bankalarının para politikası patikalarına ilişkin beklentilerde de yeniden bir sıkılaşma fiyatlamasına yol açtı. Türkiye ekonomisi açısından bakıldığında, enerji fiyatlarındaki artışın etkileri oldukça belirgin. Brent petrolde her 10 dolarlık artışın yurt içi enflasyonu yaklaşık 1,1–1,2 puan yukarı çektiği ve cari denge üzerinde yaklaşık 2,5 milyar dolarlık açık yaratıyor. Enerji ithalatına yüksek derecede bağımlı olan Türkiye için bu durum hem fiyat istikrarı hem de dış denge açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Özellikle döviz kuru geçişkenliğinin yüksek olduğu mevcut konjonktürde, enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkisi daha hızlı hissediliyor. Bu gelişmeler, enflasyon beklentilerinde yukarı yönlü bir bozulmaya yol açabilir.
Ramazan ayı ve bayram dönemlerinde tüketici talebindeki artış, gıda ve havayolu ulaşım fiyatlarının yükselmesine yol açtı. Özellikle temel gıda ürünlerinde gözlenen fiyat artışları ve tatil dönemi seyahatlerinin yoğunluğu nedeniyle ulaşım maliyetlerindeki yükseliş, tüketici fiyat endeksine doğrudan yansıyor. Bu durum, kısa vadede enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluştururken, özellikle hizmet ve gıda kalemlerindeki artış, çekirdek enflasyon göstergelerini de etkileyebilir. Dolayısıyla, dönemsel talep kaynaklı fiyat artışları, genel enflasyon görünümünde geçici bir yükselişe neden oluyor. Ayrıca yukarıda da anlattığımız ABD—İran savaşının da etkisi ile Mart ayında aylık bazda %2,4, yıllık bazda % 31,5 enflasyon bekliyoruz.
Kaynak: İnfo Yatırım