Enflasyon ve FED Günü!

Aydın Eroğlu – 03.05.2017

10:00’da Nisan ayı enflasyon verilerimiz açıklanacak. Beklentilerde kısmi yükselişin sürdüğünü gösteren oranlar var. Açıkçası düşük faiz ve buna karşılık gerçekçi kur politikasına geçtiğimiz andan itibaren zaten benim enflasyonda belli bir süre yüksek oranlara hazır olmamız gerektiği, hatta bu durumu açıkça ilan edilmesini tavsiye ettiğimi biliyorsunuz.

Maalesef bir süre yüksek enflasyon ile yaşayacağımızı açıkça ilan etmediğimiz, tam tersi halen ileriki vadeler için düşük enflasyon hedeflerini ilan ettiğimiz için, açıklanan enflasyon verileri moral bozuyor. Aslında moralimizin bozulmasına hiç gerek yok. Çünkü düşük faiz ile kredi musluklarını açmaya kalktığınız zaman, karşılığında kurlarda ilk anda önemli yükselişler yaşanır. Nitekim bizde de aynısı olmuştu.

Yaşanan kur yükselişinin girdi mallarının üretim fiyatlarını yükseltmesi nedeniyle enflasyon da yükselir. Bu durum yaratılan kredi hacminin 2-3 yıl sonrasında üretimi artırması ve rekabetin devreye girmesi ile dengelenmeye başlar. Enflasyon da aradaki yıllarda yüksek olur ama sonra düşmeye başlar. Biz daha bu sürecin ilk yılını bile bitirmedik ki enflasyonda hemen düşme bekleyelim. Arada düşük gelen rakamlara bile çok aldırmamak lazım çünkü kalıcı olmaz. Kısacası bir kaç yıl için yüksek gelebilecek enflasyon verileri moralimizi çok bozmamalıdır. Çünkü bu durum doğal süreçtir.

Ancak, doğal olmayan bir süreç ise, düşük faiz ve gerçekçi kur politikası ile üretim arttırıcı yatırımların önü açılmak istenmesine rağmen, kredilerin beklendiği gibi yatırıma gitmemesidir! Eğer üretim artsın diye kredi hacmini büyütüyorsanız, ama bu krediler otomotiv, lüks konut, arsa ve tekneye yatırılıyorsa, o zaman yanlış işleyen bir durum var demektir! Bu takdirde yaratılan likidite üretimi arttıracağına, riskli kredileri arttırmış olur. Bir süre sonra yatırım ve üretim artışı görülmez ise, kredi geri dönüşlerinde sıkıntılar başlar. Maalesef bunun devamı ise, kur ve faizlerde birlikte yükseliş ve finansal alanda başlayıp, ekonomik alana yansıyacak bir krizin tetiklenmesi ile sonuçlanır. Şu an kâr patlaması yaşayan bankalar ise, bu gelişmeden en büyük zararı gören kurumlar olurlar.

İşte, şu an maalesef bu risk Türkiye için artıyor diye uyarmak istiyorum. Ki, bunu daha öncesinde de yaptığımı biliyorsunuz. Çünkü siyasi güvensizlik, OHAL’in sürmesi, döviz ve bankalar için siyasilerden gelen sert yorumların yarattığı korkular, halen khk ile yönetiliyor olmamız, referandum sonuçlarında ortaya çıkan sıkıntılı durum, sınırlarımızda söz de müttefik olduğumuz Rusya ve ABD’nin terör örgütü PKK’nın isim değiştirmiş türevleri ile birlikte sistemli bir Kürdistan alt yapısını kurma hazırlıklarının yarattığı riskler, ülkenin bir kaç yıldır başını seçimlerden kaldıramıyor olması gibi nedenlerle özel sektör belirsizlikler yüzünden yatırım yapmıyordu. Halen bu tutumu devam ediyor.

İşte bu yüzden, düşük faiz ile üretimin ve katma değerli yatırımların artması hedefi eksik işliyor. Piyasa düşük faiz ve bol likiditeye boğulmasına rağmen, güven eksikliği nedeniyle bu kredi hacmi doğru alanlara gitmiyor.

En kısa zamanda siyasi güvenin yeniden tesis edilmesi yatırımcıların korkularının sona erdirilmesi lazım. Belki yeni bir kabine revizyonu bu sürecin ilk adımı olabilir. Ama kavga dilinden hemen çıkmamız çok zaruri bir durum haline gelmiştir. Türk vatandaşlarının sınırılarımızdaki ya da daha uzaklardaki ülkere yerleşmek isteği, oralarda yatırım arayışlarındaki patlama üzerinde durulması gereken sosyal ve siyasi bir gelişmedir. Bu durum insanların ekonomik değil, siyasi gelecek belirsizliği korkularından kaynaklanıyor. Bu durumu halen görmüyor olmak, doğru teşhis koymayı ve siyasilerin üstlerine düşen davranışları sergilemelerini geciktiriyor.

İşte bu nedenle şu anda tam bir bıçak sırtındayız. Bu durumu hızla tersine çevirecek şekilde düzeltemez isek ve siyasi güveni yeniden tesis edemez isek kriz ile yüzleşmek zorunda kalırız. Ama hızlı bir güven tesis edebilirsek, o zaman da iki-üç yıldır bir takım korkular ile yatırımdan kaçan özel sektör hızla yatırım atağına kalkar ve tam manası ile yatırım ve büyüme patlaması yaşarız. Umarım ikincisi olur. Ama şimdilik ilk riskin yüksek olduğunu bilmenizi istiyorum.

FED Kararları Açıklanacak!

Dün toplanan FED bu akşam 21:00’de kararlarını açıklayacak. ABD’de son veriler kötü geldiği için faiz artışı yapılmayabilir gibi bir beklenti hakim. Olursa da çok düşük oranlı olur. Her ikisi de Türkiye’nin lehine ve ekonomideki çarkları işletmek için zaman kazanmamıza yarayan sonuçlar olur.

Sakın beni karamsar görmeyin. Çok yüksek bir büyüme potansiyelimizin olduğunu ve bunun önündeki belirsizlik ve siyasi güven eksikliği sorununun çözülmesi ile her şeyin çok pozitif olabileceği inancındayım. Ama şimdiye dek bunun için gerekli olan davranışlar sergilenmediği için, artan risklere dikkat çekmeyi sürdürüyorum. Borsadaki yükselişler sizleri yanıltmasın. İşler terse dönecek olursa, gördüğünüz bu fiyat artışları aynı şekilde yerini sert fiyat düşüşlerine de bırakabilir. Bunun birçok kez örneklerini yaşadık.

Böyle iki yöne de çok açık bir süreçte bulunduğumuz için maalesef yeni öngörü vermekte çok temkinli olmak gerektiğini hissediyorum. Bu yüzden de destek-direnç paylaşımlarım ile potansiyel hisselere dikkat çekiyorum. Ama cesaret eksikliği nedeniyle bir çoğunda yaşanan yükselişi de kaçırıyorum. Ama yapacak bir şey yok. Ne hissediyorsam öyle davranıyorum. Umarım bendeki bu korkuları da en kısa zamanda bitirecek pozitif sürece gireriz.

NOT: Yazı 3 Nisan Çarşamba, 09:54’te borsaanalizci.com‘da yayınlanmıştır! 2 Nisan Tarihli ”Yeni Hafta Yeni Rekor Olur Mu?” başlıklı yazımı da linki tıklayarak okuyabilirsiniz.

Saygılarımla