ABD-İran Geriliminin Piyasalara ve Makro Verilere Olası Etkileri / İnfo Yatırım – (01.03.2026)

ABD – İran Geriliminin Piyasalara ve Makro Verilere Olası Etkileri

ABD – İran Savaşının Kısa Sürede Bitmesi Olası Etki ABD – İran Savaşının  Uzun Sürmesi Olası Etki
BİST Sınırlı Negatif BİST Negatif
Altın Sınırlı Pozitif Altın Pozitif
Petrol* Sınırlı Pozitif Petrol* Pozitif
Döviz Piyasası Nötr Döviz Piyasası Sınırlı Yükseliş
Enflasyon Sınırlı Yükseliş Enflasyon Yükseliş
Ödemeler Dengesi Sınırlı Negatif Ödemeler Dengesi Negatif

*Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması varsayımı ile

ABD ile İran arasında piyasaları uzun süredir meşgul eden kriz, fiili çatışma boyutuna taşındı. İsrail de ABD ile birleşerek dün İran’a saldırılarını başlattı.

İran, Irak, Suriye, Kuveyt, Bahreyn ve BAE’deki ABD üsleri çevresine roket saldırıları yaptı.
ABD ise buna karşılık İran’a ait olduğu belirtilen bazı radar sistemlerini, füze mevzilerini, İHA altyapısını nokta atışıyla vurduğunu duyurdu.

İran dini lideri Hamaney ve İran Savunma Bakanı ile Genelkurmay Başkanı Abdülrahim Musevi ve Savunma Bakanı Aziz Nasırzade’nin saldırılarda öldüğü bildirildi.
İran, misilleme yaparak Tel Aviv’e (İsrail) füze fırlattı.

Hamaney’in öldürüldüğünün resmi olarak duyurulmasının ardından ABD Başkanı Trump yeni bir açıklama yaptı. “Dünya için, Amerika için büyük bir gün” diyen Trump, “İran’ın şimdiye kadarki misillemesi beklediğimizden daha zayıf. Diplomatik çözüm artık dünden daha kolay.” ifadesini kullandı. İran Hükümeti ise Hamaney’in öldürülmesinin ardından “Bu büyük suç asla cevapsız kalmayacak.” dedi. İran’da 7’si resmi tatil olmak üzere 40 gün yas ilan edildi.
İran, Hürmüz Boğazı’nı gemi geçişine kapatıldığını duyurdu.

HÜRMÜZ BOĞAZI KAPATILDI MI?

Savaş devam ederken Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığına ilişkin haberler doğrulanırsa, küresel enerji arzında ani ve sert bir şok yaşanabilir. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’si (günde 18–20 milyon varil) Hürmüz Boğazın’dan taşınıyor. Bu hattın devre dışı kalması, fiziki arzda doğrudan kesinti yaratmasa da risk primi kanalıyla petrol fiyatlarında hızlı bir yükselmeye neden olacaktır. Brent petrolün kısa sürede %10–15 bandında yukarı yönlü tepki vermesi, piyasanın arz güvenliği algısındaki bozulmayı açık biçimde yansıyabilir. (2019 yılında İran – ABD geriliminde petrol fiyatları %15 yükselmişti)

Enerji fiyatlarındaki olası bu artış, küresel enflasyon beklentilerini yukarı çekerken, özellikle enerji ithalatçısı ülkelerde cari denge üzerinde baskı yaratabilir. Enflasyonun tetiklenmesi ile birlikte merkez bankalarının para politikaları değişkenlik gösterebilir, faiz indirim alanı daraltabilir. Piyasalarda ise artan jeopolitik belirsizlikle birlikte hisse senedi piyasalarında riskten kaçış eğilimi güçlenebilecekken, savunma sanayi ve kısmi enerji hisseleri pozitif ayrışabileceği gibi özellikle havacılık (ulaştırma) ve sanayi sektörlerinde satış baskısı öne çıkabilir. Tahvil piyasasında güvenli liman talebiyle uzun vadeli getiriler gerilerken, dolar ve altın gibi varlıklarda fiyat artışı yaşanabilir. Makro düzeyde bakıldığında, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın küresel büyümeyi yaklaşık 0,2–0,3 puan aşağı çektiği, küresel enflasyonu ise 0,3–0,4 puan yukarı ittiği kabul görüyor. Bu kapsamda Hürmüz Boğazı kaynaklı arz riski kalıcı hale gelirse, dünya ekonomisi açısından büyüme ve enflasyon dengesini bozan tablo oluşması muhtemel.

Hürmüz Boğazı’nın kapanması tanker sigorta primlerini artırır. Alternatif rotaların daha uzun olacak olması yakıt ve zaman maliyetlerinin artırırken, tedarik zinciri aksar. Navlun fiyatlarındaki artış, mal fiyatlarına yansır ve küresel enflasyon sorunu yeniden oluşur.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN KAPALI KALMASININ TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

Boğazın kapalı kalması, petrol fiyatlarında sert yükselişe neden olabilir. Bu durum da şirketler açısından maliyetleri artırır. Türkiye, enerji ithalatçısı olduğu için bu durum daha sert yaşanabilir. (Örn; Rusya – Ukrayna savaşı ile enerji fiyatlarının yükselmesi ve Türkiye’deki yüksek enflasyon) Bu senaryoda akaryakıt fiyatlarının hızlı artması ve doğalgaz/elektrik maliyetlerinin yükselmesi beklenebilir. Üretim maliyetlerinin artması önce ÜFE’ye sonra ise TÜFE’ye yansıması kaçınılmaz olur. Enerji maliyetlerindeki yükselme cari açığı artırır.

Merkez Bankası çalışmaları gösteriyor ki petrol fiyatlarındaki her %10’luk yükseliş, enflasyonu yıllık bazda 1,2 – 1,3 puan arası yukarı yönlü itiyor.

Olası bu senaryonun hayata geçmesi durumunda zaten yüksek gelen ve yüksek gelmesi beklenen Ocak ve Şubat aylarındaki enflasyon verileri sonrasında Merkez Bankası’nın hareket alanı sınırlanabilir. Mart ayında yapılacak PPK’da faiz indirim beklentileri 50 baz puana kadar gerilemişken toplantı tarihinde risklerin sürmesi halinde Merkez Bankası’nın pas geçmesi ana senaryo olarak değerlendirilebilir. Altın fiyatlarındaki yukarı yönlü ivmelenme ise kağıt üstünde Merkez Bankası’nın rezervini güçlendirebilir.

SAVAŞIN YURT İÇİ PİYASALARA ETKİSİ

• Haftaya başlarken BİST100 endeksinde satış baskısı bekleriz. Bu satışın ilk etapta havacılık sektöründe bekleriz. Yukarıda anlattığımız enflasyon senaryoları nedeniyle bankacılık tarafında da baskı yaşanması muhtemeldir.

• Savunma sanayi ve kısmi enerji paylarında pozitif ayrışma görülebilir. Havacılık sektörünün sert baskılanması beklenirken, süreç uzarsa turizm sektörü de sekteye uğrar. Türkiye’nin turizm gelirlerinde olası azalış cari açığı daha da artırabilecekken turizm sektörü payları bu durumda negatif etkilenebilir.

• Dolar / TL kurunda sınırlı artış beklenir. Fakat Merkez Bankası’nın döviz piyasasındaki yüksek volatiliteye izin vermeyeceğini düşünüyoruz.

• Sadece Türkiye ile sınırlı kalmamakla birlikte ülkelerin CDS’lerinde yükselme beklenir.

OPERASYON NE KADAR SÜRECEK? BAŞKA ÜLKELER KATILACAK MI?

Operasyonun süresine ilişkin belirsizlik ve çatışmanın başka ülkelere yayılıp yayılmayacağı ya da başka ülkelerin katılıp katılmayacağı (Örnek: Rusya) dair soru işaretleri, piyasalarda fiyatlamanın temel belirleyicisi olmaya devam eder. Zira ABD ile İran arasında yaşanan askeri karşılaşmanın kısa vadede sınırlı misilleme çerçevesinde kalması halinde risk primi kademeli olarak gerileyebilirken, operasyonun uzaması veya Körfez ülkeleri, İsrail ya da başka ülkelerin daha doğrudan biçimde sürece dahil olması durumunda çatışmanın bölgesel savaşa evrilme olasılığı belirgin şekilde artırabilir. Operasyonun süresinin uzaması, enerji arzına ilişkin endişeleri derinleştirerek enflasyon beklentilerini yukarı çekerken, finansal varlıklarda kalıcı bir riskten kaçış davranışını tetikleyebilir. Dolayısıyla mevcut tabloda en kritik eşik, çatışmanın coğrafi olarak genişleyip genişlemeyeceği ve askeri faaliyetlerin haftalar ölçeğine yayılıp yayılmayacağıdır; bu iki unsurun netleşmemesi, hem ekonomik aktörlerin karar alma süreçlerini hem de piyasa fiyatlamalarını yüksek oynaklık rejiminde tutmaya devam eder.

HAMENEY’İN ÖLDÜRÜLMESİ, OPERASYONU KISA TUTAR MI?

Hamaney’in ölümünün teyit edilmesi, ABD açısından askeri hedefe ulaşıldığı algısını güçlendirse de İran tarafında bu gelişme rejimin varlığına yönelik saldırı olarak da okunabilir. İdeolojik mobilizasyon kapasitesi yüksek bir sistemde lider kaybı, karar alma süreçlerini felce uğratmaktan ziyade kolektif tepkiyi sertleştirme eğilimi de doğurabilir. Bu da operasyonun süresinden çok şiddet düzeyini ve coğrafi yayılımını belirleyici kılabilir. Dolayısıyla Hamaney’in öldürülmesi, ABD’nin caydırıcılık hedefini teknik olarak karşılamış görünse bile, piyasa ve makro görünüm açısından hızlı kapanış senaryosundan ziyade yüksek oynaklığı da artırabilir.