Doları düşürmek için faizi artırmak yeterli mi?

Utku Altunöz – 23.11.2017

Değerli takipçilerim. Son günlerde Türkiye ekonomisinde göstergelerin isteğimizin dışında olduğu aşikâr. Bu durumu sadece Türkiye’deki iç gelişimlere bağlayamayacağımızı, dış konjonktürün de bu durumda etkili olduğunu son yazımda belirtmiştim. Bununla birlikte AB ile süre gelen sıkıntılar, Olağanüstü Hal durumu, bana göre TCMB’nin gerekli önlemleri yerinde ve zamanında alamaması, Rıza Zarrab olayı, ekonomimiz üzerindeki karabulutların dağılmasını engellemekte.

Bununla birlikte birçok çevreden gelen faizin neden yükseltilmediği eleştirilerini de doğru bulmadığımı belirtmek isterim. Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır yüksek faiz düşük kur sarmalında yönetildiğini ve bu durumun sonucunda aşırı kur artışı ve ekonomik bozulmaların kaçınılmaz olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Çünkü ülkemize gelen yabancı para portföy yatırımı olarak gelmekte ve bunu maalesef doğrudan yatırıma çevirmemekteyiz. Sn. Abdullah Kunt’un verdiği örnek tam da söyledikleri şu şekilde özetlemekte.

Kuru havuz olarak düşünelim, Döviz havuzuna bir yandan para giriyor, bir yandan çıkıyor. Havuzu boşaltan musluk ve dolduran musluk orantılı olmayınca bu yükselişi görüyoruz. Bu havuzun yeniden doldurulmaya ihtiyacı var yani Para Politikası Kurulu’nun alacağı kararlarla havuz dolacaksa hiç dolmasın. Ülkeye net döviz girişini sağlamamız lazım. Bu arada gelinen bu noktada TCMB’nin geç kaldığını da rahatlıkla söyleyebiliriz.

Dövizlerdeki tırmanış hız kazandığı zaman Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, “Merkez Bankası bünyesinde faaliyette bulunan Bankalar arası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitleri 22 Kasım tarihinden geçerli olmak üzere gecelik vadede yapılan işlemler için (O/N) sıfıra düşürülmüştür. Aynı tarihten itibaren geçerli olmak üzere gün içi limit (GİL) işlemleri için bankalara tanınan limitler 21 Kasım 2017 tarihinde geçerli olan BAL limitlerinin iki katı olarak belirlenmiştir” denildi. Böylece, bankalar tüm fonlamamalarını, daha yüksek maliyetlerle geç likidite penceresinden yapmak zorunda kalacaklar. Cumhurbaşkanı baş danışmanı Sn. Cemil Ertem’in Merkez Bankası 14 Aralık’ta da gereğini yapacaktır. Oraya gerek olmadan da Merkez Bankası pozisyonunu alır. Dalgalı kur rejiminde kur hedefleri yoktur. Bu kur volatilitesi Merkez Bankası’nın son enflasyon raporundaki hedefleri bozarsa adım atar.” Söylemini de oldukça olumlu bulduğumu söylemek istiyorum. Önümüzdeki günlerde merkez bankasının örtülü ya da açıktan çeşitli önlemler alacağı yönünde beklentimi koruyorum.

Ayrıca (ons/31.10) *dolar kuru formülünü birçok yazımda tekrarladım ve burada da tekrarlamak istiyorum. Yurt dışından bağımız olarak yurt içi altın fiyatları dolar kuru ile birlikte yükselmekte ve borsa endeksi de bu olumsuz gelişmelerle düşü yönünde seyretmektedir. Dövizdeki yükselişin, Türkiye’nin 5 yıllık kredi iflas takası (CDS) primlerini yükselttiği de göz önünde bulundurulmalıdır. IHS Markit verilerine göre Türkiye’nin CDS primleri, dünkü kapanışa göre 4 baz puan artarak Nisan ayından bu yana en yüksek düzey olan 222 baz puana yükseldi.
Bol Kazançlı günler dilerim.

Doç. Dr. Utku Altunöz
E-mail: utkual@hotmail.com
https://twitter.com/utkualtunoz
Finkafe'de Paylaş