Türkiye’nin Dış Borçları

Mahfi Eğilmez – 11.04.2016

Türkiye’nin dış borçları, üzerinde tam bir anlaşma olmayan bir konudur. Kimisi brüt miktarları, kimisi net miktarları, kimisi mutlak miktarları, kimisi de GSYH içindeki payları esas alarak yorum yapar. Burada hepsini ele alarak durumu açıklamaya çalışacağım.

Metnin altında yer alan 1 numaralı tablo 1989 yılından bu yana yılsonları itibariyle Türkiye’nin brüt dış borç stokunu ve bunun GSYH’ya olan oranını gösteriyor.

1989 yılında Türkiye’nin GSYH’sı 107,6 milyar, kişi başına geliri 1.959 USD. Aynı yılın sonunda Türkiye’nin toplam brüt dış borç stoku 43,9 milyar USD ve toplam brüt dış borç yükü (kamu kesimi, özel kesim ve TCMB’nin kısa ve uzun vadeli dış borçlarının toplamının GSYH’ya oranı) yüzde 30,8 imiş. 1989 yılı itibariyle kişi başına düşen brüt dış borç miktarı 1.250 USD olarak hesaplanıyor.

2015 yılında Türkiye’nin GSYH’sı 720 milyar, kişi başına geliri 9,261 USD. 2015 yılsonu itibariyle toplam brüt dış borç stoku 398 milyar USD ve toplam brüt dış borç yükü yüzde 55,3. 2015 yılı itibariyle kişi başına düşen dış borç miktarı 5,050 USD olarak hesaplanıyor.

Tabloya göre Türkiye’nin brüt dış borçları 1989 – 1999 arsındaki dönemde GSYH’nın yüzde 30 – 35’i aralığında seyrederken 1999 yılında yüzde 40’ın üstüne çıkmış, 2001 kriziyle birlikte yüzde 58’e gelip dayanmış görünüyor. Sonraki yıllarda yeniden inişe geçen brüt dış borç stoku / GSYH oranı, eski düzeyine gerilemese de yüzde 40’ların altında seyretmiş. Bu düşüşte Türkiye’nin 2004 yılı sonunda AB ile adaylık müzakeresine başlamasının etkisi yüksektir. Bu müzakerelerle birlikte Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye girişi rekor düzeylere çıkmış ve dış borçlanmanın yerini almıştır. 2009’dan başlayarak adaylık sürecinin ilk yıllardaki ciddiyeti kaybolmuş ve bu gelişmeyle birlikte yabancı kaynak girişinin doğrudan yabancı sermayeden yeniden borç biçimine dönmesi söz konusu olmuş bulunuyor. Bunun da etkisiyle 2012 yılından başlayarak brüt dış borç stoku / GSYH oranının yeniden yükseldiğini ve yüzde 50’lerin üzerine çıktığını tablodan görebiliyoruz. Bu 1 numaralı tablodaki toplam brüt dış borçların yıllar itibariyle gelişimini bir grafik yardımıyla daha açık biçimde gösterelim.

turkiye-dis-bors

Grafik bize brüt dış borç yükünün yıllar itibariyle arttığını gösteriyor. Beyaz kesikli eğilim çizgisi brüt dış borç yükündeki artışı net bir biçimde sergiliyor. 2000 – 2003 arasındaki sıçrama 2001 krizinin etkisidir. Son yıllardaki artış ise TL’nin USD’ye karşı yaşadığı değer kaybının GSYH’da yarattığı düşüşün etkisiyle ortaya çıkmış bulunuyor.

Son yıllarda brüt dış borç stoku / GSYH oranının yükselmesinin iki nedeni var: (1) AB ile olan adaylık meselesinin ciddiyetini kaybetmesi ve yabancı kaynak girişinin doğrudan yabancı sermaye yerine dış borca dönmesi. (2) TL’nin hızlı dış değer kaybı sonucunda GSYH’nın USD bazında gerilemiş olması (Bilindiği gibi GSYH TL ile hesaplanıp sonra USD’ye çevriliyor, buna karşılık dış borçlar doğrudan USD ile hesaplanıyor. Dolayısıyla TL değer kaybettikçe kur yükseldiği için GSYH geriliyor, buna karşılık USD ile hesaplanan dış borç miktarı değişmiyor.)

Metnin altında yer alan 2 numaralı tablo Türkiye’nin net dış borç stokunu ve net dış borç yükünü gösteriyor. Bu tablonun kırmızı renkle yazılı sütunları ilk tablodaki brüt dış borçları toplu olarak (vade ayrımı yapmaksızın) sergilerken mavi renkle yazılı sütunları banka ve benzeri kuruluşların döviz cinsinden net dış varlıklarını gösteriyor. Brüt dış borçlar toplamından net dış varlıklar toplamını düştüğümüzde Türkiye’nin net dış borçlarına ulaşıyoruz. 1989 yılında Türkiye’nin net dış borç stoku 30,4 milyar USD, net dış borç stoku / GSYH oranı yüzde 21,3 iken 2015 yılında net dış borç stoku 254 milyar USD’ye ve net dış borç stoku / GSYH oranı da yüzde 35,3’e ulaşmış görünüyor.

Kişi başına borç hesabını net dış borç stoku üzerinden yaparsak bu yükün 1989’da 550 USD dolayındayken 2015’de 3.220 USD düzeyine çıktığını hesaplıyoruz.

Dış borçlarla ilgili önemli bir konu da Türkiye’nin 2016 ve izleyen yıllarda yapacağı dış borç servisiyle ilgili (Dış borç servisi, vadesi gelecek olan dış borç anapara ve faizlerinin ödenmesi demektir.) Metnin altında yer alan 3 numaralı tablo, Türkiye’nin 2016 yılının kalan bölümü ile sonraki yıllara ilişkin dış borç ödeme projeksiyonunu gösteriyor.

2016 yılının kalan bölümünde yapılacak dış borç anapara ve faiz ödemeleri; 18,1 milyar USD’lık bölümü kamu sektörüne, 71,4 milyar USD’lık bölümü de özel sektöre at olmak üzere toplam 89,5 milyar USD’dir. 2016 yılından sonraki yıllara ilişkin miktarlar bu aşamada sağlıklı bilgi vermekten uzaktır. Çünkü bu yıl içinde alınacak, yenilenecek kısa vadeli dış borçlar 2017 ve sonraki yıllarda ödenecek miktarların üzerine eklenecek ve bu miktarları artıracaktır.

Özet ve Sonuç

1989 yılında 2015 yılına kadar geçen sürede Türkiye’nin GSYH’sı USD bazında 5,7 kat artarken brüt dış borç stoku yaklaşık 8 kat artmıştır (Bunun bir nedeni TL’nin USD karşısında yaşadığı değer kaybıdır. Yukarıda da değindiğim gibi GSYH, TL ile hesaplanmakta ve yıllık ortalama USD/TL kuruna bölünerek USD cinsinden ifade edilmektedir. Bu hesaplama tarzı kur değişimini sonuca yansıtmaktadır. Oysa dış borçlar doğrudan USD ile hesaplandığı için bu tür kur değişikliklerinden etkilenmemektedir.)