Yatırım Stratejimiz
ABD–İran çatışmalarının enerji arzına yönelik riskleri petrol fiyatlarını yüksek tutarken, ABD’de beklentilerin altında kalan tüketici ve üretici enflasyonu dolar ile tahvil faizleri üzerinde baskı yaratarak ABD borsalarına destek verdi. Piyasalar kısa vadede dezenflasyon sinyalleri ile petrol kaynaklı yeni enflasyon riski arasındaki denge arayışı devam ediyor. ABD’nin İran’daki askeri hedeflere yönelik saldırılarını sürdürmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü koruyacağını açıklaması ve operasyonların petrol ihracat altyapısına genişleyebileceği endişesi Brent petrolü 85 dolar, WTI’ı ise 80 dolar çevresinde tuttu. Petrolün bu seviyelerde kalması enerji hisselerini desteklerken, daha yukarı hareketler ulaştırma, tüketim ve sanayi şirketleri için maliyet baskısını artırabilir. ABD’de haziran TÜFE’nin aylık bazda gerilemesi, yıllık enflasyonun %3,5’e ve çekirdek enflasyonun %2,6’ya düşmesi, buna ek olarak üretici fiyatlarının aylık %0,3 gerilemesi Fed’in yakın vadede faiz artıracağı beklentisini zayıflattı. Temmuz toplantısında faiz artırımı olasılığı yaklaşık %10’a gerilerken, eylül ayına ilişkin fiyatlama da belirgin şekilde aşağı çekildi. Bu görünüm ABD 2 yıllık tahvil faizini %4,15 civarına indirirken, 10 yıllık faiz petrol kaynaklı enflasyon riskleri nedeniyle %4,56 seviyesinde kaldı. Getiri eğrisinin pozitif eğimini koruması, piyasaların kısa vadede daha güvercin Fed beklentisini fiyatlarken uzun vadeli enflasyon riskini tamamen dışlamadığını gösterdi. DXY 100,5 seviyesine gerilerken, doların zayıflaması özellikle büyüme hisseleri ve teknoloji sektörü için destekleyici oldu. Wall Street’te Dow Jones %0,29, S&P 500 %0,38, Nasdaq Composite %0,62 ve Russell 2000 yaklaşık %0,4 yükseldi. İletişim hizmetleri en güçlü, kamu hizmetleri ise en zayıf sektör olarak ayrıştı. Güçlü bilanço sonuçları bankacılık hisselerine destek verirken, yapay zekâ talebine yönelik olumlu beklentiler yarı iletkenleri öne çıkardı. Bununla birlikte Asya piyasalarında yarı iletken ve teknoloji hisselerinde satışların hızlanması, yüksek değerlemelerde kâr realizasyonu riskinin sürdüğünü gösterdi. VIX’in 16 seviyesinin altında kalması, jeopolitik gerilime rağmen geniş çaplı korunma talebinin oluşmadığına işaret etti. Bugün piyasalar; ABD perakende satışları, işsizlik maaşı başvuruları ve imalat verilerinin düşük enflasyon sonrasında oluşan olumlu Fed fiyatlamasını destekleyip desteklemeyeceğini takip edecek. Zayıf veya dengeli veriler dolar ve kısa vadeli faizlerdeki geri çekilmeyi sürdürerek teknoloji ve küçük ölçekli hisseleri destekleyebilir. Buna karşılık Brent petrolün 85 dolar üzerinde kalıcı olması, dezenflasyon iyimserliğini bozabilecek ve tahvil faizlerini yeniden yukarı taşıyabilecek temel risk olarak öne çıkıyor.
ABD’de açıklanan haziran ayı enflasyon verileri, Fed’in yakın vadeli faiz artırımı ihtimalinde belirgin bir gerilemeye neden oldu. TÜFE aylık bazda %0,1 düşüş beklentisine karşılık %0,4 azalırken, yıllık enflasyon %4,2’den %3,5’e geriledi; çekirdek TÜFE ise aylık bazda değişmeyerek yıllık %2,9’dan %2,6’ya indi. Dün açıklanan haziran ayı ÜFE verisinin de aylık %0,0 beklentisine karşılık %0,3 düşmesi, mayıs artışının %1,1’den %0,6’ya revize edilmesi ve yıllık ÜFE’nin %6,0’dan %5,5’e gerilemesi, faiz artırım beklentilerinin biraz daha ertelenmesine yol açtı. Gıda, enerji ve ticaret hariç ÜFE’nin aylık yalnızca %0,1 artması da enflasyonun ana eğilimi açısından destekleyici bir sinyal verdi. Fed fon vadeli işlemlerine göre 29 Temmuz toplantısında 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimali bir hafta önce %33,2 seviyesindeyken, TÜFE sonrasında %15,5’e, ÜFE sonrasında ise %10’a kadar geriledi. Böylece Temmuz toplantısında faizin %3,50–3,75 aralığında sabit tutulma olasılığı %66,8’den %90’a yükseldi. Başka bir ifadeyle, iki enflasyon verisi Temmuz ayı faiz artırım ihtimalini yaklaşık üçte bir seviyesinden onda bir seviyesine indirdi. Eylül toplantısında ise en az 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimali bir hafta önce toplam %68,4 seviyesindeydi. Bu oran bugün %49,2’ye gerilerken, faizin değişmeden bırakılması ihtimali %31,6’dan %50,8’e yükseldi. Eylül ayında 25 baz puanlık artırım olasılığı %44,9, toplam 50 baz puanlık artırım olasılığı ise %4,3 olarak fiyatlanıyor. Dolayısıyla piyasa, Fed’in faiz artırım senaryosunu tamamen ortadan kaldırmış değil; ancak ilk artırım beklentisini Temmuz’dan eylül veya daha sonraki toplantılara ötelemiş durumda. Bu yeniden fiyatlama dolar endeksinde ve ABD tahvil faizlerinde aşağı yönlü hareketi desteklerken, gelişmekte olan ülke varlıkları açısından daha elverişli bir dış piyasa zemini oluşturuyor. Fed’in yakın vadeli faiz artırımı ihtimalinin zayıflaması ve dolar endeksinin gerilemesi, TCMB’nin gelecek haftaki faiz kararı öncesinde dış koşullar kaynaklı baskıyı azaltabilir. Yurt içinde yarın açıklanacak TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi takip edilecek. Ankette yıl sonu ve 12 ay sonrası enflasyon beklentileriyle birlikte politika faizi ve dolar/TL tahminlerindeki değişim, gelecek haftaki PPK toplantısına yönelik faiz indirimi beklentilerinin şekillenmesinde belirleyici olacak. BIST 100 endeksinde 14.000 puanın altına yaşanan geri çekilmelerde gelen alımların anlamlı olduğu ve bu bölgenin kısa vadeli destek olarak çalıştığı görülüyor. Endeksin 14.200 puanın üzerinde kapanış gerçekleştirmesi halinde tepki alımlarının güçlenmesi ve toparlanmanın 14.300–14.400 bandına doğru devam etmesi beklenebilir.
Günlük Hisse Fikirleri
ABD enflasyon verilerinin Fed’in Eylül ayı faiz artırımı endişelerini önemli ölçüde dengelemesi ile birlikte risk alma iştahını toparlayabileceği nedeniyle AKBNK,GARAN ve SAHOL’u; ABD tarafından F-35 satışına yönelik iyimser açıklamalar nedeniyle ASELS’I günlük önerilerimizde yer veriyoruz.

Kaynak: Destek Yatırım Günlük Bülten
