Haftalık Borsa Yorumu – (30 Mart – 3 Nisan 2026)

Piyasalarda savaş fiyatlaması devam ediyor.

Diğer gündem konularına ise duyarsızlık var. Savaşın ne kadar süreceği konusunda belirsizlik olunca piyasalar neyi, ne kadar fiyatlayacağını kestirmek zor. Savaşa dair belirsizlikler azalana kadar mevcut seyir korunabilir. Bu çerçevede yatırımcılar güvenli limanlarda bekleme moduna geçmiş durumda. Güvenli limanlarda da biraz adres değişikliği oldu. Savaş öncesi güvenli liman denince altın ve döviz akla geliyordu. Ancak altın fiyatlarında oynaklık bu algıyı zayıflattı. Döviz kurlarında nispeten sakin bir seyir var. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatında da yükseliş görülmedi. Savaş var diye dövizi güvenli yatırım aracı olarak görenlerin sayısı eskiye göre oldukça az. Altın fiyatlarındaki düşüşü fırsat bilip alanlar dışında daha çok sabit getirili yani faizde beklemek eğilimi öne çıkmış görülüyor. Altın ise düşüşün ardından yatay seyre dönmüş durumda. Piyasalarda “bazen hiç bir şey yapmamak da en iyi yatırımdır” algısı var. Nakde dönüp yüksek faizde bekleyip savaşın ve piyasaların seyrine göre kanalize olmak fikri öne çıkmış görülüyor. Borsa İstanbul’da düşüş trendi devam ederken yükselişler satış fırsatı olarak görülüyor. Enflasyonda (TÜFE) ilk iki aylık gerçekleşme +%7.95 seviyesinde. Mart enflasyonu 3 Nisan Cuma günü açıklanacak. Muhtemelen ilk üç aylık enflasyon %10 civarında bir yerlerde olacak. Bunu baz alırsak yılbaşından itibaren; Altın ile gümüşün ons ve gram/TL fiyatlarıyla döviz kurlarının getirileri enflasyonun altında. Reel olarak kayıp söz konusu. Borsa İstanbul’da %12’lik bir kazanç var ama bu ocak rallisinin mirası. İlk iki aylık %25 getiri şimdilerde %12 seviyelerine çekildi. Ocak ayında hisse senedi alanlar ise zararda. Herkesin kazandığı bir piyasa sürdürülebilir olmadığı gibi tüm yatırım araçlarının kaybettiği bir piyasa da uzun süre korunamaz. Savaşın seyri netlik kazanınca bazı yatırım araçları öne çıkacak. Savaş biterse, artan risk iştahıyla riskli varlıkların öne çıkması muhtemeldir. Dolardaki zayıflama ve tahvil faizlerinde gerileme ile birlikte altı n ve gümüş fiyatlarında da yükseliş beklenebilir. Bu açıdan son dönemde tartışılsa da altının güvenli liman özelliği devam edebilir.

İran savaşının yabancı yatırımcıların tavırlarına ve parasal istatistiklere yansımaları yakından takip edilen bir konu. TCMB verilerine göre 20 Mart ile biten haftada; Yabancı yatırımcılar 137 milyon dolarlık hisse senedi, 130 milyon dolarlık tahvil ve bono satışı yaptılar. TCMB brüt rezervlerindeki erime ise 12 milyar dolar oldu. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 2.2 milyar dolar azaldı. Savaşın başladığı tarihten itibaren üç haftada toplamda; TCMB brüt rezervlerindeki gerileme 33 milyar dolar. Swap hariç net rezervlerde ise 35 milyar dolar azalma söz konusu. Rezervlerdeki erimenin 20 milyar dolarlık kısmı altından geliyor. Bunda altın fiyatlarındaki düşüş ve döviz satışları etkili oldu. Aynı dönemde hisse senetleriyle tahvil ve bonodaki toplam yabancıçıkışı5.95 milyar dolar. Carry trade pozisyonlarında ise son üç haftada toplamçıkışın14,7 milyar dolar olduğu haber akışları arasında yer aldı. Yükselen enflasyon, rezervlerdeki eksilme ve yabancı çıkışlarını dikkate aldığımızda savaşın uzaması durumu söz konusu olursa 22 Nisan’daki TCMB toplantısında faiz artırımı gündeme gelir mi sorusu daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Hatırlanırsa savaşın başladığının ertesi günü olan 1 Mart’ta TCMB haftalık repo ihalelerini iptal ederek “örtülü faiz” artırımına gitmişti. Dövizin sakin kalmasında TCMB’nin döviz satışıyla birlikte örtülü faiz artırımı etkili oldu. Geçtiğimiz yıllarda faiz artırılarak TL değerli kılınıp ciddi rezerv birikimi sağlanmıştı. Bunun bedeli bütçeden artan faiz gideri olarak ödendi. Şimdi aynı döngüye düşmemek için faizde temkinli bir duruş gözleniyor. Ancak savaş uzarsa faiz artırım seslerini daha fazla duyabiliriz. Döviz kurlarındaki yükseliş ivme kazanırsa kur geçişkenliğine bağlı olarak enflasyona etki edecek. Zaten petrol fiyatlarındaki yükselişle enflasyona ağır bir yük gelmiş durumda. Savaş ciddi bir olay. Küresel ekonomideki diğer ülkeler gibi Türkiye’ye de yansımaları kaçınılmaz bir durum.

Bu hafta 3 Nisan Cuma günü Mart ayına ait enflasyon açıklanacak. Beklentiler aylıkta +%2- 2.50 seviyelerinde yoğunlaşmış durumda. Bu rakam gerçeklik kazanırsa ilk üç aylık birikmiş enflasyon %10’u bulabilir. Bu durum doğal olarak yıl sonu enflasyon tahminlerini yukarı çekiyor. TCMB’nin bu yıl içinöngördüğü%19 tahmini artık çok zor. Nitekim gerek yurtiçi gerekse yabancı finans çevreleri enflasyon tahminlerini %25- 28 aralığına revize etmeye başladılar. Artan petrol ve doğalgaz fiyatları başta gıda olmak üzere birçok sektöre
olumsuz yansımaya başladı.

Savaşın seyrine göre satış baskısı korunan BIST100 Endeksindeki dalgalı seyir sürebilir. Yaklaşık bir aydır devam eden savaşın yansımalarının belli ölçüde fiyatlandığını söylemek mümkün. Bu açıdan yaşanacak düşüşlerde tepki alımları görülmesi olasıdır. Ancak gündemin zorluğu ve beklenti ihtiyacı devam ettiği için olası tepki çıkış denemelerinin güç kazanması zor görülüyor.