Haftalık Bülten
ABD’de geçtiğimiz hafta piyasaların odağında ticaret politikalarına ilişkin gelişmeler, ikinci çeyrek bilanço sezonu ve makroekonomik veri akışı yer aldı. Trump yönetiminin yaklaşık 60 ticaret ortağına yönelik %10 ile %12,5 arasında değişen yeni gümrük tarifelerini değerlendirdiğine yönelik haber akışı, küresel ticarette korumacılık endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Öte yandan bilanço sezonunda şimdiye kadar finansal sonuçlarını açıklayan S&P 500 şirketlerinin büyük bölümünün beklentilerin üzerinde kâr açıklaması risk iştahını desteklerken, Alphabet güçlü finansal sonuçlarıyla öne çıkarken, Tesla’da gelirlerin beklentileri aşmasına rağmen artan Ar-Ge harcamaları kârlılık görünümünü baskıladı. Makro veri tarafında ABD’de sanayi üretimi haziran ayında aylık %0,1 artarken, kapasite kullanım oranı %76,1 seviyesinde gerçekleşti. Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi temmuz ayı öncü verisinde 54,4’e yükselerek iç talebin dirençli görünümünü koruduğuna işaret etti. Haftalık işsizlik maaşı başvurularının 187 bin ile tarihi düşük seviyelere gerilemesi iş gücü piyasasındaki güçlü görünümü desteklerken, Öncü Ekonomik Göstergeler Endeksi’nin haziranda %0,2 gerilemesi büyüme tarafında sınırlı ivme kaybına işaret etti. Avrupa tarafında ise Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon ve çekirdek enflasyondaki gerileme dezenflasyon sürecini desteklerken, ECB beklentilere paralel olarak politika faizini sabit bıraktı. Jeopolitik gelişmeler de hafta boyunca yakından takip edildi. Husilerin Kızıldeniz’de enerji altyapısını hedef alan saldırıları ve ABD’nin İran’a yönelik sert açıklamaları Orta Doğu’da tansiyonu yükseltirken, arz güvenliğine ilişkin endişeler petrol fiyatlarında yükselişi beraberinde getirdi. Jeopolitik risklerin etkisiyle Brent petrol fiyatları 100 dolar seviyesini test ederken, enerji arzına ilişkin endişeler küresel piyasalarda enflasyonist baskıların yeniden fiyatlanmasına neden oldu. Kar satışlarının gündeme geldiği haftada S&P 500 %1,7, Nasdaq 100 endekslerinde %2’lik değer kaybı görülüyor.
Yurt içinde geçtiğimiz haftanın ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Temmuz ayı Para Politikası Kurulu toplantısı oldu. TCMB, piyasa ve kurum beklentilerimize paralel olarak politika faizini %37 seviyesinde sabit bırakırken, karar metninde iç talepteki zayıflamaya yönelik vurgular güvercin tarafta öne çıktı. Bununla birlikte enerji fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonun ana eğiliminde geçici artış beklentisi ve yukarı yönlü risklere yapılan vurgu, karar metnindeki dengeleyici unsurlar olarak takip edildi. Piyasa katılımcıları anketinde yıl sonu enflasyon beklentisinin %29,21 seviyesine yükselmesi ve 12 ay sonrası beklentilerin sınırlı artış göstermesi, enflasyon görünümündeki iyileşmenin henüz kalıcı olarak fiyatlamalara yansımadığına işaret etti. Makro veri tarafında öncü göstergelerde sınırlı zayıflama izlendi. Temmuz ayında Kapasite Kullanım Oranı aylık bazda 0,5 puan gerileyerek %73,8 seviyesinde gerçekleşirken, Reel Kesim Güven Endeksi de 101,2 seviyesine düştü. Söz konusu veriler, Haziran ayında görülen toparlanmanın ardından jeopolitik risklerin ve iç talepteki zayıflamanın ekonomik aktivite üzerindeki etkilerinin yeniden hissedildiğini gösterdi. Buna karşın, tüketici güven endeksi temmuz ayında %2,2 yükselerek 89,8 seviyesine ulaşırken, Mayıs 2023’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings ise Türkiye’nin kredi notunu “BB-” seviyesinde teyit ederken, görünümü “durağan” olarak korudu. Fitch değerlendirmesinde 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi %29,5, büyüme beklentisi ise %2,8 olarak açıklandı. Öte yandan yurt dışı üretici fiyat endeksinin yıllık bazda %30,33 artış göstermesi, özellikle enerji ve madencilik kalemlerindeki yüksek fiyat artışlarının maliyet baskısı oluşturmaya devam ettiğini ortaya koydu. Tüm gelişmeler ışığında BIST 100 endeksi haftayı %1,2 ve Katılım 100 endeksi ise %2,6’lık yükselişle tamamlamaya hazırlanıyor.
Küreselde Fed Faiz Kararı, Yurt içinde ise Moody’s’in Değerlendirmesi ve TCMB Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti Takip Edilecek…
Küresel piyasalarda gelecek haftanın odağında Fed faiz kararı (beklenti: %3,75 olarak sabit bırakılması yönünde), FOMC toplantısı ve ABD ikinci çeyrek büyüme verisi yer alacak. Fed’in politika kararından ziyade toplantı sonrası verilecek mesajlar, yılın geri kalan dönemine ilişkin faiz beklentileri açısından belirleyici olurken, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın açıklamaları ve FOMC üyelerinin yönlendirmeleri dolar endeksi, tahvil faizleri ve küresel risk iştahı üzerinde etkili olabilir. Makroekonomik veri tarafında ABD’de açıklanacak GSYİH verisi ekonomik aktivitenin seyrine ilişkin önemli sinyaller sunarken, Conference Board Tüketici Güveni iç talep görünümü açısından yakından takip edilecek. Bunun yanında OPEC toplantısından çıkacak kararlar ve Orta Doğu başta olmak üzere jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatları ve küresel risk algısı üzerinde belirleyici olmaya devam edecek. Genel görünümde gelecek haftada Fed toplantısı, ABD büyüme verisi, tüketici güveni, OPEC kararları ve jeopolitik gelişmelerin küresel piyasaların yön arayışında öne çıkan başlıklar olmasını bekliyoruz. Bu süreçte merkez bankası mesajları ve makro veri akışına bağlı olarak volatilitenin yüksek seyretmeye devam edebileceğini değerlendiriyoruz.
Yurt içinde gelecek haftanın en önemli gündem maddeleri arasında Moody’s kredi not değerlendirmesi (Beklenti: Ba3 (Durağan) notunun korunması yönünde), TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ve ekonomik aktivite verileri yer alacak. Moody’s tarafından gerçekleştirilecek değerlendirme, Türkiye’nin kredi görünümü ve yatırımcı algısı açısından yakından takip edilirken, olası mesajların risk primi ve piyasa fiyatlamaları üzerinde etkili olması beklenebilir. Makroekonomik veri tarafında haziran ayı işsizlik oranı , temmuz ayı ekonomik güven endeksi ve dış ticaret dengesi (Beklenti: – 10,40 milyar TL) verileri ekonomik aktivitenin seyrine ilişkin önemli sinyaller sunacak. Bunun yanında TCMB toplantı özeti, son faiz kararının ardından para politikasının gelecek dönem yönüne ilişkin ipuçları açısından takip edilecek. Öte yandan bilanço sezonu devam ederken, şirket finansal sonuçları hisse ve sektör bazlı ayrışmaların önümüzdeki dönemde de belirleyici olmasına katkı sağlayabilir. Bu doğrultuda gelecek hafta Akbank ve Yapı Kredi Bankası finansal sonuçları piyasalar açısından yakın takip edilecek. Genel görünümde bugün açıklanması beklenen Moody’s değerlendirmesinin yanı sıra gelecek haftada TCMB mesajları, makro veri akışı ve bilanço gelişmelerinin yurt içi piyasaların yön arayışında öne çıkan başlıklar olmasını bekliyoruz.
BIST100 tarafında ise 14.000 bölgesinde tutunma çabası dikkat çekiyor. Teknik anlamda 14.000 üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda 14.250 ve 14.500’lü bölgeler hedeflenebilir. Güçlü olarak nitelendirdiğimiz 14.000’inin korunamaması halinde ise 13.500’lü bölgelerin gündeme gelebileceğini değerlendiriyoruz. Bilanço sezonunun başlamasıyla birlikte hisse bazlı ayrışmaların ön planda olmasını bekliyoruz. Bu doğrultuda hisse seçiminin önemini bir kez daha vurguluyoruz. Operasyonel anlamda iyileşme kaydeden ve iskontolu fiyatlanan şirketlerin pozitif yönde ayrışabileceği kanaatindeyiz.
Rapor için tıklayınız.
Kaynak: Kuveyt Türk Yatırım
