Orta Gelir Tuzağında Türkiye

Mahfi Eğilmez – 30.07.2015

Orta gelir tuzağı
Bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir düzeyine ulaştıktan sonra orada sıkışıp kalması haline orta gelir tuzağı denir. Orta gelir tuzağı bir ekonomide kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye gidememesi ya da belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra durgunluk içine girilmesini, özetleyen bir yaklaşımdır.

Bu tanımda açık olmayan konu hangi gelir düzeyinin orta gelir düzeyi olarak kabul edilmesi gerektiği meselesidir. Orta gelir düzeyi ölçüsü olarak bugün ABD’nin kişi başına GSYH’sına dayanan bu ilk tanımın yerini Dünya Bankası’nın kişi başına gelire göre yaptığı sınıflandırma almış bulunmaktadır. Dünya Bankası’nın 2012 yılı Dünya Kalkınma Raporu’nda ekonomiler şu şekilde sınıflandırılmaktadır (Kaynak: Dünya Bankası, Dünya Kalkınma Raporu – 2014):

Ekonomiler Kişi başına yıllık ortalama gelir
Düşük gelirli ekonomiler 1,045 USD ve altı
Orta gelirli ekonomiler 1,045 USD’den fazla – 12,746 USD’den az
   Alt orta gelirli ekonomiler 1,045 USD’den fazla – 4.125 USD’den az
   Üst orta gelirli ekonomiler 4.125 USD’den fazla– 12.746 USD’den az
Yüksek gelirli ekonomiler 12,746 USD ve üzeri

 

Türkiye, 2014 yılında 10.404 USD’lik kişi başına ortalama yıllık geliriyle üst orta gelirli ekonomiler arasında bulunmaktadır. Bu grupta Türkiye ile birlikte bulunan ekonomilerden bazıları şunlardır: Çin, Malezya, Arnavutluk, Azerbaycan, Romanya, Rusya, Brezilya, Arjantin, Meksika, Cezayir, Tunus, Güney Afrika.

Aşağıdaki grafik Türkiye’nin kişi başına gelirindeki gelişmeyi 1980’den 2014’e sergilemektedir.

kisi-basina-gelir-320072015

2015 yılında eğer büyüme yüzde 2,5 düzeyinde kalırsa ve eğer USD / TL kuru yıllık ortalama olarak 2,5 olursa GSYH’mız 760 milyar dolara gerileyecek demektir. Bu durumda kişi başına gelirimiz 10 bin USD’nin altına düşer.

Nasıl Çıkarız Bu Tuzaktan?
Orta gelir tuzağından çıkmanın en kestirme yolu (buna A planı diyelim) ekonomiyi büyütmekten, ekonomiyi büyütmenin yolu yatırımları artırmaktan onun yolu tasarrufları artırmaktan onun da yolu faizleri artırmaktan geçiyor. Ne var ki faizler zaten yüksekse ilave artırımlarla yatırım maliyetleri yükseldiği için yatırım hevesi kaçıyor. O zaman B planı devreye girecek demektir. B Planı, büyüme için tasarrufların artırılamadığı ortamda iç talebi yani tüketimi artırmak yoluyla üretimi ve yatırımı uyarma planıdır.

İç talebi artırabilmek için tüketim eğilimi yüksek olan kesimlere ilave harcama imkanı sağlamak gerekiyor. Tüketim eğilimi yüksek kesim orta gelirin altında geliri olan kesimdir. O halde bu kesimin gelirini artırmak gerekiyor. Ki bunlar ellerine geçecek fazla geliri tüketime yani talebe dönüştürsün.

Orta gelirin altındaki kesimin gelirini nasıl artıracağız? Bunun iki yolu var: (1) kamu harcamalarını kısacağız (bunu savurganlığı önleyerek bir dereceye kadar yapmak mümkün.) (2) geliri yüksek olanlardan biraz daha fazla vergi alıp geliri düşük olanların gelirini artıracak şekilde kamu harcamasına dönüştüreceğiz. Bu büyümenin hızlanmasına yol açacak şekilde iç talebi artıracağı gibi gelir dağılımını da düzeltecek.

Türkiye, gelir dağılımı bozuk ekonomiler arasında yer alıyor. Gelir dağılımı adaletini ölçmenin en kestirme yolu Gini katsayısıyla ölçüm yapmak. Türkiye’de Gini katsayısı 0,40. Bu katsayı 0’a yaklaştıkça gelir dağılımı adalete yaklaşıyor, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımı adaletten uzaklaşıyor. O halde zenginden alınacak ilave vergiyle düşük gelirliye yapılacak gelir katkısı bu adaletsizliği bir miktar azaltmaya yardımcı olur.

Bu tür bir kamu harcaması artışı enflasyona yol açar mı? Eğer zenginden alınan ek vergiyle finanse edilecekse veya kamu harcamasındaki savurganlığı önleyerek yapılacaksa sanıldığı kadar enflasyona yol açmayacağını düşünüyorum. Çünkü sonuçta bu harcama, bir yerden tasarruf edilen harcamanın bir başka alana kaydırılması veya yeni vergi toplanmasıyla yapılacağı için büyük bir baskı yaratmayacaktır. Buna karşılık yine de tüketim eğilimi zayıf (tasarruf eğilimi yüksek) kesimden alınıp tüketim eğilimi yüksek kesime aktarılacağı için tüketim ve dolayısıyla bir miktar enflasyon artışına yok açacaktır.

Ekonomide bir göstergeyi düzeltmek için atılacak adımlar daima başka bir takım göstergeleri bozar. Ekonomi politikası bir trade off’lar bileşimidir.

Kuşkusuz burada yazdıklarım kısa dönemde bu döngüyü tersine çevirmek için gerekli olan politika önlemleridir. Orta – uzun dönemde yapısal reformları yapmadan orta gelir tuzağına yeniden düşmeden yola devam etmenin imkânı yoktur.

Yapısal Reformlar Rehberi yazım için bağlantı: (http://www.mahfiegilmez.com/2014/03/yapsal-reformlar-rehberi.html)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir