Piyasa ekonomisi denildiğinde akla çoğu zaman devletin ekonomiden tamamen çekildiği, fiyatların yalnızca arz ve talep tarafından belirlendiği bir düzen gelir. Oysa iktisat literatürü bize çok farklı bir gerçeği hatırlatır; serbest piyasa ekonomisinin varlığı ile rekabetçi piyasanın korunması aynı şey değildir. Rekabetçi piyasanın korunması devletin temel görevlerinden birisidir.
Bu nedenle, modern ekonomilerde devlet yalnızca kural koyan bir otorite değil, aynı zamanda piyasanın adil işlemesini sağlayan bir hakemdir. Hakemin sahaya hiç çıkmadığı bir oyunun nasıl kaosa sürüklenmesi kaçınılmazsa, denetimsiz bırakılan piyasaların da zamanla tüketici aleyhine sonuçlar üretmesi mümkündür.
İktisat literatüründe ‘doğrudan kontrol politikaları’ olarak tanımlanan uygulamalar tam da bu noktada devreye girer. Fiyat denetimleri, rekabet soruşturmaları, piyasa gözetimi, stok ve arz incelemeleri, kartelleşme iddialarının araştırılması ve gerektiğinde yönetsel tedbirlerin alınması bu çerçevede değerlendirilir. Amaç piyasayı ortadan kaldırmak değil, piyasayı piyasa yapan rekabet şartlarını korumaktır.
Son dönemde beyaz et sektörüne yönelik başlatılan soruşturma ve alınan tedbirler de bu açıdan değerlendirilmelidir. Mesele birkaç şirketle ilgili hukuki bir süreçten ibaret değildir. Asıl mesele, milyonlarca tüketicinin temel gıda ürünlerine makul fiyatlarla erişebilmesidir. Beyaz et, Türkiye’de dar ve orta gelirli ailelerin en önemli protein kaynaklarından biridir. Bu nedenle sektörde yaşanan her fiyat hareketi doğrudan doğruya hane bütçelerini etkilemektedir. Son yıllarda tüketicilerin fiyat artışlarına ilişkin şikayetleri artarken, kamu kurumlarının da sektöre yönelik çeşitli uyarılarda bulunduğu biliniyor.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!