TCMB, faizi sabit tuttuğu Haziran toplantısına yönelik özetlerde enflasyonun ana eğiliminde düşüşün Haziran ayında da devam ettiğini belirtti.
Bu durum olumlu algılandı ve Borsa İstanbul’da banka hisseleri başta olmak üzere yükseliş getirdi. Mayıs’ta mevsimsellik etkisiyle gıdada düşüş başlamıştı. Haziran ayında da enflasyon düşerse 23 Temmuz toplantısı için TCMB’nin faiz indirim beklentisi güç kazanabilir. Enerji maliyetlerinde düşüşün devam etmesi ve döviz kurlarının mevcut seyrini koruması şartıyla diye bu noktada bir “şerh” koymakta yarar var. Bu durum önümüzdeki dönemde piyasalar için bir çıpa işlevi görebilir ve borsadaki çıkışa katkı yapabilir. Savaşa ve içerideki zorlu gündeme rağmen Borsa İstanbul %30’u aşan primle yılbaşından bu yana yatırım araçları arasında açık ara önde. Ocak-Mayıs dönemi enflasyonunun (TÜFE) %16.61 olduğunu dikkate alırsak reel bir getiri söz konusu. Ancak borsada hisse bazında seçicilik oldukça önemli. Her hisse borsa ile yükselip düşmüyor. Diğer yandan faiz de enflasyona karşı bir koruma sağlıyor. Döviz, altın, gümüş, konut gibi yatırım araçlarının getirileri borsa ve faize göre oldukça düşük seyrediyor. Reel olarak zarardalar. Tasarrufları bir yatırım aracında uzun süreli tutmak her zaman doğru sonuç vermez. Doğru zamanda doğru adreste olmak gerekiyor. Geçen yılın şampiyonu altın ve gümüştü. Bu yıl yatırımcısına zarar ettirdi. Türkiye’de yatırımcıların %35’nin, fonların ise %40’nın altın ve altına dayalı yatırımlar yaptığı konusunda bilgiler mevcut. Bu durum hane halkı gelirlerini de yakından etkiliyor. Ciddi bir tasarruf altına hapsolmuş durumda. Altın ve gayrimenkul halkımızın geleneksel yatırım aracı olduğu için orada uzun zaman bekleyebilir.
İç piyasalardaki iyimserlik önemli ölçüde dış kaynaklı gelişmelerden besleniyor. Son günlerde Borsa İstanbul dış borsalardan pozitif ayrışma gösterdi. Ancak, önce ABD Merkez Bankası (Fed) sonuçları, sonrasında ABD-İran arasındaki anlaşmaya dair gecikmeler dış piyasalarda tereddütlere neden oldu. Fakat Cuma günü İsviçre’de yapılması beklenen görüşmeler iptal edildi ve ileri bir tarihe ertelendi. Bu durum piyasalar üzerinde derin bir etki göstermemekle birlikte temkinli bir bekleyişi öne çıkardı. Görüşmelerin ertelenmesiyle petrol fiyatlarındaki düşüş yerini zayıf da olsa tepki çıkışına bırakmıştı. Savaş ve barış öncelikle petrol üzerinden test ediliyor. Dün ise gelişmeler tekrar başladı. Yol haritası konusunda anlaşma sağlandığı ve ilerleme olduğu açıklansa da karşılıklı sert açıklamalar nedeniyle müzakerelerin zor geçeceği anlaşılıyor. Bu nedenle petrol fiyatları ve dolar endeksindeki düşüş oldukça sınırlı kaldı. Hürmüz Boğazı halen kapalı. Petrol fiyatlarındaki düşüş piyasaları olduğu kadar küresel ekonomiyi de rahatlatan bir gelişme olacak. Aşağı yönlü revize edilmeye başlanan petrol fiyatları ile enflasyonun tekrar düşmeye başlaması, daha geniş projeksiyonda merkez bankalarının faiz politikalarında gevşeme olması demek. Ancak anlaşma olmazsa bu yöndeki umutlar zayıflar. Önce ateşkes, sonrasında sıcak savaşın bitmesi ve mutabakata varılmasıyla piyasalar barışı önemli ölçüde fiyatlamıştı. Müzakerelerin başlamasının olumlu fakat sınırlı yansımaları beklenebilir. Diğer yandan geçen haftaki Fed toplantısı sonrası piyasaların dikkati merkez bankalarına çevrilmiş durumda. ABD Başkanı Trump’ın faizi düşürme telkinleriyle göreve getirdiği yeni Fed Başkanı Kevin Warsh ilk toplantısını geçen hafta yaptı ve faiz beklendiği üzere sabit kaldı. Ancak toplantı sonrası yapılan açıklamalar ile birlikte Fed’in bu yıl bir faiz artırım olasılığı güçlendi, takvim olarak da öne çekildi. Enflasyon tahminleri yukarı, büyüme tahmini ise aşağı yönlü revize edilirken %2 enflasyon hedefi vurgulandı. Açıklamalar “şahin” olarak algılandı. Bu gelişmelere bağlı olarak ABD doları değer kazandı. Doların başta euro ve Japon yeni olmak üzere altı para birimine karşı değişimini gösteren “dolar endeksi” 100.80 seviyesini geçerek bir yılı aşkın seyrettiği yatay bandın üzerini test etti. Euro zayıfladı ve euro/dolar paritesi kritik seviye olan 1.14’e, dolar/Japon yeni paritesi ise 161.95 zirvesine yaklaştı. Savaş ile birlikte altın yerine yeni güvenli liman dolar olmuştu. Bu açıdan piyasaların yönü konusunda petrol fiyatları kadar dolar da yakından takip ediliyor. Dip not olarak vermek gerekirse; Türkiye ağırlıklı olarak Euro Bölgesi’ne ihracat yapan ve dolar ile borçlanan bir ülke. Dolardaki değerlenme bu açıdan bakılınca bir dezavantaj içeriyor. Gerçi dünyada dış ticaretin ve dış borçlanmaların yarısı veya yarısından biraz fazlası dolar üzerinden gerçekleşiyor. Yine merkez bankaları rezervlerinde de aynı tablo söz konusu. Özetle, dolardaki dalgalanmalara duyarlılık oldukça yüksek. Geçen hafta Avrupa ve Japonya merkez bankaları toplantıları da yakından izlendi. Her iki toplantıdan da faiz artırım kararı geldi. Beklenti dahilinde olduğu için etkileri sınırlı kaldı. Ancak toplantı sonrası yapılan açıklamalardan faiz artırımlarının devam edebileceği öngörüleri öne çıktı. Enerji maliyetleri düşer bu durum enflasyona yansırsa faizle ilgili beklentiler de değişebilir. Halen Avrupa ve ABD’de mevcut enflasyon (TÜFE), merkez bankaları faizlerinin üzerinde. Enflasyon gerilemez ise faiz artırım olasılıkları yüksek kalmaya devam edecek.