Aktif Rasyosu

Aktif Rasyosu Nedir ve Nasıl Uygulanacak?

Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu (BDDK), bankaların daha fazla kredi vermesini sağlamak için yeni bir model geliştirdi. Bu modelin temelini Aktif Rasyosu denklemi oluşturuyor. Denklem şöyle:

Bu oranın mevduat bankaları için yüzde 100’ün, katılım bankaları için yüzde 80’in altına inmemesi gerekiyor. Bu oranın altında kalan bankalara formüle aykırılık oluşturan tutarın yüzde 5’ine kadar ceza kesilecek ve bu ceza 500 bin TL’den az olamayacak. Şimdi bu denklemi bir örnekle açıklayalım. Mevduat bankası olan X Bankasının mayıs ayı değerleri şöyle çıkmış olsun (TL):

Gösterge TL
TL Mevduat tutarı 140
YP Mevduat tutarı 60
Krediler 160
Menkul Kıymetler 40
TCMB Swapı 30

Şimdi bu değerleri yukarıdaki denklemde yerlerine koyalım:

Buna göre mayıs ayı sonunda X Bankasının aktif rasyosu 0,9534 ya da %95,34 olarak çıkıyor. Eğer X Bankası bu durumda kalırsa yeni düzenlemede öngörülen yüzde 100 kriterini karşılayamıyor ve dolayısıyla (100 – 95,34 = 4,66 TL’nin yüzde 5’i kadar yani 0,233 TL) ceza ile karşılaşacaktır. Düzenlemeye göre bu miktar 500 bin liradan az olamayacağına göre X Bankasının ödeyeceği ceza 500 bin lira olacak demektir. X Bankası eğer mevduat bankası değil de katılım bankası olsaydı ceza söz konusu olmayacaktı. Çünkü katılım bankalarında aktif rasyosu yüzde 100 olarak değil yüzde 80 olarak uygulanıyor. Öte yandan bu bir seferlik bir uygulama olmayacak. Bu rasyonun her ay tutturulması gerekiyor, tutturulamadığı taktirde her ay ceza ödenmesi söz konusu. Bu yeni düzenleme 1 Mayıs 2020’den geçerli olacak. Buna göre ilk uygulama mayıs ayı sonunda ortaya çıkacak ve o tarihte bankaların aktif rasyolarına bakılarak karar verilecek.

Eleştiriler

BDDK’nın düzenlemesinin geneline ilişkin konuları bir yana bırakır da işin teknik yönüne bakarsak üzerinde durulması gereken üç mesele var.

Bunlardan ilki bankaların kredi vermeye zorlanması sonucu ortaya çıkacak batık kredilerin ne olacağı meselesi. Bu zorlamayla açılan kredilerden batan olursa bunda bankaların sorumluluğu minimum düzeyde kalır. Kamu bankalarında böyle bir zarar ortaya çıkarsa Hazine bunlara sermaye takviyesi yapacaktır. Bu durumda eşitliği sağlamak için özel bankaların bu şekilde açılacak kredilerden doğacak zararlarının da kamu eliyle tazmin edilmesi gerekir. Bankalara bu rasyoyu tutturamadıkları taktirde ceza verilecekse karşılığı da tazmin olmalıdır. Benzer şekilde bankaların bu şekilde zorlamayla açacakları kredilerin geri dönmemesi halinde karşılaşacağı likidite sorununun da Merkez Bankası tarafından çözülmesi gerekiyor.

İkinci mesele mevduat bankalarıyla katılım bankaları arasında yapılan ayrım. Böyle bir ayrımın yapılması doğru değil. Sonuçta amaç eğer kredi verilmesini desteklemek ise bu alanda çalışan her türlü bankanın aynı koşullarla yönlendirilmesi gerekir.

Üçüncü mesele zorunlu karşılıklarla ilgili. Yapılan düzenlemeye göre bankaların topladığı bütün mevduat hesaba katılıyor. Oysa bankalar topladığı mevduatın bir bölümünü merkez bankasına zorunlu karşılık olarak yatırdığı için mevduatın o bölümünü krediye dönüştüremiyor. Burada bir de BDDK’nın bankaların kısa vadeli yükümlülükleri karşılamak için kasalarında bulundurmalarını istediği adına disponibilite denilen miktarları da dikkate almak gerekiyor. Çünkü bankalar bunları da kredi olarak veremezler. Formüldeki bu yanlışlığın düzeltilmesi ve denklemin şöyle yazılması gerekiyor: