Fortune 500 Listesi / Türkiye 2011

Fortune 500 şirketlerinin net satışları 2011 yılında yüzde 22.2 artarak 553 milyar 186 milyon liraya yükseldi.

Olumsuz küresel koşullara rağmen Türkiye ekonomisi, 2011 yılını yüzde 8,5 büyüme ile kapattı. İlk yarıda sağlanan hızlı büyümenin yılın geri kalanında zayıflayarak da olsa devam etmesinin şirket bilançolarına da olumlu yansıdığı Fortune 500 Türkiye verileri ile netleşti. Fortune 500 şirketlerinin net satışları 2011 yılında yüzde 22,2 artarak 553 milyar 186 milyon liraya yükseldi. Net satışların 419,7 milyar lirası iç, 133,5 milyar lirası ise dış satışlardan elde edildi. Net satışların önceki yıla göre artışında iç satışlardan ziyade dış satışların etkili olduğu görülüyor. Nitekim 2011 yılında iç satışlar yüzde 17 civarında artarken ihracatın yüzde 39,4 artması durumu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Fortune 500’de ilk 50 şirket (Milyon dolar)

TÜPRAŞ 41.443
Petrol Ofisi A.Ş. 19.548
OPET Petrolcülük A.Ş. 14.948
TEDAŞ 14.232
Türk Telekom 11.940
THY 11.815
Shell & Turcas Petrol A.Ş. 10.760
Ford Otosan A.Ş. 10.445
TEİAŞ 10.043
EÜAŞ 9.926
TURKCELL 9.370
ERDEMİR 8.920
Arçelik 8.437
Enka 8.415
BİM 8.189
TOFAŞ 7.336
Vestel 6.976
Migros 5.753
Aygaz 5.455
Selçuk Ecza Deposu A.Ş. 5.074
İÇDAŞ 5.016
Doğuş Otomotiv 4.808
Anadolu Efes 4.761
JTI Tütün Ürünleri 4.331
PETKİM 3.891
Enerjisa 3.740
İGDAŞ 3.500
Coca-Cola 3.408
Polimeks 3.243
BSH Ev Aletleri 3.133
Unilever Türk 2.981
TKİ 2.907
TEMA Mağzacılık 2.852
OTOKOÇ 2.851
Carrefoursa 2.484
Kibar Dış Ticaret A.Ş. 2.402
Kroman Çelik San. A.Ş. 2.379
TPAO 2.374
Gübre Fabrikaları 2.276
Er-Bakır 2.268
T. Şeker Fabrikaları 2.265
KVK 2.230
Sarkuysan 2.202
Genpa 2.120
İpragaz 2.069
TESCO KİPA 2.063
Siemens 2.050
TCDD 2.046
Akdeniz İnşaat 1.986
Kolin İnşaat 1.907

FORTUNE 500 2011 LİSTESİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

Geçen yılın ilk yarısında iç talebin çok güçlü seyrettiğini ve büyümenin daha çok iç talepten geldiğini belirten EFG Menkul Değerler Araştırma Direktörü Nergis Kasabalı, kurların yükselmesinin de etkisiyle yılın ikinci yarısından itibaren ihracatın daha belirgin olarak öne çıktığı bir yıl yaşandığını söylüyor. Kasabalı, Türkiye’nin yeni yeni pazarlara açıldığını, birçok şirketin ihraç pazarlarını ciddi şekilde çeşitlendirdiğine dikkat çekerek, bu çalışmaların sonucunda Avrupa pazarının daralmasına rağmen ihracatın güçlü seyrini koruyabildiğini belirtiyor.

Fortune 500 Türkiye listesine girmenin çıtası da ciddi bir şekilde yükseliyor. 2007 yılında listedeki 500’üncü şirketinin net satış geliri 89,6 milyon lira iken, bu rakam 2008 yılında 78,2, 2009 yılında ise 88,7 milyon liraydı. 2010 yılında listedeki 500’üncü şirketin net satış geliri 127,3 milyon olurken, bu rakam 2011 yılında 51 milyon lira artarak 178,3 milyon liraya yükseldi. Görüldüğü üzere küresel krizin başladığı 2008 yılı dışında şirketlerin net satış gelirleri her yıl çift haneli bir şekilde artıyor. Ayrıca, Fortune 500 Türkiye’nin sağlıklı ve son derece objektif kriterlere göre yaptığı analizlerin yarattığı güven ve şirketlerin şeffaflık politikalarına daha fazla önem vermelerinin de etkisiyle her geçen yıl listeye dahil olan birtakım büyük şirketlerin de etkisiyle listede toplam net satış geliri yükseliyor.

Ekonomik büyüme geçen yılın son çeyreğinde yüzde 5,2’ye gerileyerek, 2012 yılına yumuşak bir geçiş sağladı. Bileşik öncü göstergeler endeksine, trendler açısından bakıldığında, 2010 ve 2011 yıllarında görülen yüksek büyüme patikasının 2011 yılının son çeyreğinden itibaren ivme kaybettiği görülüyor. Keza sanayi üretiminin gelişiminden de 2012 yılında üretimin aylık bazda yavaşladığı görülüyor. Ancak yıllık bazda görülen bu iyileşme, büyüme açısından keskin bir yavaşlama olmayacağını teyit ediyor. Sonuçta 2012 yılında büyümenin önceki yıla oranla daha ılımlı, küresel ortalamalara göre ise daha güçlü olması bekleniyor. Bu durumun şirketlere yansıması kaçınılmaz. Nitekim bu yıl şirketlerin geçen yıl olduğu gibi net satışlarını hızlı artırmaları beklenmiyor. Ancak Türkiye ekonomisinin yüzde 3-4 civarında büyüdüğü bir atmosferin sağlanması durumunda şirketlerin de makul bir performans yakalaması mümkün. Diğer yandan son yıllarda yeni pazarlara odaklanan ihracattan da bu pazar çeşitliliğine bağlı olarak ciddi bir kayıp beklenmiyor. Olumlu bir olasılık ise emtia fiyatlarının düşmesinin bazı sektörlere girdi maliyetleri anlamında avantaj sağlaması.

İhracat yüzde 39,4 arttı

Fortune 500 şirketlerinin net satışlarını artırmasında ihracatın güçlü bir rolü söz konusu. Fortune 500’de yer alan şirketlerin net satışlarının yüzde 75,9’unu iç satışlar oluştururken, ihracatın payı 2010’a göre üç puana yakın yükselerek yüzde 24,1’e çıktı. Türkiye’nin en önemli ihracat pazarını oluşturan Avrupa’da yaşanan krize rağmen Türk şirketlerinin son birkaç yıldır pazar çeşitlemesine yönelmelerinin meyvelerini vermeye başladığı görülüyor. Bir anlamıyla daralan pazarların yerine Afrika, Ortadoğu gibi yenilerinin konmaya başlamasıyla, Fortune 500 şirketlerinin yaptığı toplam ihracat önceki yıla göre yüzde 39,4 artarak 133 milyar 489 milyon liraya ulaştı. Finar/D&B Türkiye Analisti Yavuz Arsoy, Türkiye’nin en önemli pazarı olan Avrupa’daki krize rağmen şirketlerin ihracatını artırmasına dikkat çekerek, “Şirketler, son yıllarda farklı pazarlara yönelmelerinin meyvelerini almaya başladı. Önümüzdeki dönemde de pazar çeşitliliği sağlayan şirketler, rekabette avantajlı hale gelecek” diyor. İhracat rakamlarının TL bazında yükselmesinde kurlardaki artışın önemli bir etkisi söz konusu. Ancak kur artışlarından arındırıldığında, ihracattaki reel artışın yüzde 20’lerin üzerinde olduğu görülüyor. 2011 yılında “ihracatın kralı” önceki yıllarda olduğu gibi yine havadan geldi.

THY ihracatta açık ara birinci

11 milyar 815 milyon lira gelirle Fortune 500 listesine beş basamak birden yükselerek altıncı sıradan giren Türk Hava Yolları, net satış gelirinin 11 milyar 305 milyon lirasını ihracattan sağladı. Şirket böylece ihracatta 10 milyar sınırını aşan ilk Türk şirketi olmayı başardı. İhracatı mal değil hizmet ihracatı sayıldığı için, THY, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) ihracatçı şirketler listesi arasında yer alamıyor. Bir anlamda Türkiye’ye en fazla döviz girdisi sağlayan şirket, Fortune 500 Türkiye listesi yapılmadan önceki yıllarda ihracatçı sayılmıyordu. Fortune 500 Türkiye, 2007 listesinden itibaren THY’nin bu durumuna dikkat çekti ve 2009 yılında ise THY’yi açık ara ihracatta ilk sıraya koydu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de 2010 yılında Fortune 500 Türkiye 2009 listesinin açıklanmasının ardından, “Türk Hava Yolları mal ihraç etmiyor. İhraç satıyor. Yani hizmet ihraç ederek ülkeye döviz girdisi sağlıyor. Hizmet ihracatı yaparak sağladığı dövizle cari açığı azaltıyor, ülkeye döviz girdisi sağlıyor. Ancak biz kanunen, TİM olarak mal ihracatı yapan şirketlere yer veriyoruz. THY’nin yanı sıra turizm ve taşımacılık gibi bazı sektörlerin de yaptığı hizmet ihracatlarını ve gelirlerini TİM’in ihracat şirketleri arasında gösteremiyoruz” diye açıklama yapmıştı. Tabii o zamandan bu yana değişen bir şey yok. THY’nin döviz geliri hâlâ ihracat olarak değerlendirilmiyor.

Kârlar geriledi

Gerek dış gerekse iç satışlar önemli oranda artarken kârlarda benzer bir gelişme söz konusu değil. Fortune 500 listesinde yer alan şirketlerden 394’ü kâr açıklarken, zarar açıklayan şirket sayısı 106’ya çıktı. 2010 listesinde zarar açıklayan şirket sayısı 67 ile sınırlı kalmıştı. 2010 yılında 25 milyar 666 milyon lira olan Fortune 500 şirketlerinin net kârı, 2011 yılında yüzde 2,8 civarında düşerek 24 milyar 932 milyon liraya geriledi.

Kârlardaki erimenin nedenlerini irdelemekte yarar var. Nitekim Fortune 500 şirketlerinin esas faaliyet kârlarına baktığımızda 2011 yılında bir önceki yıla göre yüzde 21,4 arttığını görüyoruz. Daha net ifade edersek, 2010 yılında Fortune 500 şirketlerinin esas faaliyet kârları 33,4 milyar lirayken 2011 yılında 40,6 milyar liraya çıktı. Dolayısıyla şirketlerin net kârlarındaki düşüşün temel nedeni, esas faaliyet dışı alanlarda yaşanan kayıplardan kaynaklanıyor. Fortune 500 şirketleri, 2010 yılında TL’nin değerlenmesi nedeniyle yüksek faaliyet dışı kazanç yazmışlardı. Doların yüzde 11,5, euro’nun yüzde 16,8 civarında değer kazandığı 2011 yılında ise şirketlerin ciddi miktarda açık pozisyon zararı yazdıkları görülüyor. Dolayısıyla esas faaliyetlerden elde edilen kârlara rağmen yüksek açık pozisyonlar dolayısıyla (Merkez Bankası bu duruma yönelik sürekli eleştiriler yaparak dikkat çekiyordu) yazılan kur farkı zararları, net kârları aşağı çekti. Merkez Bankası’nın 2011 yılının son gününde dolara yaptığı müdahaleyle şirketlerin daha yüksek kur zararı yazmalarının önüne geçtiği, kulislerde konuşulanlar arasında.

Tabii reel sektör şirketleri bir miktar da uzun vadeli yatırım kredileri nedeniyle zorunlu olarak döviz açık pozisyonu taşımak durumundalar. Bu da artı veya eksi yönde hızlı kur hareketlerinin olduğu zamanlarda bilanço kârı ya da zararına neden oluyor. Bu nedenle 2010 yılında bilanço kârı yazan şirketler, 2011 yılında kurların yükselmesiyle zarar yazdılar. Nergis Kasabalı, Türkiye’nin büyümesine paralel olarak şirketlerin esas faaliyet gelirlerini artırabildiklerini belirterek, “Bunun net kârlılığa yansıyamamasının en belirgin sebebi, yılın ikinci yarısında kurda yaşanan yukarı doğru sert çıkışlar. Döviz açık pozisyonu olan reel sektör şirketlerinin kağıt üzerinde dahi olsa yazmak zorunda kaldıkları kur farkı gideri, net kârları önemli oranda aşağı çekti. Tabii bu durum kağıt üzerinde oluyor. Bu yıl belki bir kısmı düzelecek ve nakit yaratma kapasitesi anlamında bir düşüşe işaret etmiyor” diyor. Keza artan emtia fiyatlarının da maliyetleri artırdığı ve şirketlerin kârı üzerinde olumsuz baskı yaptığı belirtiliyor. Yavuz Arsoy, Fortune 500 şirketlerinin 2010 yılında kur nedeniyle sağladıkları kazancı, 2011 yılında geri verdiklerine dikkat çekiyor.

Tüpraş açık ara lider

Pazar payı, kurumsal güvenilirliği, üretim kompleksleri ve ortaklıklarıyla dünyanın önde gelen entegre petrol şirketlerinden biri olan Tüpraş, 2011 yılında net satış gelirlerini yüzde 58 artırarak 41 milyar 443 milyon liraya çıkardı ve Fortune 500 zirvesini kimseye bırakmadı. Hatta geçen yılla kıyaslandığında Tüpraş’ın en yakın rakibi ile arasını ciddi şekilde açtığı görülüyor. Tüpraş aynı zamanda kriz öncesi net satış gelirini (2008 yılı net satışları 30,5 milyar TL’ydi) ciddi oranda aşarak çıtayı çok yukarı çekti. Özelleştirmeden Koç Grubu tarafından 2005 yılında satın alınan Tüpraş’ın, Fortune 500 Türkiye listesi net satışları içerisinde aldığı pay yaklaşık yüzde 7,5 oldu. 2011 yılında petrol fiyatlarının dalgalı ve yüksek bir seyir izlemesi de Tüpraş’ın satış gelirlerinin artmasında etkili oldu. Nitekim benzer bir durumu Fortune 500 ABD şirketlerinde de görüyoruz. Yüksek petrol fiyatları Exxon Mobil’in Wal-Mart Stores’u devirip ABD 500’ün tahtına yerleşmesini sağladı. 7 milyar 89 milyon lira gelirle ihracat sıralamasında ikinciliği koruyan Tüpraş, 2 milyar 841 milyon lira faiz, vergi öncesi kâr ile listede, kâr sıralamasında ikinciliğe yükseldi.

Petrol, enerji şirketleri öne çıkıyor

Tüm enerji şirketleri, petrol fiyatlarının yükselmesiyle listede ön sıralara çıktılar. Nitekim 2010 listesinde dördüncü sırada olan Petrol Ofisi 19 milyar 548 milyon lira gelirle 2011 yılında ikinciliğe, 2010 yılında yedinci sırada olan Opet ise 14 milyar 948 milyon lira gelirle üçüncülüğe yükseldi. Türkiye Elektrik Dağıtım ise 14 milyar 232 milyon lira gelirle bir önceki yıla göre iki sıra gerileyerek 2011 listesine dördüncü sıradan girebildi. 2010’da listeye altıncı sıradan giren Türk Telekom ise 11 milyar 940 milyon lira gelirle 2011 listesinde beşinci sırada yer aldı. 102,1 milyar lira net satış geliri ile Fortune 500 listesindeki ilk beş şirketin dördü petrol ve enerji sektöründe faaliyet gösteriyor. 155,1 milyar lira net satış geliri ile listede yüzde 28’lik paya sahip olan ilk 10 şirketin sekizi petrol, enerji ve elektrik sektöründe faaliyet gösteriyor. Diğer yandan Fortune 500 listesinde yer alan ilk 100 şirketin toplam satışların yüzde 70’ini ürettiği görülüyor.

Sektörler bazında baktığımızda ise Fortune 500 net satış gelirlerinden en yüksek payı yüzde 17,8 ile petrol ve türevleri üretim ve dağıtım sektörü (16 şirket bu sektörden) alıyor. 2010 sıralamasında bu sektörün aldığı payın yüzde 17,7 olduğu göz önüne alındığında, 2011’de petrol fiyatlarındaki yükselişin de etkisiyle iki puanlık artış olduğu görülüyor. Enerji sektörü yüzde 9 ile Fortune 500 Türkiye sıralamasında en yüksek payı alan ikinci sektör olurken, onu yüzde 6,6 ile metal döküm ve işleme, yüzde 5,4’le taşıt araç ve ekipmanları izliyor.

Milyarlık şirket sayısı 107’ye çıktı

Fortune 500 Türkiye listesinde 1 milyar liranın üzerinde satış gelirine sahip şirket sayısının 2011 yılında önemli miktarda arttığını görüyoruz. 2010 yılında 1 milyar liranın üzerinde satış gelirine sahip şirket sayısı 80 iken 2011 yılı listesinde 107. Fortune 500 Türkiye listesinin ilk yayımlandığı yıl olan 2007 baz alındığında 1 milyar liranın üzerindeki şirket sayısının o tarihten bu yana ikiye katlandığı görülüyor. Yine küresel ölçekte büyüklüklere yakın olması itibariyle 10 milyar liranın üzerinde satış gelirine sahip şirket sayısındaki gelişime baktığımızda, burada da bir artış görüyoruz. 2010 listesinde yedi şirket 10 milyar liranın üzerinde satış gelirine sahipken 2011 yılı listesinde bu sayı dokuza çıktı.

Ancak Türk şirketleri küresel ölçekte bakıldığında hâlâ çok küçük. Öyle ki; Fortune 500 ABD listesinin zirvesinde yer alan Exxon Mobil 452 milyar 926 milyon dolar, ikinci sıradaki Wal-Mart Stores 446 milyar 950 milyon dolar, üçüncü Chevron ise 245 milyar 621 milyon dolar net satış gelirine sahip. Merkez Bankası’nın 2011 yılı ortalama dolar kurunu (1,6713 TL) baz alarak yaptığımız hesaplamaya göre, Fortune 500 Türkiye’nin toplam satışları 330 milyar dolar 991 milyon dolar. Bu tabloya göre, Türkiye’nin 500 şirketinin net satışlarının toplamı Exxon Mobil ve Wal-Mart Stores’un yüzde 73-74’ünü ancak yakalayabilirken, üçüncü sıradaki Chevron’un üzerinde bir büyüklüğe ulaşıyor.

Çalışan sayısı 919 bine yaklaştı

Ekonomideki canlanmaya paralel olarak satışlarını artıran şirketler, daha fazla istihdama ihtiyaç duyuyor. Talep tarafındaki canlılığa paralel, şirketlerin çalışan sayılarını artırmaya devam ettikleri görülüyor. Küresel krizin etkili olduğu 2009 yılında 43 bin çalışanı işten çıkaran Fortune 500 şirketlerinin, 2010 yılında 117 bin 232, geçen yıl da 74 bin 897 kişiyi işe aldığı görülüyor. Böylece şirketler, son iki yılda 192 binin üzerinde çalışana iş olanağı yarattı.

FORTUNE 500 2011 LİSTESİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

Kenan Şanlı – Fortune Dergisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir