Haftalık Bülten
ABD ile İran arasındaki gerilimde diplomatik temasların sürdüğüne dair iddialar artsa da, sürecin oldukça kırılgan olduğu görülüyor. Washington’ın Pakistan üzerinden ilettiği öne sürülen 15 maddelik ateşkes önerisine karşılık Tahran yönetimi, doğrudan müzakere yürütülmediğini ve temasların yalnızca dolaylı kanallarla sürdüğünü vurguluyor. Bu durum, taraflar arasındaki güven eksikliğinin devam ettiğini gösteriyor. İran’ın ateşkes için öne sürdüğü; saldırıların tamamen durması, gelecekte yeni saldırılara karşı güvence verilmesi, savaş zararlarının tazmini, Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınması ve bölgedeki bağlantılı gruplara yönelik operasyonların sonlandırılması gibi şartlar, taraflar arasındaki mesafenin hâlâ ciddi olduğunu ortaya koyuyor. ABD Başkanı Donald Trump ise kamuoyuna yaptığı açıklamalarda petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı olmayacağı yönünde güven vermeye çalışırken, İran’a yönelik sert söylemini sürdürmeye devam ediyor. Trump’ın, İran’ın enerji altyapısına yönelik olası saldırılara karşı 10 günlük bir askıya alma kararı aldığını açıklamasını, kısa vadede tansiyonu düşürmeye yönelik taktiksel bir hamle olarak değerlendiriyoruz. Ancak, bu adımın kalıcı bir yumuşamaya mı yoksa yalnızca geçici bir stratejik duraklamaya mı işaret ettiği belirsizliğini koruyor. Körfez ülkelerinin enerji altyapısına yönelik tehditlere verdiği güçlü tepkiler ve Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi dikkate alındığında, bölgedeki riskler canlı kalmaya devam ediyor. Makroekonomik cephede ise ABD’den gelen veriler karmaşık ancak genel olarak dengelenmeye işaret eden bir tablo ortaya koyuyor. 2025’in son çeyreğinde cari açık 239,1 milyar dolardan 190,7 milyar dolara gerileyerek ülkenin dış finansman ihtiyacında sınırlı da olsa bir iyileşme yaşandığını gösterdi. Öncü aktivite göstergelerine bakıldığında ise büyüme ivmesinde hafif bir yavaşlama dikkat çekiyor. Bileşik PMI 51,9’dan 51,4’e gerilerken, hizmet sektörü PMI verisi de 51,7’den 51,1’e düşerek talep tarafında bir miktar zayıflamaya işaret etti. Buna karşın imalat PMI’ın 51,6’dan 52,4’e yükselmesi, üretim tarafının görece daha dirençli kaldığını ortaya koyuyor. Ancak tüm bu tabloya rağmen, girdi maliyetlerindeki artışın yeniden hız kazanması, enflasyonist baskıların önümüzdeki dönemde tekrar güçlenebileceğine dair önemli bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Piyasalar ise bir yandan jeopolitik riskleri fiyatlarken, diğer yandan olası bir diplomatik yumuşama ihtimalini temkinli biçimde izliyor. Haber akışlarının yoğun olduğu haftada S&P 500 %2,00, Nasdaq 100 endeksi %3,2’lik değer kaybı yaşıyor.
İçeride ise; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 19 Mart haftasında yurtdışı yerleşikler hisse senedi piyasasında 138 milyon dolar, DİBS piyasasında ise 130 milyon dolar net satış gerçekleştirdi. Bu durum, küresel belirsizliklerin de etkisiyle yabancı yatırımcıların risk iştahında sınırlı bir zayıflamaya işaret ediyor. Aynı dönemde TCMB’nin brüt rezervleri 177,5 milyar dolar seviyesine gerilerken, swap hariç net rezervlerin 43 milyar dolara düşmesi rezerv yeterliliği açısından daha yakından izlenen bir görünüm ortaya koydu. Rezervlerdeki bu geri çekilme, döviz likiditesi ve dış kırılganlıklar açısından önemini koruyor. Enflasyon beklentileri tarafında ise yukarı yönlü eğilimin sürdüğü görülüyor. TCMB’nin Mart ayı verilerine göre, 12 ay sonrası enflasyon beklentisi piyasa katılımcıları için 0,07 puan artarak %22,17’ye yükselirken, reel sektör beklentisi 0,90 puan artışla %32,90’a, hanehalkı beklentisi ise 1,08 puan artarak %49,89 seviyesine çıktı. Beklentilerdeki bu artış, fiyatlama davranışları açısından risklerin canlı kaldığını gösteriyor. İşgücü piyasasına ilişkin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ise görece olumlu bir görünüm sunuyor. 2025 yılı genelinde işsizlik oranı 0,4 puan gerileyerek %8,3 seviyesinde gerçekleşti. Bu düşüş, ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya rağmen istihdamın belirli ölçüde korunabildiğine işaret ediyor. Mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi Mart ayında 4,1 puan düşerek 100 seviyesine gerilerken, gelecek üç aya ilişkin tüm alt kalemlerin endeksi aşağı yönlü etkilemesi üretici beklentilerinde bozulmaya işaret etti. Benzer şekilde Tüketici Güven Endeksi de %0,8 oranında gerileyerek 85 seviyesine indi. Veri akışının yoğun olduğu hafta genelini BIST100 endeksi %3, Katlım 100 endeksi ise %2,5’lik değer kaybıyla sürdürüyor.
Jeopolitik Gelişmelere Ek Olarak; ABD’de Tarım Dışı İstihdam, İçeri de İse Mart Ayı TÜFE Verisi Takip Edilecek.
Haftanın önemli başlıklarından birisi olan tarım dışı istihdam verisi (beklenti: 51K), işgücü piyasasının gücüne ilişkin güncel sinyaller sunacak. Güçlü bir istihdam artışı, enflasyonla mücadele sürecinde sıkı duruşun korunabileceği beklentisini desteklerken; zayıf bir veri, faiz indirimlerine yönelik beklentileri yeniden gündeme taşıyabilir. Bununla birlikte işsizlik oranı ve ortalama saatlik kazançlar verileri de istihdam piyasasının genel sağlığı ve ücret kaynaklı enflasyon baskılarının seyri açısından yakından izlenecek. Öte yandan, Harvard Üniversitesi’nde bir panele katılacak olan Fed Başkanı Powell’ın açıklamaları takip edilecek. Jeopolitik cephede ise ABD ile İran arasındaki gerilimin seyri yakından takip edilecek. Diplomatik temaslara rağmen belirsizliğin sürmesi, özellikle enerji piyasaları başta olmak üzere emtia ve küresel risk iştahı üzerinde etkili olmaya devam edebilir. Olası bir gerilim artışı petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturabilecekken, diplomatik yumuşama sinyalleri piyasalarda rahatlamaya neden olabilir.
Yurt içi piyasalarda önümüzdeki hafta, büyüme dinamikleri, enflasyon görünümü ve iç talebe ilişkin sinyallerin yakından izleneceği yoğun bir veri gündemi öne çıkıyor. Haftanın en kritik başlığı olan Mart ayı TÜFE verisi, enflasyonun ana eğilimine ilişkin belirleyici olacak. ABD–İran hattında artan gerilim fiyatlama davranışları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Enerji arzına ilişkin endişelerin artması ve petrol fiyatlarında gözlenen yükseliş, başta akaryakıt ve ulaştırma kalemleri olmak üzere maliyet kanalıyla enflasyonu yukarı çekebilecek bir risk unsuru oluşturuyor. Bu görünüm altında, Kuveyt Türk olarak aylık enflasyonun %2,49 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Ancak, jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları ve kur kanalı üzerinden oluşturabileceği oynaklık, gerçekleşmelerin beklentilerin üzerinde şekillenme ihtimalini canlı tutuyor. Büyüme ve üretim tarafında ise imalat PMI verisi öne çıkıyor. Dış denge tarafında ticaret açığı verisi, ihracat ve ithalat dinamikleri üzerinden ekonomik aktiviteye dair sinyal verecek. Açığın seyri, aynı zamanda kur gelişmeleri ve küresel talep koşullarıyla birlikte değerlendirilerek makro dengeler açısından önemini koruyor. BIST100 tarafında ise 12.400/500 bandını güçlü destek noktası olarak belirliyoruz. Yukarıda ise 13.000 aşılana kadar temkinli modda kalmayı sürdürüyoruz.
Rapor için tıklayınız.
Kaynak: Kuveyt Türk Yatırım