ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonu dünyayı birbirine kattı. Trump yönetimi bu hamleyi uluslararası arenada ilginç iddialarla gerekçelendirirken, bir yandan da küresel güç dengelerinde kalıcı etki peşinde olduğunu da gösterdi. Bu operasyon BM Şartı’nın ayaklar altına alındığı bir uluslararası hukuk krizinin de ötesinde; esas bundan sonrasında, sağlam duran ulus devletlerin egemenlikleri ile küresel kapitalizmin vahşi çıkarları arasındaki çetin çatışmanın bir yansıması olarak öne çıkacak.
Trump Yönetimi kendine göre, bu operasyonla dört mesaj vermek istedi. İlki, bölgesel gözdağı.Trump yönetimi, hiçbir Latin Amerika ülkesinin ABD karşıtı pozisyonla ağır bedellerden kurtulamayacağına dair gözdağı vermeye yeltendi. Maduro’nun aniden hedef alınması, ABD’nin ‘bizimle değilseniz kaybedersiniz’ paradigmasının sert bir uyarısı gibi oldu. Yalnızca Venezuela değil, bölgedeki tüm sol veya Washington karşıtı hükümetlere gözdağı verilmeye çalışıldı.
İkincisi, petrol ve nadir elementler gibi kaynakların kontrolü. Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip. Bu zenginlik, bir ulus için nimet olabileceği kadar; aynı zamanda jeostratejik bir hedef. Trump’un Maduro sonrası ‘ABD şirketlerinin Venezuela petrolünü devreye sokacağız’ ifadesi, ekonomik çıkarların bu operasyonun merkezinde olduğunu da teyit ediyor. Aynı anda, nadir elementler ve stratejik mineraller açısından da Venezuela’nın potansiyeli, küresel pazarlarda Çin ve diğer ekonomik rakiplere karşı yeni bir kontrol alanı yaratma isteğini açıkça ortaya koyuyor.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!