BİST100 endeksinde hafif alıcılı açılış gerçekleşmesini bekliyoruz.
BİST100 endeksi dün günü %1,43 düşüşle 14.331 seviyesinden tamamlayarak 12 Haziran’dan bu yana en düşük kapanışını gerçekleştirdi. İşlem hacmi ise 139,4 milyar TL ile 3 Nisan’dan bu yana en düşük seviyede gerçekleşti. Endeks güne 14.552 puan seviyesinden sınırlı tepki alımlarıyla başlasa da özellikle öğleden sonra satış baskısının belirgin şekilde arttığını gördük. Gün içerisinde 14.323 puan seviyesine kadar geri çekilen endeks kapanışını da gün içi dip seviyelerine oldukça yakın gerçekleştirdi. Hem işlem hacmindeki zayıflık hem de kapanışın gün içi en düşük seviyelere yakın olması nedeniyle kısa vadede temkinli görünümün korunduğunu değerlendiriyoruz.
Dün piyasaların yakından takip ettiği başlıklardan biri de MSCI’dan gelen açıklamalar oldu. MSCI, Türkiye’de şirketlerin hissedarlık yapılarındaki şeffaflığın artırılması konusunda yeterli ilerleme sağlanamaması halinde ülkenin endeks sınıflandırmasını yeniden değerlendirebileceğini belirtti. Kuruluş, Kasım ayında yapılacak gözden geçirmeye kadar somut ve güvenilir adımların atılması gerektiğini vurgularken, aksi durumda Türk sermaye piyasalarına ilişkin resmi bir danışma süreci başlatılabileceğini ifade etti. Bu açıklamalar, yabancı yatırımcı algısı ve Türkiye’nin uluslararası endekslerdeki konumu açısından önemini koruyor.
Yurt içinde ise TCMB Başkanı Karahan’ın Londra’da gerçekleştirdiği “Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm” sunumu takip edildi. Karahan, yerleşiklerin TL talebinin güçlü seyrini koruduğunu, döviz rezervlerinin kuvvetli olduğunu ve hanehalkının döviz talebinde belirgin bir artış görülmediğini ifade etti. Ayrıca kredi büyümesindeki yavaşlama ve talep göstergelerinin ekonomik aktivitede kontrollü bir yavaşlamaya işaret ettiğini belirten Karahan, enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını ve özellikle kira ile eğitim kalemlerinde gözlenen yavaşlamanın dezenflasyon sürecini desteklediğini vurguladı.
Küresel tarafta ise bugün açıklanacak ABD verileri piyasaların odağında yer alıyor. Fed’in en yakından takip ettiği enflasyon göstergesi olan çekirdek PCE verisi başta olmak üzere yoğun bir veri akışı izlenecek. Son dönemde Fed Başkanı Warsh liderliğinde daha şahin bir para politikası algısının güçlenmesiyle birlikte piyasaların Eylül ayında faiz artırımı beklentisi %29 seviyesinden %68’e yükselmiş durumda. Bu nedenle açıklanacak PCE verisi, mevcut beklentilerin teyit edilip edilmeyeceği açısından kritik önem taşıyor. Fed üyeleri son toplantılarda faizleri sabit tutarken, enflasyonda kalıcı bir yavaşlama görülmeden politika değişikliğine gitmeyecekleri mesajını vermişti. Piyasa beklentisi çekirdek PCE fiyat endeksinin aylık bazda %0,3 artması ve yıllık bazda %3,4 seviyesinde gerçekleşmesi yönünde.
Emtia tarafında ise petrol fiyatlarındaki geri çekilme eğilimi sürüyor. Hürmüz Boğazı’nda tanker trafiğinin yeniden hız kazanması ve ABD ile İran arasındaki görüşmelerde ilerleme sağlanması arz endişelerini önemli ölçüde azaltmış durumda. Brent petrol, İran savaşının başladığı dönemden bu yana ilk kez 75 dolar seviyesinin altına gerilerken, Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol ihracatı savaş öncesi seviyelerin yaklaşık %85’ine ulaştı. Buna karşın ABD’de Cushing stoklarında görülen yaklaşık 1 milyon varillik azalış arz tarafındaki risklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
Değerli metaller tarafında ise satış baskısı dikkat çekiyor. Altın ve gümüş fiyatları dolar endeksindeki güçlenme ve Fed’in şahin duruşunu koruyacağı beklentileriyle geri çekilmeyi sürdürüyor. Ons altın yılbaşından bu yana yaklaşık %5 değer kaybederken Ocak ayında gördüğü tarihi zirvenin yaklaşık %20 altında işlem görüyor. Son dönemde artan jeopolitik risklere rağmen altının geleneksel güvenli liman özelliğinin sınırlı kaldığını görüyoruz. Bunun temel nedeni yükselen enerji maliyetlerinin enflasyon beklentilerini yukarı çekmesi ve merkez bankalarının sıkı para politikalarını daha uzun süre koruyabileceği algısının güçlenmesi. Faizlerin yüksek kalacağı beklentisi faiz getirisi bulunmayan altın gibi varlıkların elde tutulma maliyetini artırarak değerli metaller üzerindeki baskının sürmesine neden oluyor.
Kaynak: İnfo Yatırım Hisse & VİOP Günlük Bülten