Hızlı Büyümenin Kökenleri ve Sorunları

Mahfi Eğilmez – 11.12.2017

Türkiye ekonomisi yüzde 11,1 büyümeyle üçüncü çeyrekte dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Türkiye’yi yüzde 6,8 ile Çin, 6,2 ile Malezya ve 6,1 ile Hindistan izliyor. TÜİK, üçüncü çeyrek büyümesiyle birlikte ilk iki çeyreğe ilişkin büyüme oranı düzeltmelerini de açıkladı. Buna göre ekonomi, ilk çeyrekte 5,3, ikinci çeyrekte 5,4 büyümüş görünüyor. Bu durumda ilk 9 aylık büyüme yüzde 7,3 dolayında çıkıyor (çeyreklerin ağırlık farklarını ihmal ediyorum.) Bu eğilim sürerse yıllık büyüme yüzde 7 dolayında çıkacak demektir.

Türkiye ekonomisinin bu kadar hızlı büyümesinin ardında bazı gelişmeler var. Her şeyden önce 2016 yılının üçüncü çeyreği 15 Temmuz darbe girişiminin yarattığı olumsuzlukların etkisiyle ekonomide küçülmeye yol açmıştı. Aşağıdaki tablo bu küçülmeye ilişkin verileri ortaya koyuyor.

Önceki yılın aynı dönemine göre değişim (%) 2016 III. Çeyrek 2017 III. Çeyrek
Harcamalar Yönünden
Hanehalkı tüketim harcaması 0,5 11,7
Devletin tüketim harcaması 5,8 2,8
Yatırım harcaması 0,3 12,4
İhracat -9,4 17,2
Üretim Yönünden
Tarım, ormancılık, balıkçılık üretimi -3,5 2,8
Sanayi üretimi -1,8 14,8
İnşaat üretimi 2,8 18,7
Hizmet üretimi -6,3 20,7
GSYH Büyümesi -0,8 11,1

 

15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle 2016 yılının üçüncü çeyreğinde yaşanan büyük ekonomik çöküş tablodan açıkça görülebiliyor. Böyle bir çöküşün ardından bu yılın üçüncü çeyreğinde müthiş bir sıçrama yaşanması doğal sonuçtur. Buna baz etkisi deniyor.

Buna ek olarak bu yıl kredi garanti fonunun devreye sokulması banka kredilerinin hızla artmasına ve bu kredilerin ekonomik büyümeye olumlu katkı yapmasına yol açtı. BDDK verilerine göre 2017 yılının üçüncü çeyreğinde 2016 yılının üçüncü çeyreğine göre kredilerdeki artış yüzde 24 oldu. Kredi garanti fonunun desteğinde gelen bu artışın ekonomide canlanma yaratması beklenen bir gelişmeydi.

2017 yılında kamu harcamalarında artış ortaya çıktı. Referandum dolayısıyla başlayan artışlar referandum sonrasında da devam etti. Bunun yanında vergilerde geçici sürelerle indirimler yapıldı, sosyal güvenlik prim ödemelerinin tahsili ertelendi. 2016 yılının tamamında 29,5 milyar TL açık veren bütçe, 2017 yılının ilk on ayında 35 milyar TL açık verdi. 2016 yılında bütçe açığının GSYH’ye oranı yüzde 1 iken 2017 yılında bu oran ikiye katlanacak gibi görünüyor.

2016 yılında cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 3,8 iken bu yılın ilk on ayı itibariyle cari açığın tahmin edilen GSYH’ye oranı yüzde 4,9’a yükseldi. Dolayısıyla Türkiye, bütçe açığı ve cari açık eşliğinde büyüdü.

Özetle söylemek gerekirse ağırlıklı olarak geçen yılın düşük büyümesinin baz etkisine ek olarak bütçe açığındaki artış, kredi garanti fonunun kredi kullanımında yarattığı artış ve cari açıktaki artışın yarattığı etkilerle büyüme oranı yüzde 11,1 gibi çok yüksek bir düzeye ulaştı.

Bu yüksek büyümenin olumlu yansımalarının yanında yarattığı bazı sorunlar da var. Bunların başında enflasyonun yükselmesi, bütçe açığının ve cari açığın artması geliyor. Bunlar kolayca çözümlenebilecek sorunlar değil. Hepsi de önümüzdeki dönemde büyümeden fedakârlık etmeyi gerektiriyor.

Mahfi Eğilmez’in tüm yazıları için: www.mahfiegilmez.com

HİSSE SENETLERİNİ CANLI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN!

Finkafe'de Paylaş