Haftalık Bülten
Küresel piyasalarda hafta boyunca jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerindeki etkisi belirgin şekilde hissedildi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından Tahran yönetiminin bölgedeki ABD üslerine ve enerji altyapısına yönelik misilleme saldırıları gerçekleştirmesi, Orta Doğu’daki çatışmanın daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği endişelerini güçlendirdi. ABD Senatosu’nun Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarını sınırlamayı amaçlayan savaş yetkileri tasarısını reddetmesi, Washington yönetiminin İran’a karşı askeri adımlar konusunda önemli ölçüde serbest hareket edebileceği yönünde yorumlandı. Başkan Trump’ın operasyonların henüz ilk aşamada olduğunu ve “büyük dalganın henüz gelmediğini” ifade etmesi ise jeopolitik risk algısının daha da yükselmesine neden oldu. Ayrıca, Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı’nda tanker trafiğinin güvenliğini sağlamak amacıyla ABD donanmasının bölgedeki varlığını artırabileceği yönünde mesajlar verdi. ABD Federal Temyiz Mahkemesi, Trump yönetiminin Yüksek Mahkeme’nin tarife politikasını iptal eden kararının ardından gümrük vergilerinin iadesini erteleme talebini reddetti. Bu karar, ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Öte yandan, ABD’de açıklanan makroekonomik veriler piyasalara kısmi destek sağladı. Hizmet sektöründe büyümenin hız kazandığını gösteren veriler, ekonomik aktivitenin güçlü seyrini koruduğuna işaret etti. Açıklanan veriler, hizmet sektöründeki büyümenin 2022 yazından bu yana en hızlı ivmesine ulaştığını ortaya koyarken, fiyat artış hızında ise kademeli bir yavaşlamaya işaret etti. Bununla birlikte, Para politikası cephesinde ise ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim sürecine ilişkin beklentilerin zayıflaması tahvil piyasalarında satışları beraberinde getirdi. ABD’de güçlü gelen ekonomik veriler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerinde yeniden baskı oluşturabileceği endişesi, Fed’in beklenenden daha uzun süre sıkı para politikası uygulayabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Bu gelişmelerin etkisiyle ABD tahvil getirilerinde yükseliş gözlenirken, küresel finansal koşullarda sıkılaşma eğilimi ön plana çıktı. Haber akışlarının yoğun olduğu haftada S&P 500 %1,13 değer kaybederken, Nasdaq 100 endeksi yatay seyretti.
Yurt içinde ise; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Şubat 2026’da tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık %2,96 artışla yıllık bazda %31,53 olarak gerçekleşti. Söz konusu gerçekleşme, Kuveyt Türk Yatırım Araştırma olarak %3,39 olan beklentimizin altında kalırken, aylık %3 artış öngören piyasa konsensüsüne paralel gerçekleşti. Şubat ayında açıklanan enflasyon verileri dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret etmekle birlikte hizmet fiyatlarındaki katılık nedeniyle para politikasında temkinli duruşun korunabileceğine işaret etmektedir. Öte yandan, enflasyon göstergeleri açısından önemli bir öncü veri olarak kabul edilen İstanbul Ticaret Odası (İTO) Tüketici Fiyat İndeksi Şubat ayında aylık %3,85, yıllık bazda ise %37,88 artış kaydederek fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığına işaret etti. Türkiye enerji ithalatçısı olduğu için enerji fiyatlarındaki kalıcı artış makroekonomik dengeler üzerinde baskı oluşturabilir. Petrol fiyatında 10 dolarlık artışın enflasyonu 1,6 puan, cari açığı ise 2,6 milyar dolar artırma potansiyeli bulunuyor. Bu noktada eşel mobil uygulaması enflasyon etkisini sınırlayabilir; ancak bütçe üzerindeki yükü de artırabilir. Büyüme tarafında açıklanan veriler ise Türkiye ekonomisinin ılımlı fakat dengeli bir büyüme patikasında ilerlediğini gösterdi. TÜİK verilerine göre, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde Türkiye ekonomisi yıllık bazda %3,4 oranında büyüme kaydederken, çeyreklik bazda büyüme %0,4 olarak gerçekleşti. Açıklanan veriler piyasa beklentilerinin bir miktar altında kalsa da ekonomik aktivitenin dirençli seyrini koruduğunu gösterdi. Son çeyrek verisiyle birlikte Türkiye ekonomisi 2025 yılını yıllık %3,6 büyüme ile tamamlarken, büyümenin kompozisyonuna bakıldığında iç talepteki görece yavaşlamaya karşın ihracat ve hizmet sektörünün büyümeye katkı sağlamaya devam ettiği görülmektedir. Kur gelişmeleri açısından bakıldığında, Reel Efektif Döviz Kuru (REK) endeksinde yükselişin devam ettiği izlendi. TCMB tarafından yayımlanan verilere göre, Şubat ayında REK endeksi bir önceki aya kıyasla 1,02 puan artarak 103,17 seviyesine yükseldi. Veri akışının yoğun olduğu hafta genelini BIST100 endeksi %6,7, Katlım 100 endeksi ise %0,90’lık değer kaybıyla sürdürüyor.
ABD’de TÜFE, içeride ise TCMB’nin Faiz Kararı Takip Edilecek
Hafta boyunca açıklanacak veriler arasında ilk olarak ABD enflasyon verileri öne çıkıyor. Piyasalar, tüketici fiyatlarına ilişkin gelişmelerin enflasyondaki düşüş sürecinin devam edip etmediğine dair önemli sinyaller vermesini bekliyor. Enflasyon verilerinde olası bir yukarı yönlü sürpriz, enerji fiyatlarında son dönemde yaşanan artışla birlikte enflasyonist baskıların yeniden güçlenebileceğine işaret edebilir. Bu durum, para politikası beklentileri açısından kritik önem taşıyor. Özellikle Federal Reserve’in faiz indirim sürecine ilişkin beklentiler üzerinde enflasyon verilerinin belirleyici olması bekleniyor. Öte yandan açıklanacak çeyreklik büyüme verileri de ABD ekonomisinin mevcut momentumuna ilişkin önemli ipuçları sunacak. ABD enflasyon verileri ve büyüme göstergeleri Fed’in para politikası patikasına ilişkin beklentiler açısından kritik önem taşırken, ABD-İran geriliminin enerji piyasaları ve küresel risk iştahı üzerindeki etkileri de yakından izlenecek.
Haftanın en önemli gelişmesi TCMB tarafından açıklanacak faiz kararı olacak. Piyasalarda genel beklenti, mevcut sıkı para politikası duruşunun korunması yönünde şekilleniyor. TCMB’nin finansal piyasalarda yaşanan gelişmeleri dikkate alarak, 1 hafta vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara vermesini sıkı duruşa geçilme mesajı olarak yorumluyoruz. Bu doğrultuda TCMB’nin 12 Mart’taki toplantıda pas geçme ihtimalini yüksek görüyoruz. Karar metninde yer alacak yönlendirmeler ise önümüzdeki dönemde para politikası patikasına ilişkin beklentiler açısından yakından takip edilecek. Makroekonomik tarafta ise yoğun bir gündem bizi bekliyor. Hafta genelinde sanayi üretimi, cari işlemler dengesi, yıl sonu enflasyon beklentilerine yönelik değerlendirmeler takip edilecek konu başlıkları arasında yer alıyor. 11 Mart’ta 4. çeyrek bilanço dönemi sona erecek. Takip listemizde bulunan MLP Sağlık Hizmetleri bugün, Bim Birleşik Mağazalar ve Emlak Konut GYO ise 11 Mart Çarşamba finansal sonuçlarını açıklayacak. BIST 100 endeksi teknik görünümünü incelediğimizde ise; küresel haber akışlarının etkisiyle sert geri çekilme yaşanılan bir hafta geride kalıyor. Endeksin OBO formasyon oluşumu içerisinde fiyatlandığını değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda OBO boyun bölgesi olan 13.400 geçilene kadar temkinli modda bekliyoruz. Teknik açıdan 13.000 üzerinde kalıcılık sağlanamaması halinde 12.350/400’lü bölgeyi güçlü destek olarak belirliyoruz.
Rapor için tıklayınız.
Kaynak: Kuveyt Türk Yatırım