Dünya Neden Yeniden Ankara’ya Bakıyor?

Son yıllarda uluslararası haberleri okurken kendimde küçük bir alışkanlık geliştirdim.

Yalnızca ana manşetlere değil, satır aralarına da bakıyorum.

Çünkü devletlerin birbirine bakışı çoğu zaman manşetlerde değil; haber içeriğinde hangi kelimelerin seçildiğinde, hangi başkentlerin öne çıktığında, hangi telefonların çaldığında ve hangi şehirlerin kritik toplantılara ev sahipliği yaptığında kendini ele verir.

Dolayısıyla NATO Liderler Zirvesi’nin Ankara’da yapılacağı haberini okuduğumda da aklıma ilk gelen şey zirvenin gündemi olmadı.

Savunma harcamaları…

Ukrayna…

Rusya…

Avrupa’nın güvenliği…

Gazze…

İran…

Bunların her biri elbette önemli.

Ama ben başka bir soruya takıldım.

Dünya, Türkiye’ye yeniden ne zaman bu kadar dikkatle bakmaya başladı?

Bu sorunun net bir cevabı yok.

Belki de cevabı tek bir olayda değil; son birkaç yılın birikiminde saklı.

Hatırlayalım…

Rusya ile Ukrayna arasında savaş başladığında gözler Ankara’ya çevrildi.

Tahıl Koridoru kurulurken Türkiye masadaydı.

Esir takaslarında yine Ankara devredeydi.

Suriye denklemi yeniden şekillenirken Türkiye olmadan hesap yapılamadı.

Kafkasya’da yeni dengeler oluşurken Ankara sürecin içindeydi.

Gazze’de ateşkes konuşulduğunda yine Türkiye’nin ana aktördü.

Şimdi de NATO’nun en kritik liderler zirvelerinden biri Ankara’da gerçekleştirilecek.

Bütün bunlara tek tek baktığınızda farklı okumalar yapabilirsiniz.

Ama aynı fotoğrafın içine koyduğunuzda bambaşka bir gerçek beliriyor.

Türkiye’nin uluslararası sistemdeki ağırlığı yeniden tanımlanıyor.

Bu yalnızca benim yaptığım bir değerlendirme de değil.

Birkaç yıl önce uluslararası gazeteleri açtığınızda Türkiye daha çok Batı ile yaşadığı gerilimler, demokrasi tartışmaları veya ekonomik kırılganlıklar üzerinden konuşuluyordu.

Bugün ise aynı yayınlarda farklı bir soru öne çıkıyor.

Avrupa güvenliği konuşulurken…

Karadeniz’in geleceği tartışılırken…

Orta Doğu yeniden şekillenirken…

Türkiye olmadan yeni güvenlik mimarisi kurulabilir mi?

İşte değişen budur.

Bu değişim bana göre tesadüf de değil.

Çünkü dünya değişti.

Ve dünya değiştikçe coğrafyanın değeri de yeniden arttı.

Uzun yıllar boyunca küreselleşmenin, teknolojinin ve ekonomik entegrasyonun coğrafyanın önemini azalttığı söylendi.

Sanki sınırlar eski anlamını kaybediyor, mesafeler önemini yitiriyor, ülkelerin bulunduğu yerden çok ürettikleri değer belirleyici hâle geliyordu.

Bugün ise tablo farklı.

Karadeniz yeniden önemli.

Doğu Akdeniz yeniden önemli.

Enerji koridorları yeniden önemli.

Boğazlar yeniden önemli.

Tedarik zincirleri yeniden önemli.

Ve bütün bu başlıkların tam merkezinde Türkiye bulunuyor.

Ancak burada belirleyici olan yalnızca coğrafya değil.

Çünkü coğrafya tek başına kader değildir.

Aynı coğrafyada bulunan her ülke aynı etkiyi oluşturamaz.

Asıl belirleyici olan; bulunduğunuz yeri diplomasiye, güvene, üretime ve stratejik kapasiteye dönüştürebilmektir.

Bu noktada son yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği dış politika ve liderlik yaklaşımının payı çok büyük. Çünkü uluslararası ilişkilerde yalnızca güçlü bir coğrafyaya sahip olmak yetmez; o coğrafyayı doğru zamanda doğru diplomatik hamlelerle değerlendirebilmek de gerekir. Türkiye’nin hem Doğu hem Batı ile konuşabilen, kriz dönemlerinde arabulucu rolü üstlenebilen ve farklı aktörlerle aynı anda temas kurabilen bir ülke olarak öne çıkmasında bu liderlik anlayışı etkili olmuştur.

Nitekim bugün Türkiye’nin dikkat çekmesinin nedeni de yalnızca bulunduğu yer değil; bulunduğu yeri jeopolitik bir avantaja dönüştürebilme kapasitesidir.

İşte Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi bana göre tam da bunun sembolüdür.

Bu zirve yalnızca liderlerin birkaç saat aynı masada oturacağı diplomatik bir toplantı değildir.

Bu zirve, dünyanın en büyük güvenlik ittifakının Türkiye’yi hangi konumda gördüğünü gösteren güçlü bir işarettir.

Üstelik bunun yalnızca siyasi değil, ekonomik sonuçları da olacaktır.

Çünkü bugünün NATO’su artık yalnızca tankların, savaş uçaklarının ve askerî planların konuşulduğu bir masa değil.

Mikroçiplerden yapay zekâya…

Siber güvenlikten uzay teknolojilerine…

Kritik minerallerden savunma yazılımlarına…

Ortak üretim zincirlerinden yüksek teknoloji yatırımlarına kadar uzanan dev bir ekosistemden söz ediyoruz.

Dolayısıyla Ankara’da kurulacak her temas, yalnızca diplomatik değil; aynı zamanda ekonomik, teknolojik ve endüstriyel bir temas anlamına gelecektir.

Türkiye açısından asıl fırsat da burada yatıyor.

Savunma sanayiinde son yıllarda oluşturulan üretim kapasitesini daha yüksek katma değerli ihracata dönüştürebilmek…

Ortak teknoloji geliştirme süreçlerinde daha fazla yer alabilmek…

Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisinin üretim tarafında daha güçlü konumlanabilmek…

Ve bütün bunları yalnızca savunma sanayiine değil; yazılımdan elektroniğe, makine sanayiinden lojistiğe kadar uzanan geniş bir ekosisteme yayabilmek…

Bence Ankara Zirvesi’ne en çok da bu açıdan bakmak gerekiyor.

Çünkü ülkeler yalnızca sahip oldukları güçle değil, kendilerine duyulan ihtiyaçla da büyürler.

Elbette bu tablo, Türkiye’nin bütün sorunlarını çözdüğü anlamına gelmiyor.

Ekonomide önümüzde hâlâ önemli bir mücadele alanı var.

Depremin ağır ekonomik ve sosyal maliyetlerini bütünüyle geride bırakmış değiliz.

Yakın coğrafyamızdaki savaşların oluşturduğu güvenlik ve ekonomik riskler de hâlâ sürüyor.

Fakat bir ülkenin aynı anda hem kendi sorunlarıyla mücadele edip hem de uluslararası ağırlığını artırması birbirini dışlayan iki gerçek değildir.

Tarih bunun pek çok örneğiyle doludur.

Bugün dünya yeniden sertleşiyor.

Güvenlik yeniden ekonomiyi belirliyor.

Coğrafya yeniden değer kazanıyor.

Ve Türkiye, uzun yıllardan sonra belki de ilk kez bu yeni dünyanın kenarında değil; merkezindeki tartışmaların içinde yer alıyor.

Tam da bu yüzden Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi’ni yalnızca bir diplomatik takvim maddesi olarak okumuyorum.

Bazen tarihin yönü uzun bildirilerle değil, toplantıların yapıldığı şehirlerle değişir.

Devletler bazen güçlerini ordularıyla gösterir.

Bazen ekonomileriyle.

Ama bazı dönemlerde en büyük güç göstergesi, dünyanın sizi konuşmak için hangi şehre geldiğidir.

Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi bana göre tam da bunu anlatıyor.

@ParaBorsaNet'i X'te Takip Et!

ÖNEMLİ HABERLER VE GÜNCEL PİYASA YORUMLARINI KAÇIRMAMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK HEMEN X'TE BİZİ TAKİP EDİN!