Yapay zekâ tehdit mi fırsat mı?

Bu yüzyılın bir döneminde, insanlığın görüp görebileceği en önemli dönüşümlerden biri yaşanacak ve iki yüz bin yıllık insanlık ırkı, birçok işlevini makinelere bırakacak.

Fakat bu noktadan sonrası acaba bir ütopya mı yoksa distopya mı olacak? Elbette bu soru, bir süredir zihnimizi kurcalıyor. Bir zamanlar bilim-kurgu romanlarının ve son zamanlarda da filmlerin ana konularını oluşturan yapay zekâlar bugün birer birer gerçeğe dönüşürken; başlıktaki sorunun daha çok gün yüzüne çıkması da doğal hale geldi.

Bundan beş yüzyıl önce Rönesans ile büyük dönüşümün ilk kıvılcımı çakılmıştı. Bunun doğal bir sonucu olarak, bilgi çok hızlı bir biçimde yayılmaya başlandı. Kitapların sayısı, okuryazarlık ve üniversitelerin sayısı da aynı paralelde ilerledi. Böyle bir noktadan kitlelere yayılan enerji, bir noktada toplumu yönetmeyi de arzulamaya başlar.

Ünlü ekonomist Adam Smith’in, üretimi hızlandırmak için ürünü mümkün olduğunca çok parçaya ayırma fikri, toplum liderleri tarafından benimsendi. Günümüzde haberlerde sıklıkla gördüğümüz; bir seri bantta çalışıp, yaptıkları şeyin ne işe yaradığı hakkında hiçbir fikri olmayan milyonlarca Çinli işçi görüntüsü, işte tam olarak bu fikrin ürünüdür.

Dilerseniz önce yapay zekanın ne olduğunun biraz üzerinde duralım. Wikipedia’daki tanıma göre “Yapay zekâ, bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetlerini zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyetidir.” Örneğin hepimizin kullandığı akıllı telefonların içindeki Siri gibi asistan yazılımlar aslında yapay zeka ürünüdür. Siri’ye söylediğiniz taktirde evinizin yerini öğrenebilir, yada ondan istediğiniz zaman bulunduğunuz konumdan evinize harita üzerinde bir yol tarifi gösterebilir. Ve size evinize giderken çeşitli yönlendirmelerde bulunabilir. Yani yapay zeka ile geliştirilmiş olan Siri öğrenebilir, karar alabilir ve aldığı kararı uygulayabilir.

Yapay zeka denince akla gelmesi gereken ilk isim Alan Turing isimli İngiliz bilimadamıdır. 2. Dünya Savaşı sırasında geliştirdiği cihazla Alman Ordusu’nun Enigma isimli haberleşme sistemini çökerterek savaşın bitmesinde kritik bir rol oynamıştır. Turing sayesinde erken biten savaş yüzünden 14 Milyon insanın hayatını kurtardığı söylenir. Turing’in konumuzla ilgisi “Bilgisayar Mekanizması ve Zeka” isimli makalesidir. Turing’in bir makinanın akıllı sayılabilmesi için gereken standartları belirlediği çalışmaları hala kullanılmaktadır. Turing Testi adı verilen yöntemle kişi makineyi görmeden iletişime geçer ve onun insan mı yoksa makina mı olduğuna karar vermesi esasına dayanır.

Space X ve Tesla gibi teknolojik şirketlerin yatırımcısı Elon Musk’ın gelecekte yapay zekaların insanların geleceği için tehdit oluşturabileceğini açıkladığı bir röportajdan sonra bir diğer önemli teknolojik yatırımcı figürü olan Mark Zuckerberg ise yapay zeka konusunda daha iyimser olduğunu belirtmiş ve Musk’ın açıklamalarını “Sorumsuzca” olarak nitelemişti. Bu iki popüler vizyonerin arasında geçen polemik gündemde bomba etkisi yarattı ve yapay zeka ile ilgilenenleri ikiye ayırdı. Aslında her iki görüşünde elinde oldukça güçlü öngörüler var.

Yapay zekâya olumsuz olarak bakanlar yapay zekânın büyük risk taşıyacağını ifade ediyorlar. Risk çerçevesinde başta hatalı algoritmaya sahip robotların varlığı öne sürülürken, kötü yönetilecek bir yapay zeka teknolojisin, mali ve ekonomik açıdan büyük bir zararı meydana getirebileceği ifade ediliyor.

Bu görüşü savunanlar, 1969 yılında Neil Armstrong’un bir kongrede yaptığı konuşmadaki şu sözleri hatırlatıyor; “Bilim kehanete henüz hakim değil, her önümüzdeki yıl, sonraki 10 yıldan daha fazla çalışmalıyız” Armstrong; bilimin henüz “bazı şeylere” hazır olmadığını belirtiyordu. 

MIT Medya Laboratuvarı ve Harvard Programı Evrimsel Dinamik Yetkilisi Dr.Joscha Bach konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yakın vadede teknolojinin getireceği olumsuzlukları öngöremediklerini dile getirdi.

Otomasyon teknolojileri ve verimlilik açısından son derece faydalı olacak teknolojilerin, ücrete dayalı bir ekonomik sistemin varlığına nasıl bir etki yapacağının tahmin dahi edilemediğini belirten Dr. Joscha, sonuçların iyimser olmayacağını düşündüklerini vurguladı.

Aynı zamanda, kontrol edilemeyen bir yapay zekanın, toplum yapısında meydana getireceği değişikliğin, robot algoritmaları ile hesaplanamadığını söyleyen Dr. Joscha, işin sosyolojik boyutunun ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yapay zeka teknolojileri, kurumsal ve toplumsal alanlarda enerji başta olmak üzere, pek çok alanda hayatımıza girmiş ya da girmek üzere durumundalar.

Sanayi Devrimi sonrasında ortaya atılan “Bilişim, Teknoloji, Robot” Devrimi kavramlarına temel hazırlayacak etkenlerden biri olan yapay zekanın, yeni bir devrim meydana getirmesinin an meselesi olduğunu söyleyebiliriz.

Alanında uzman bilim insanları dahi henüz sonucu kestiremiyorken, “geleceğin teknolojisinin” nelere kadi olacağını bekleyip göreceğiz. 

Yapay zekanın genellikle hep olası olumsuz neticelerini dikkat çekildi. Peki madalyonun öteki yüzünde ne var? Yapay Zeka hayatımızı olumlu yönde nasıl değiştirecek?

Aslında her değişim kuşakları korkutuyor. Sanayi Devrimi’nde de oldu, teknoloji ile ilk gelişmeleri duyduğumuzda da oldu, mobil geldiğinde de oldu, insanlar hep ‘işler makineleşiyor, robotlaşıyor, biz ne yapacağız, işsiz kalacağız’ gibi tedirginlikler yaşıyor. Her işin robotlar tarafından ele alınacağı ve işsiz kalınacağı gibi konular sürekli gündemde. Ancak ben gelecekle ilgili kesin öngörülerde bulunmanın ve net kararlar vermenin zor olduğu kanaatindeyim. Teknolojinin iki boyutu var, iyi ve kötü. Adrenalini yüksek bir gelecek bizi bekliyor ve bunun da iyi olacağını düşünüyorum. Yapay zeka tarafını konuşacak olursak mesela, bugün aslında işlerin çoğu rutine binmiş durumda, tekrarlayan işler var. Çok az kısmında insanlar yaratıcılık kullanıyorlar. Kendi işlerine odaklanıp, kendilerini, işlerini geliştirebildikleri zaman çok çok az. Dolayısıyla ben yapay zekanın insanın yaratıcı ve duygu ile ilgili taraflarını geri getireceğini düşünüyorum. Onun dışında rutin olan, makineler tarafından yapılabilecek işlerin, ya da yazılımla halledilebilecek işlerin, aslında sıkıcı olanın robotlar ve yapay zeka tarafından devralınacağını, insanın daha güçlü olarak geri geleceğini düşünüyorum. Daha yaratıcı, daha verimli, çalışanların yaptığı işte daha tatmin olan bir duruma geleceğini düşünüyorum. İkincisi yeni yeni iş alanı ve fırsatlarının çıkacağını düşünüyorum.

1- Şimdilik kontrol bizde

Makinelerin karmaşık problemlere insanlar gibi çözümler üretmesine odaklanan yapay zeka, bu çözümleri yine insanlar tarafından geliştirilen algoritmalarla sunuyor. Diğer bir deyişle kontrol insanda, insanlar tarafından talep edilen sonuçları üretiyor. Ancak giderek artan “kontrolden çıktı, dünyayı ele geçiriyorlar” gibi açıklamalar “Acaba olabilir mi?” kuşkularını artırıyor. Bu yüzden “en azından şimdilik kontrolümüzde” diyerek, hata payını dikkate almakta yarar var. Çünkü yapay zekanın bağımsız algoritmalar geliştirip bunları insana karşı kullanıp kullanamayacağını zaman gösterecek. Sürücüsüz otomobiller örneğinden bakılırsa; direksiyonda insan yok ama araç şimdilik istediğimiz yöne gidiyor. 

2-Bu veriyi kim ne yapsın?

İnternette her dakika 150 milyon e-posta gönderiliyor, 700 bin kez Facebook’a giriliyor, 2.4 milyon Google araması yapılıyor, 21 milyon WhatsApp mesajı atılıyor… Bunlar sadece tüketim rakamları. Örneğin, İstanbul-Roma uçuşunu gerçekleştiren bir uçak 1 TB veri üretiyor. 5 yıl içinde insanlığın varoluşundan bu yana üretilen toplam verinin de 10 katı gelecek. Peki bu kadar veri nasıl analiz edilecek? Yapay zekâ da bu büyük veriden anlamlı sonuç üretme işine soyundu. Bunu yaparken sesli komutları anlama, çeviri yapma, görsel tanıma, resim etiketleme, kullanıcıyı profilinden analiz edip, kişiye özel seçenekler sunma gibi yetenekler kazandı. 

3- Nerelerde kullanıyor?

Yapay zekâ aslında fark etsek de etmesek de çoktan hayatımıza girdi. Kredi almak istediğinizde, “Kredi başvurunuz kabul/reddedilmiştir” cevabını onlar veriyor. Çağrı merkezlerini aradığınızda, “Yapmak istediğiniz işlemi birkaç kelime ile özetleyebilir misiniz?” diyen de o. Ya da bir internet sitesinde gezinirken, “Geçenlerde aradığın kırmızı gömleğin fiyatını yüzde 70 indirdik” reklamlarını da onlar gösteriyor. Apple’ın Siri’si, Google’ın Asistanı, Microsoft’un Cortana’sı yapay zekâ ile konuştuğunuzu anlayıp, cevap veriyor. Hatta beste yapıyor, roman yazmaya çalışıyor 

– Son bir not:

İnsanlığın bilimkurgu ve fantezi dünyasının sınırlarını zorlayan pek çok yapay zekâ filmi de çekildi. Terminator, Matrix, Ex Machina, Artificial Intelligence: AI, I Robot, Her ve Transcendence sadece birkaçı… New York Times ve Assosicated Press gibi uluslararası yayın kuruluşları, rutin haberlerin yazımında yapay zekâ destekli robot yazılımlardan faydalanıyor. Google da RADAR projesiyle bu alana yatırım yapıyor. Ancak bu satırlar insan elinden çıktı… En azından şimdilik…

Teknoloji her ne kadar hızlı gelişiyor olsa da yapay zeka konusunda gerçekten doğru standartları koymak gerektiğinden günlük hayatımızda yer almasına daha uzun yıllar var gibi gözüküyor. Yapay Zeka gelecekte hastalıklara teşhis koymak, bebek bakıcılığı yapmak, otomobil kullanmak gibi bizim yerimize birçok görevi üstlenip hayatımızı kolaylaştıracak seviyeye geldiğinde bu teknolojinin sosyolojik yansımaları iyi hesap edilmeli.

Alper KURAY