Fed’in Faiz Artırma Olasılığının Analizi

Mahfi Eğilmez – 31.10.2016

Gün sonunda nakit açığı bulunan bankalar, bu açığı kapatabilmek için, nakit fazlası bulunan bankalardan borçlanıyorlar. Borç veren bankalar, borç alan bankaya bu borç karşılığında Fed’in belirlediği faiz oranını (Federal Fund’s Rate) geçmemek üzere faiz uyguluyor. Bu faizin oranı bugün itibariyle yüzde 0,25 ile 0,50 arasında. Bu faiz, normal koşullarda 6 haftada bir Fed Başkanının başkanlığında toplanan Federal Açık Piyasa İşlemleri Komitesi (Federal Open Market Committee – FOMC) tarafından belirleniyor.

Fed, bu faiz oranını düşürerek veya artırarak ekonomik faaliyetleri etkileyebiliyor. Fed, faiz oranını düşürdüğünde, bankalar daha ucuza kaynak buldukları için yükümlülük altına girerek yeni kaynaklar ediniyor ve bunları krediye dönüştürüyorlar. Böyle bir ortamda ekonomide finansman bollaşıyor ve aktivite artışı desteklenmiş olduğu için ekonomi canlanıyor. Fed, faiz oranını yükselttiğinde bunun tersi oluyor. Bu kez bankalar yeni kaynaklar edinip yükümlülüklerini artırmakta ve dolayısıyla kredi açmakta daha çekingen hale geliyorlar. Bu da ekonomide ortaya çıkmaya başlayan enflasyonist eğilimleri frenliyor.

ABD ekonomisi üzerinde yapılan çalışmalara göre Fed’in faiz oranında değişikliğe gitmesinin bütün ekonomi üzerinde etkili olması 12 – 18 ay arasında bir süre alıyor. Dolayısıyla Fed’in faiz artırımı konusundaki kararını etkileyecek olan enflasyonun bugünkü düzeyi değil, gelecek 12 – 18 ay içinde hangi düzeyde olacağı.

Fed’in faiz artırmasına yönelik karar alması için üç temel göstergeye odaklandığını biliyoruz: (1) İstihdamın artması ve dolayısıyla işsizlikte azalma (ABD’nin doğal işsizlik oranı yüzde 4,5 – 5,0 olarak kabul ediliyor.) (2) Büyümenin hızlanması (ABD’nin potansiyel büyüme oranı yüzde 2,5 – 3,0 arasında kabul ediliyor.) (3) Ekonominin raydan çıkarak enflasyonist baskılar altına girmesinin önlenmesi (enflasyonun yüzde 2’yi aşması halinde kontrolden çıkabileceği düşünülüyor.)

Şimdi bu üç gösterge açısından eldeki son verilere göre ABD ekonomisinin nerede olduğuna bakalım (Kaynak: US Treasury, US Bureau of Economic Analysis.)

Yıllar 2011 2012 2013 2014 2015 2016 3.Ç
İşsizlik Oranı (%) 8,9 8,1 7,4 6,2 5,3 5,0
Büyüme Oranı (%) 1,6 2,2 1,5 2,4 2,4 1,7
Enflasyon Oranı (%) 3,0 1,7 1,5 0,8 0,7 1,5

 

Küresel kriz süresince Fed’in uyguladığı politikalar, işsizliğin düşürülmesi konusunda ciddi bir başarıya ulaşmış görünüyor. Faiz artırımı aşamasında acele karar almamak için biraz daha ayrıntılara bakıldığını ve işsizlik başvuruları, ücret artışları gibi konuların da dikkate alındığına değinmek gerekir.

Tabloya bakınca ABD’de ekonominin önemli göstergelerinden birisi olan büyüme oranının inişler ve çıkışlar yaşamış olduğunu görüyoruz. Bu yılın üçüncü çeyrek büyümesi beklentileri aşarak yüzde 2,9 olarak geldi. Bu oran ABD’nin potansiyel büyüme oranına işaret ediyor.  Bununla birlikte bu oranın devam edip etmeyeceği henüz net değil.

Fed’in uzun dönemde ulaşmak ve durmak istediği enflasyon oranı yüzde 2’ler dolayındaki bir enflasyon oranını işaret ediyor. 18 ay sonrası için tahminler yüzde 2 dolayında bir oranı gösteriyorsa Fed, faiz artırımına başlayacak. Fed’in elinde çok daha ayrıntılı veriler ve tahminler olabilir ama kamuoyuna açıklanmış veriler gelişmenin bu yönde olduğu konusunda henüz net bir görüntü vermiyor.

Sonuç olarak eldeki verilere bakarak, Fed’in uyguladığı para politikası sonucunda ABD ekonomisinde işsizlik oranında ideal düzeye yaklaşıldığını, büyüme oranında ekonominin iyiye gidiş içinde olduğunu, buna karşılık enflasyon oranında henüz frene basılacak düzeyden biraz uzak olunduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte faizle ilgili olarak alınacak kararın etkisini 12 – 18 ayda göstereceğini dikkate alırsak Fed’in asıl ilgi noktasının 18 ay içinde enflasyonun nasıl bir hareket izleyeceği olduğunu kabul etmemiz gerekir. Fed, 18 ay içinde enflasyonun yüzde 2’ye gideceğini görmüş ve faizi artırma kararını alma aşamasına gelmişse Aralık ayında faiz artırımı olasılığı yüksek demektir.

Buraya kadar Fed’in baktığı göstergeleri eldeki veriler açısından objektif bir bakış açısıyla değerlendirmeye çalıştım. Bu aşamada eldeki bu verilere göre oluşmuş olan son piyasa beklentilerine baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz (2,3,ve 4. Sütunlar 0,25, 0,50 ve 0,50’den daha fazla oranda artış bekleyenlerin yüzdesini gösteriyor.) (Kaynak: CME Group, FedWatch Tool, http://www.cmegroup.com/trading/interest-rates/countdown-to-fomc.html):

Fed/FOMC Toplantı Tarihi 0,25 (%) 0,50 (%) 0,50 üstü (%)
2 Kasım 2016 8,3 0 0
14 Aralık 2016 68,0 5,9 0
1 Şubat 2017 65,5 9,6 0,4
15 Mart 2017 61,8 14,6 1,2

 

Tablodan görüleceği gibi Aralık toplantısında Fed’in faiz oranını 0,25 puan artırarak 0,50 – 0,75 aralığına çekmesini bekleyenlerin oranı yüzde 68’dir. Sonraki aylar için beklenti biraz daha düşüktür. Buna karşılık sonraki aylara ilişkin beklentilerin Aralık’ta alınacak karara göre yeniden şekilleneceğini gözden kaçırmamak gerekir.

Buraya kadar ortaya koymaya çalıştığım veriler ve beklentiler, Fed’in Aralık ayında faiz artışına gitmesinin yüksek bir olasılık olduğunu ortaya koyuyor. İktisatçının görevi, karar alıcılara eldeki verilere göre bir analiz sunmaktan ibarettir. Ben de bunu yapmaya çalıştım. Bundan ötesi karar alıcıların işi.