Siyasilelerden mecliste darbeye ortak tepki

Meclis’e ilk olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve arkasında Başbakan Binali Yıldırım geldi. 

TBMM Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında yaptığı toplantıda şehitler içine saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı okundu. Kahraman, daha sonra İstiklal Marşı’nın diğer 8 kıtasını okudu. Oturuma katılan bütün milletvekilleri ayakta alkışladı.

Kahraman daha sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Dün akşamdan beri çok gergin, çok acı verici, çok ibretli saatler yaşamış bulunuyoruz. 15 Temmuz Demokrasi Bayramı’nın bir güzel tablosuyla karşı karşıyayız. Dileğimiz birliğimizin aynı şekilde devam etmesidir. Milletimize bu acıyı yaşatanlar müstehak oldukları cezaya çarptırılacaktır. Bu darbe teşebbüsünü fevri, anlık olarak değerlendirirsek, doğru değerlendiremeyiz ve anlayamayız. Türkiyemizin iç meselelerine tarihine, medeniyetine ve kültürüne sadık kalması, Türkiye’yi yönelendirecek politikalar dikte edecek bir takım dış güçleri rahatsız etmektedir. Türkiyemizin dış politikasına ilişkin meselelerde bir duruş sergileme çabası içinde olması, ülkemizin gelişmesini istemeyen bir takım güçleri rahatsız etmektedir.

Ne yazık ki dün akşam bir darbe girişimi yaşandı. Siyasi partilerimiz, STK’lar, devlet kurumlarımız, TSK’nın darbeyi prim vermeyen büyük çoğunluğu, aziz milletimiz ve milletvekillerimiz, vatan hainlerinin bu darbe girişimine onurla direnmiş ve Cenabı Hakkın yardımıyla buna izin vermemiştir.

Ne yazık ki bu hadiseler sırasında asiler birçok vatandaşımızın ölümüne ve yaralanmasına sebep olmuşlardır. Birçok kamu binası saldırıya maruz kalmıştır. TBMM bombalanmıştır. Bu gazi meclise bomba atılmıştır. Ellerine verilmiş silahları devlete ve millete yöneltmişlerdir. Bu unsurlar milletin bağrına silahlarını dayamıştır. Bir yabancı güce saldırıyormuş gibi halka saldırılmıştır. Herkese geçmiş olsun diliyor, bir daha böyle kara günler yaşanmamasını diliyorum.

Bu bir tür terördür. Yaşanan kalkışma başarılı olamamıştır. Devlet bu olayın sorumlularının ve iç ve dış uzantılarının ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bunu hukuk içinde yapacaktır. Bu kalkışmayı yapanlar küçük bir azınlıktır. Emir ve komuta zincirinin dışına çıkmış devlete isyan etmişlerdir. Gereken yapılacaktır ve en ağır şekilde cezalandırılacaktır.

Şimdi metanetimizi, sağduyumuzu koruyarak bu meseleyi kökünden temizlemek için birlik ve beraberlik zamanıdır. Bu millet tarihinde pek çok kötü badireler atlatmıştır. Bu günler de geçecektir. Biliyoruz ki zorlukta birlikte kolaylık vardır. TBMM, burada bir demokrasi nöbetinde bulundu. Hiçbir parti farkı gözetmeksizin aynı ruhla bir arada bulundu. AK Parti, CHP ve MHP yetkilileri buraya geldi. HDP Eş Genel Başkanı beni Diyarbakır’dan aradı, bu toplantıya katılacaklarını ve darbe karşı olduklarını ifade ettiler. Ortak metnini birlikte okuyacağız ve topluma sunacağız.

Resmi ve sivil hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara şifa diliyorum. Cumhurbaşkanımızdan halkımıza gereken tavır ortaya konmuştur. Bir daha böyle bir gün olmayacaktır. Bütün siyasi partilerimize, genel başkanlarımızın şahsında milletvekillerimize, bütün halkımıza, her ilde meydanları dolduran ve demokrasi nöbeti tutan herkese teşekkürlerimizi sunmak istiyorum. Egemenlik millete aittir. Bunu toplum haykırmıştır.

Türkiye demokrasiyi benimsemiştir, bunu değiştirmeye kimsenin gücü olmayacaktır. Bütün güvenlik güçlerimiz gayret göstermiştir, çok kısa bir zamanda toplumumuz normal hayatına dönecektir. Kısa zamanda bu yaralarımızı saracağımıza inanıyorum.

Bir aradayız, dışarıda büyük bir kalabalık var. Bir bütünlük altında bu şanlı bayrağımız altında bir arada olmaya devam edeceğiz. Gazi Meclisimizin dik duruşuyla milli egemenliğe sahip çıktığı için saygılarımı sunuyorum. 15 Temmuz Demokrasi Bayramınızı kutluyorum.”

AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Binali Yıldırım: Gazi Meclis’in değerli başkanı, siyasi partilerimizin genel başkanları, yüksek yargının çok değerli başkanları, değerli misafirler, saygıdeğer milletvekilleri.

Dün gece milletin bağımsızlığını, namusunu korumak için sokağa çıkan, tankların önünde kahraman olarak dikilen, o mübarek kanlarıyla milletin istiklalini muhafaza eden şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. Hepsini bu yüce meclisin çatısı altından saygıyla, şükranla selamlıyorum. O kahramanların ailelerine sesleniyorum; üzülmeyin onlar peygamberlikten sonra en büyük payeye ulaştılar. O kahramanlar düne kadar sizin evlatlarınızdı, ancak bugün milletin evlatları olduklar. Türkiye Cumhuriyeti var oldukça isimleri yaşayacak. Yaralı kardeşlerimi selamlıyorum, acil şifalar diliyorum.

Milli iradeyi teslim almak isteyenler karşısında, sokağı teslim alan aziz milletimi bu yüce meclisin çatısı altından yürekten selamlıyor, böyle bir milletin evladı olmaktan gurur duyuyorum. Cumhurbaşkanımız, Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’a dik duruşundan dolayı teşekkür ediyorum. Siyasi parti genel başkanlarına dayanışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Emniyet teşkilatımıza polislerimin alnında öpüyorum. Peygamber ocağı TSK’nın vatanını, milletini, bayrağını seven demokrasiye gönülden bağlı her personelinin alınlarından öpüyorum.

Darbe karşısında dünyaya örnek olacak bir duruş sergileyen medya temsilcilerimize özellikle teşekkür ediyorum. STK’larımıza sabaha kadar kesintisiz ezan ve sela okuyan imamlarımıza, seccadelerinin başında dua eden kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bayraklarını alıp sokağa çıkan vatandaşlarıma, dost ve kardeş ülkelere teşekkür ediyorum.

Dün gece barikatları aşarak, tankları geçerek, kurşunları savuşturarak TBMM’ye geldiniz, ışıkları açtınız genel kurulu açtınız. Ya demokrasi ya ölüm diyerek bu salonda dimdik durdunuz. Milletin meclisinin üzerine bombalar yağdırdılar bir tek geri adım atmadınız. Her birinizin ölümü yanı başınızda hissettiğini biliyorum. Dünya demokrasilerine örnek bir duruş sergilediniz. Millet sokakta istiklaline sahip çıkarken, sizler de burada demokrasiye, milli iradeye sımsıkı sarıldınız. Bu tavrınızla tarih bu yüce meclisi bir kez daha yazdı. Türkiye’nin tarihini değiştirdiniz. Bir dayanışma, bir kardeşlik, bir işbirliği sergilediniz. Milletimizden sonra en büyük övgüyü bu gazi meclis hak ediyor.

Gazi Meclis 23 Nisan 1920 sonrası en sıkıntılı gecesini yaşadı. İşgal kuvvetleri Polatlı’ya kadar gelmişti ama bu Meclis’e dokunmadı. 1960’ta Meclis ruhuna saldırsalar bile bedenine dokunamadılar. 1980’de Meclis bombalanmadı. 28 Şubat’ta Meclis’e dokunulmadı. Dün gece öyle pervasızca bir saldırı gerçekleşti ki ruhunu ve bedenini hedef aldılar. Bunlar asker değil, asker kılığında teröristlerdir. Gözleri dönmüştü, gözlerini kan bürümüştü, ihanet ve haşhaş akıllarını teslim almıştı. Bilmedikleri şuydu; milletin evine dokunanın eli yanar, milletin evine el uzatının eli kırılır. İşte daha 24 saat geçmeden elleri yandı, o bombalara basan elleri kırıldı. İnşallah ocakları da ebediyen söndü. Bugün burada tarihe bir not düşmek isterim. Bundan sonra 50 yıl, 100 yıl, 1000 yıl, bu Meclis’e kim el uzatırsa akıbeti aynı olacaktır. Hiçbir darbe, girişim yapanların yanına kar kalmadı, bundan sonra da kalmayacak. Ama geçiren olursa gözünün önüne bugün hayatları sönmüş darbeciler gelecek ve buna asla yeltenemeyeceklerdir.

Bugün yeni bir gün. Bugün büyük bir badirenin altında 79 milyonun tek yürek olduğu gündür. Bugün AK Parti’nin, CHP’nin, MHP’nin, HDP’nin, Meclis dışındaki bütün partilerin ortak sesle darbeye hayır dediği gündür. Milletimize, istiklalimize, devletimize ve milletimize yönelik bir saldırıda nasıl bir araya geldiğimizi bütün dünyaya gösterdik. Bugün bir milattır. Bu yeni bir sürecin başlangıcıdır. Bu ruhla bir terörü yeneriz, bu ruhla yaralarımızı da sararız. Bu birliktelik ruhuyla Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal’in işaret ettiği muassır medeniyetler seviyesine de çıkarırız.

AK Parti Genel Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, Meclisimizde oluşan bu birliktelik ruhuna sahip çıkacağımızın sözünü veriyorum. Vatan Caddesi’nde, Kızılay Meydanı’nda, havaalanlarında, AK Partililer, CHP’liler, MHP’liler, HDP’liler tek yürek oldular, tek eylem yaptılar. İhanet ve terör karşısında sarsılmaz birliktelik içinde olma talimatını biz milletimizden aldık. Bu tarihi dayanışmayı geleceğe de taşıyacağız.

İnadında demokrasi, inadına milli irade, inanıda barış, inadına kardeşlik. Millete darbe yapmaya kalkanlar darbeyi kendisi yemiştir. 15 Temmuz artık Demokrasi Nöbeti’nin tutulduğu gündür, Demokrasi Bayramı günüdür.

Kılıçdaroğlu: Açıkça lanetliyoruz

“Türkiye Cumhuriyeti bize altın tabak içinde sunulmadı. Acıyla, kanla, gözyaşıyla kurduk. yeniden bir devlet kurmak için verdiğimiz mücadele tüm dünyanın saygısını kazandı. Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak da cumhuriyeti kuranların vasiyetidir.

Demokrasiyi oluşturmak kolay değildir. Tarihin her evresinde bunu görürüz. Biz de ağır bedeller ödedik. Bu ağır bedeller hep darbe dönemlerinden sonra olmuştur.

Açıkça söyleyelim, dün yaşadığımız olay doğrudan bir darbe girişimidir. Cumhuriyetimize, tarihsel birikimize yapılan bir darbedir. Bunun için biz Anayasamımıza öyle maddeler koyduk ki değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Her koşulda demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, laikliği savunmak ortak görevimimizdir. Açık gönüllükle, grubum adına açıkça lanetliyoruz.

Olay hepimizde derin üzüntü yarattı. Ne mutlu ki bu süreç siyasette olması gereken ortak paydada bizleri birleştirdi. Bu Cumhuriyet ve demokrasiye olan bağlılıktır. Bu bize grur ve onur veriyor. Bunu dilimizle değil, yüreğimizle de söylemeye devam edeceğiz.

Demokrasi hukukun üstünlüğüdür, Anayasa ve ettiğimiz yemine bağlılıktır, demokrasi düşünce özgürlüğü, medya özgürlüğü, tarafsız yargı, güçler ayrılığı, vicdan ve din özgürlüğü demektir. Dün halkımız meydanlara çıktı ve darbeye karşı direnme hakkını kullandı. Hukukun çiğnendiği hallerde, demokrasinin darbe ile yok edilmesi istenildiği hallerde direnme hakkının ne kadar önemli olduğunu dün gördük. Bu Meclis sonuna kadar demokrasiyi savunacaktır, Cumhuriyet’in değerlerini sonuna kadar savunacaktır.

Hep birlikte, Cumhuriyetçi ve özgürlüçü demokrasi bağlamında cepheyi genişletmeliyiz. Herkes bu tarihi sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir. Bu darbe girişimini parlamenter demokratik sistemin engellediğini hatırlamamız gerekiyor. Darbenin bastırılması demokratik sistemin ulaştığı olgunluğu göstermektedir.

İleride bu darbe girişimi nasıl önlendi diye tarihçiler araştıracaktır. Burada özgürlükçü kalmış bir medyamız var. Medya darbecilerin yolunu kapattı ve özgürlüğün yolunu gösterdi. Hepimizin gözleri önünde medya halkın doğru bilgilendirilmesini sağladı, halka direnme hakkını korunması konusunda cesaret verdi. Medya özgürlüğü çağdaş demokrasilerde dördüncü büyük güç.

Siyasi partilerin darbe karşısında gösterdiği ortak tavır, özeleştiri yapma fırsatını da sordu. Demokrasi geliştikçe Türkiye dünyanın saygın ülkelerinden biri olacaktır. Bu darbe girişimiyle ilgili her partinin özeleştiri yapması sorumluluktur. Bu darbe girişimiyle ilgili olmak, her darbe girişimine karşı olmak bu Meclis’in görevidir. Teröre karşı nasıl ortak tavır koyuyorsak, demokrasi üzerindeki vesayete karşı da ortak tavır koymalıyız. Demokrasi üzerinde kim olursa olsun demokrasi üzerindeki vesayete bu parlamento izin vermemelidir.

Korumaya yemin ettiğimiz demokratik, laik, hukuk devleti bunun anahtarıdır. Her milletvekimiz el ele mücadele etti. Patlayan bomba altında demokrasiye sahip çıktılar. Uzlaşı kültürü içinde Türkiye’nin sorunlarını çözmek için birlikte çalışmak zorundayız. Yaşadığımız tüm sorunları tam demokrasi, daha fazla özgürlük içinde çözebiliriz. Demokrasiye yönelen her tehdit de Türkiye’ye yönelen tehdittir. Anayasa ve hukukun dışına çıkanlar bunun bedelini mutlaka ödemeliler.

Önümüzde çok kritik bir dönem olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Bu dönemi hukuk içinde kalarak atlatmamız gerekir. Hukuktan vazgeçmeyeceğiz, adalet mültün temelidir. Kim adaletten saptıysa hukukun içinde yargılayacağız. Devletin saygınlığına düşen de budur.

Bu saldırılarda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarıma Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Muhterem heyetinizle birlikle, bir ferdi olmakla onur duyduğum aziz milleti selamlıyorum. Her bir vatandaşıma şükranlarımı sınuyorum.

Dün gece demokrasiye darbe indirilmek istenmiştir. Milli varlığın tümden yıkılması maksadıyla, TSK içine sızmış bir avuç düşman işbirlikçisi milletimizin karşısına çıkmıştır. Genelkurmay Karargahı işgal edilmiş, Genelkurmay Başkanı yakalanmıştır. Düşmanlar gecemizi zehir etmiştir. Türk demokrasisi çok çetin bir imtihandan geçmiştir. ÇAtısı altında bulunduğumuz Gazi Meclis havadan bombalanmıştır. Emniyet binaları, devlet televizyonu, yollar, köprüler, havalimanları, askeri üsler ablukaya alınmış, saldırıya uğramıştır.

Tanklar sokaklara çıkmıştır. TBMM’nin bombalanması korkunçu bir hainliktir. Böylesi bir çılgınlığı milli mücadele yıllarında yedi düvel bile yapmamıştır. Bu barbarlığa hiçbir odak cüret edememiştir. Gazi Meclis’e isabet eden her bomba 79 milyona değmiştir. Bu şerefsiz kalkışma yalnızca seçilmiş hükümeti değil, Türk milletini hedef almıştır.

Kanı bozuk çevre ve odaklar son kozlarını oynayarak, ülkemizi kaosa mahkum etmek istemişlerdir. Bu kanlı, kalleş bir terör saldırısıdır. Bu saldır Türk askerinin içinden devşirilmiş, küçük bir grup tarafında icra edilmiştir. Demokrasi uçurumdan dönmüştür. Milli iradeye sürülmek istenen kara leke, milletimiz tarafından temizlenmiştir.

İhtilaller, muhtıralar, cunta dönemleri tarihin çöplüğüne atılmıştır. Hiçbir çete, hiçbir paralel yapı, hiçbir darbe hevesli mihrak bu zemini çatalyamayacaktır. Parti aidiyetimiz ne olursa olsun, siyasi görüşümüz ne olursa olsun hepimiz Türk milletinin mensubuyuz. Anda birsek atide de bir olacağız. Başka bir Türkiye yok. Başka bir vatan coğrafyası da yok. Nereye varacaksak demokasi içinde kalarak varacağız.

Türkiye Cumhuriyeti her musibeti defedecek kuvvettedir. Gazi Meclis’e bomba atacak kadar gözü dönmüş çürümüşler, TSK’nın parçası olamaz. Bunların yediğini içtiğini burnundan getirmek boynumuzun borcudur. Devlet tektir, bayrak tektir, dil tektir, vatan tektir, millet birdir, diridir, zalimlere karşı tavizsizdir.

Masum vatandaşlarımıza kurşun sıkan, 161 evladımızın şahadetine neden olan darbecileri şiddetle lanetliyorum. 15 Temmuz darbe girişiminde hayatlarını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kardeşliğimiz yara almasın. TSK bünyesinde kanserleşmiş hücreleri yok etmek hepimize düşen milli bir sorumluluktur. Hiçbir şeyden haberi olmayan Mehmetçiği sokağa çıkaranlar, işledikleri suçların son zerresine kadar hesabını vermelidir. Aziz milletimiz sabırlı ve soğukkanlı olmalıdır. Demokrasiden en ufak ödün verilmesi mümkün değildir. Kararımızdan dönmeyeceğiz, yerli veya yabancı operasyonlara karşı sarsılmaz iradeyle cevap vereceğiz. Hepimize geçmiş olsun diliyorum. Herkesin hissesine düşen dersi çıkarmasını umuyorum.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken: 15 Temmuz akşamı saat 10 sularında başlayan, hala bu saate kadar tehdit olarak varlığını devam ettiren bir darbe girişimiyle karşı karşıyayız. Bu darbeci anlayışını partim adına en sert şekilde kınadığımı ifade ediyorum. Hiçbir darbenin hiçbir gerekçesi olamayacağını ifade etmek istiyorum.

Bu darbe girişiminin de kontrol altına alınması en büyük temenni ve amaç olarak ortaya konulmuştur. Bu pervasız saldırılar sonucu 161 yurttaşımız yaşamını yitirmiş, Meclisimiz bombalanmıştır. Bu demokrasimizin ne büyük tehlike altında olduğunu ortaya koymaktadır. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Böylesi saldırılar asla başarıya ulaşamayacaktır. Bu tarz saldırı yapmayı planlayanlar bilmelidir ki, Türkiye halkları darbeye asla boyun eğmedi, bundan sonra da asla eğmeyecektir. 1969, 1971, 1980’de ve 28 Şubat’ta görüşdüğü üzere askeri ve diğer yollarla gerçekleşen tüm darbelere karşı dimdik durulmuştur.

HDP bugüne kadar olduğu gibi tarihi direnişin misyonu olarak görevini yerine getirecektir. Her türlü işbirliğini gerçekleştireceğimizi ifade ediyoruz. Siyaseti dizayn etmek isteyen hiçbir yöntem kabul edilmeyecektir. Dün akşamki darbe girişimi tipik bir askeri darbeyi aşan vahşet, katlima, kaosu hedefleyen komplike bir planlamayı ortaya koymuştur.

Devleti ele geçirmeye çalışan iktidar kavgaları ülkeyi uçurumun kenarına sürüklemekteydi. Bu gerginliğe karşı tek çıkış noktasının Kürt meselesi başta olmak üzere, hukuk devletinin güçlendirilmesi, demokrasinin geliştirilmesini her platformda ifade ettik. İşleyen darbe mekaneğine ilişkin her türlü uyarıyı yaptık. Ancak her uyarımıza rağmen iktidar, halkımızın beklentilerini tam olarak karşılayamamıştır.

2013 yılına kadar güçlendirilen paralel yapı, 7 Haziran seçim sonuçlarının tanınmaması, siyasetçilerin dokunulmazlıklarının kaldırılarak askere verilmesi, demokratik siyaset alanını daraltmıştır. Bizler HDP olarak bu darbe girişimine zemin hazırlayan 7 Haziran sonrası devreye konan savaş politakaları olduğunu ifade ederiz. Demokrasi dışı güçlere yasal güçler katarak darbe mekaneğini güçlü tutumuştur.

Darbe ihtmali üzerinden düşündüğümüzde, darbelere yol açan zemin yok edilmeden bu sonlanmayacaktır. 15 Temmuz saldırısı umduğunu bulamamış, halkımızın ve siyaset kurumunun doğru tavırlarıyla yok edilmiştir. Siyaset kurumuna önemli görevler düşmektedir. Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de darbenin panzehirinin barış ve demokrasi olduğunu ifade ediyoruz.

Dün Ankara’da tankları ve savaş uçaklarını ortaya çıkan tehlikeyi böyle değerlendirmek gerekiyor. Cizre’de, Silopi’de, Yüksekova’da yaşananların diğer bölgelerde yaşanma ihtimaline dikkat çektik, ancak bunun anlanması için dün beklendi. Başta siyasi iktidar olmak üzere tüm siyaset kurumları bu hayati aciliyeti gündemlerine almalıdır. Ayırştırıcı, kutuplaştırıcı dilden vazgeçerek insan haklarına dayalı bir hukukun oluşması, antidemokratik arayışların sonlanması ülkeye barış getirmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

Bu katliamcı saldırıları amasız fakatsız kınıyoruz. Hükümetin demokratik siyasetin güçlendirilmesi için muhalefet partileri ile hareket etmesi son derece önemlidir. Ülkemizi demokrasi adasına dönüştürmek için önemli bir adımla karşı karşıyayız. Tüm siyasetin emek güçlerin tavrını olumlu bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Habertürk