Küresel Krizin Neresindeyiz?

Mahfi Eğilmez – 21.04.2013

Tarihin ilk küresel ekonomik krizi

Bazı yorumcular küresel krizin ABD’de 2006 yılında ortaya çıkan subprime mortgage kriziyle başladığını, bazı yorumcular da yine ABD’de ortaya çıkan Lehman Brothers’ın batışının gerçekleştiği 2008 yılında başladığını kabul ediyor. Bence krizin başladığı yıldan çok küreselleşmesi önem taşıyor. Bu da 2008 yılında gerçekleşmiş görünüyor. O nedenle başlangıç yılı olarak 2008 yılını almak daha doğru bir yaklaşım olacak.

Küresel kriz, başlangıçta finansal bir kriz olarak ortaya çıktı ve bir süre o çerçevede devam etti. Sonraları giderek reel sektöre de yayıldı ve bir ekonomik krize dönüştü.

Bu krize üç ayrı isim yakıştırılıyor: Küresel Finans Krizi, Küresel Kriz, Büyük Resesyon. Büyük Resesyon IMF tarafından verilmiş olan isim. Ben bu krizin gerçek adının Küresel Ekonomik Kriz olduğunu düşünüyorum. Bu isim hem finans krizini hem de resesyonu kapsıyor. Kriz ülkeden ülkeye ekonomiden ekonomiye sektörden sektöre farklı görünümler sergilese de bütün dünya ekonomiklerini ve bütün sektörleri etkilediği için Küresel Kriz adını koyarak makro bir çerçeveye oturtmak daha anlamlı görünüyor.

Bu krizin bütün öteki krizlerden en önemli farkı ilk küresel kriz olmasıdır. Çünkü dünya ilk kez bu kriz öncesinde kapitalizmin küresel sistem haline geldiği bir yapıya bürünmüştür. Örneğin 1929 Büyük Depresyon’u kapitalizmin krizi olarak çıkmış ve orada kalmış o zaman var olan, kendi içine kapalı sosyalist dünyayı pek etkilememiştir. Dolayısıyla 1929 krizi bir küresel kriz değildir.

Dünya nasıl etkilendi?

Aşağıda sunduğum tablodaki veriler dünyanın kriz öncesi ve kriz süresince geçirdiği değişimleri özet olarak ortaya koymaktadır. (her üç tablodaki verileri IMF’nin “Dünyanın Ekonomik Görünümü Nisan 2013” veri setinden derledim. Tablolardaki veriler yüzde olarak okunmalıdır.)

 

Dünya
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
Büyüme
4,0
4,0
1,5
-2,2
4,1
2,9
2,5
Enflasyon
3,7
4,1
6,0
2,4
3,7
4,9
3,9
Ticaret artışı
9,2
8,0
3,1
-10,6
12,5
6,0
2,5

 

Tablo bize 2006 ve 2008 yıllarında ABD’de yaşanan iki kriz sonrasında dünyanın nasıl etkilendiğini kabaca da olsa gösteriyor. 2006’daki subprime mortgage krizine karşın dünyanın ekonomik büyümesi pek fazla etki altında kalmadan peş peşe iki yıl yüzde 4 oranında gerçekleşmiş. Enflasyon, 2007 yılında biraz kıpırdanmışsa da çok önemli bir artış sergilememiş. Dünya ticareti biraz düşüş gösterse de yüksek oranda büyümeye devam etmiş. 2008’de ABD’de baş gösteren Lehman Brothers krizi ise küresel sistemde ciddi bir etki yaratmış görünüyor. Büyüme yüzde 1,5’a düşmüş, dünya ticaretindeki artış 3,1’e gerilemiş ve dünya enflasyonu yüzde 6’ya çıkmış. Krizin öteki ülkelere yayılmasıyla birlikte 2009 yılında büyüme küçülmeye dönüşmüş, talepteki büyük düşüş enflasyonun da gerilemesine yol açmış, dünya ticareti ise büyümek bir yana yüzde 10,6 oranında daralma göstermiş. Bu kadar büyük bir çöküşün ardından 2010 yılında büyük ölçüde baz etkisiyle dünyada bir toparlanma yaşanmış, izleyen iki yılda baz etkisinin kaybolmasıyla yeniden düşük düzeyli büyümelere geri dönülmüş.

Gelişmiş ülkeler ve küresel kriz

Küresel ekonomik krizden gelişmiş dünya mı yoksa gelişme yolundaki dünya mı daha çok etkilendi? Bu sorunun yanıtı bize bu tür krizlerden kimin daha çok etkilendiğini göstermesi açısından önem taşıyor. IMF’nin sınıflandırmasına göre dünya nüfusunun yüzde 15’ini temsil eden ve 71,7 trilyon dolarlık dünya hasılasının 44,4 trilyon dolarlık bölümüne sahip olan 35 gelişmiş ülkenin kriz öncesi ve sonrası raporu aşağıdaki tabloda özetleniyor.

 

Gelişmiş ekonomiler
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
Büyüme
3,0
2,8
0,0
-3,5
3,0
1,6
1,2
Enflasyon
2,3
2,2
3,4
0,1
1,5
2,7
2,0
Ticaret artışı
7,7
5,5
1,0
-12,4
11,5
4,7
1,0

 

Gelişmiş ekonomiler tablosunu dünya tablosuyla karşılaştırdığımızda 35 gelişmiş ülkenin küresel krizden dünya genelinden daha fazla etkilendiğini görebiliyoruz. Büyüme de bu ekonomilerin ticaret hacimleri de çok daha sert bir düşüş sergilemiş. Yalnızca 2010 yılında gerek büyümede gerekse ticaret hacminde hızlı toparlanmalar ortaya çıkmış. Bunun nedeni yukarıda da değindiğim gibi büyük ölçüde baz etkisidir. Bu ekonomilerde para ve maliye politikaları hızla gevşetilmiş olsa da bunun enflasyon yaratmadığını tablo ortaya koyuyor.

Gelişme yolundaki ülkeler ve küresel kriz

Aşağıdaki tablo dünya nüfusunun yüzde 85’ini temsil eden ve dünya hasılasının 27,3 trilyon dolarlık bölümüne sahip olan gelişme yolundaki 153 ekonominin kriz öncesi ve kriz süresince karşılaştığı durumu topluca gösteriyor.

 

Gelişme yolundaki ekonomiler
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
Büyüme
8,3
8,8
6,1
2,7
7,6
6,4
5,1
Enflasyon
5,5
6,5
9,2
5,1
6,0
7,2
5,9
Ticaret artışı
12,3
14,8
8,4
-8,3
14,8
8,6
4,9

 

Bu ekonomilerde büyüme kriz süresince eksiye düşmemiş. Kuşkusuz bazılarında eksi büyüme görülmüşse de (örneğin 2009 yılında Türkiye’nin büyümesi – 4,7 idi) toplam büyüme artı olarak kalmaya devam etmiş. Enflasyonda bazı sıçramalar olsa da yeniden gerileme ortaya çıkmış. Bu ekonomiler ticareti kendi aralarında yapmaktan çok gelişmiş ekonomilerle yaptıkları için onların ticaret hacmindeki gerileme bu ekonomilerin ticaret hacimlerinin de gerilemesine yol açmış. Bununla birlikte gerileme gelişmiş ekonomilerdeki gerileme düzeyinde gerçekleşmemiş.

Son birkaç söz

2008 yılında başladığını kabul ettiğimiz Küresel Ekonomik Kriz tarihin ilk küresel krizidir.

Bütün dünyayı farklı biçimlerde de olsa etkisi altına almıştır.

Krizden gelişmiş dünya gelişmekte olan dünyaya göre çok daha fazla etkilenmiştir.

Krizin ne kadar süreceği gelişmiş dünyanın en önemli parçasını oluşturan Avrupa’nın ne zaman toparlanacağı sorusunun yanıtı kadar gelişmekte olan dünyanın şimdiye kadar hafif atlattığı krize direnişinin gücünün devam edip etmeyeceği sorusunun yanıtına da bağlı görünmektedir.

Mahfi Eğilmez’in tüm yazıları için: www.mahfiegilmez.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir