Haftalık Bülten
Küresel piyasalarda haftanın ana teması; Orta Doğu’da ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes, petrol fiyatlarındaki sert dalgalanmalar ve kritik makroekonomik veriler oldu. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a tanınan sürenin dolmasına saatler kala, Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerin olumlu sonuçlandığını açıkladı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in öncülüğünde ilerleyen süreç, taraflar arasında tansiyonun geçici olarak düşmesini sağladı. İran cephesinde ise Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ateşkes süresince Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişlerin İran ordusu koordinasyonunda sürdürüleceğini belirtti. Söz konusu gelişmelerin ardından petrol fiyatları hızlı bir geri çekilmeyle %15’e yakın düşüş göstererek 94 doların altına inerken, ateşkese ilişkin belirsizliklerin tamamen ortadan kalkmamasıyla birlikte 96 dolar seviyelerinde denge arayışı öne çıktı. Makro veri tarafında ise ABD’de Manşet TÜFE aylık ve yıllık bazda sırasıyla %0,9 ve %3,3 seviyelerinde gerçekleşti. Çekirdek TÜFE tarafında ise aylık ve yıllık bazda %0,2 ve %2,6 yükseliş gözlendi. Alt kırılımlar incelendiğinde enerji fiyatlarındaki belirgin yükselişin manşet enflasyonu yukarı yönlü etkilediği, buna karşın çekirdek kalemlerde daha ılımlı bir artış eğiliminin sürdüğü görülüyor. Diğer yandan ISM Hizmet PMI verisi 54,8 olan beklentilerin altında kalarak 54 seviyesine geriledi. 18 Mart tarihli FOMC toplantı tutanakları, enflasyona yönelik yukarı yönlü riskler ile istihdam tarafındaki aşağı yönlü risklerin eş zamanlı arttığını ortaya koydu. Ateşkesin sağladığı iyimserlikle ABD borsaları haftayı değer kazanımlarıyla tamamlamaya hazırlanıyor.
Yurt içinde ise ABD–İran ateşkesi sonrası risk iştahında belirgin bir toparlanma gözlendi. Hafta içinde reel efektif döviz kuru, hazine nakit dengesi ve sanayi üretim rakamları takip edilen makro veriler arasında yer aldı. TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru Mart’ta 1,83 puan artarak 104,61’e yükseldi. Böylece TL’nin reel değeri 2025 başından beri en yüksek seviyeye çıktı. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, hazine nakit dengesi Mart’ta 279,6 milyar TL açık verdi. Faiz dışı giderlerde düşüş gerçekleşmesine karşın, artan faiz ödemeleri nakit dengesi üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. TCMB verilerine göre, 3 Nisan haftasında yurtdışı yerleşikler hisse senedi piyasasında 217,8 milyon dolar, DİBS piyasasında ise 784,3 milyon dolar net satış gerçekleştirdi. Aynı dönemde brüt rezervler 6,3 milyar dolar artışla 161,6 milyar dolara yükselerek, 28 Şubat’ta başlayan jeopolitik gerilim sonrası ilk kez artış kaydetti. Buna karşın swap hariç net rezervler 20,2 milyar dolardan 18,4 milyar dolara geriledi. TÜİK verilerine göre Şubat ayında sanayi üretimi aylık %2,6, yıllık %2,2 artış göstererek öncü göstergelerdeki toparlanmayı teyit etti. Ancak Mart ayında Orta Doğu’daki gerilim ve PMI verilerindeki zayıflamaya paralel olarak sanayi üretiminde yeniden bir ivme kaybı görülebileceğini değerlendiriyoruz. Ateşkes sonrası Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 250 baz puan seviyesinin altına geri çekilirken, TL tahvil piyasasında alımlar öne çıktı. Borsa İstanbul’da ise bankacılık ve havacılık hisseleri öncülüğünde genele yayılan alımlar dikkat çekti. BIST 100 endeksinin 13.500 puan üzerindeki tutunmasını teknik açıdan olumlu değerlendirirken, endeks haftayı %7,5, Katılım 100 endeksi ise %6,2 yükselişle tamamlamaya hazırlanıyor.
Ateşkes Gündemi Sürerken; ABD’de ÜFE, Yurt İçinde Cari Denge ve S&P Notu İzlenecek…
Küresel piyasalarda ABD–İran ve İsrail hattındaki ateşkes sürecine ilişkin haber akışının fiyatlamalar üzerindeki belirleyici rolünü sürdürmesini bekliyoruz. Özellikle ateşkesin sağlıklı bir şekilde sürmesi halinde petrol fiyatlarındaki yeni normal makro görünüm için yakından izlenecek. Makroekonomik veri akışında ABD’de üretici fiyat endeksi (ÜFE) ile ekonomik aktivitenin seyri açısından yakından izlenen imalat endeksleri (Philadelphia Fed İmalat Endeksi, New York Empire Stateİmalat Endeksi), Bej Kitap ve Fed üyelerinin açıklamaları öne çıkıyor. Piyasa beklentileri, Fed’in 2026 yılı içerisinde faiz indirimi konusunda temkinli kalmaya devam edeceğine işaret ederken, ilk faiz indiriminin Eylül 2027 toplantısında yapılması bekleniyor.
Jeopolitik gelişmeler yurt içi piyasalar üzerinde de etkili olmayı sürdürüyor. Ateşkes sonrası risk iştahının toparlandığı Borsa İstanbul’da petrol fiyatlarında geri çekilmenin devam etmesi durumunda, artan risk iştahıyla birlikte yukarı yönlü eğilimin korunabileceğini değerlendiriyoruz. Önümüzdeki haftaya yurt içi piyasalarda ödemeler dengesi istatistikleri ve perakende satış rakamları ile başlıyoruz. Mevsimsel etkiler nedeniyle yılın ilk aylarında dış dengedeki zayıf görünümün sürmesi ve öncü dış ticaret verilerinde gözlenen açık artışı dikkate alındığında, cari açığın Şubat ayında da devam etmesini bekliyoruz. Haftanın geri kalanında konut fiyat endeksi, bütçe dengesi ve piyasa katılımcıları anketi izlenecek. Petrol fiyatlarındaki yüksek seviyeler sonrasında makro göstergelerde yukarı yönlü revizyonların sürebileceğini değerlendiriyoruz. Ayrıca, haftanın son işlem gününde S&P kredi notu ve görünüm raporu takip edilecek. Konsensüs beklentileri kredi notunun “BB-”,görünümünün ise “durağan” olarak korunacağı yönünde. 20 Nisan’da Türkiye Sigorta ile başlayacak 1Ç26 bilanço dönemine yaklaşılırken, beklentilerin şekillenmesiyle birlikte sektör ve hisse bazlı ayrışmaların daha belirgin hale gelmesini bekliyoruz.
Teknik görünümde, 13.500 puan üzerinde gerçekleşen kapanışı olumlu buluyoruz. Bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması halinde 13.970, 14.085 (Fibonacci %78,6) ve 14.200 seviyeleri direnç olarak öne çıkarken, olası geri çekilmelerde 13.810, 13.600 ve 13.450 seviyeleri destek konumunda izlenebilir.
Rapor için tıklayınız.
Kaynak: Kuveyt Türk Yatırım