2020 Yılı: Finansal Piyasalarda Fırsatlar ve Tehditler! / GMC Yatırım – (20.11.2019)

 

20.11.20192020 Yılı: Finansal Piyasalarda Fırsatlar ve Tehditler!

2019 yılını bitirmeye sayılı günler kalırken, ana oyun kurucunun ABD Başkanı Trump olduğu gerçeği öne çıkmaktadır. Trump ile başlayan yeni döneme yeni yeni adapte olan piyasa katılımcılarının Trump’ı henüz çözememeleri, varlık fiyatlarında alışık olunanın dışında fiyatlama davranışlarını tetiklemektedir. ABD ile Çin arasında devam eden ticaret savaşlarında faz1 anlaşmasına ilişkin beklentilerin artması ve akabinde faz2 evresine geçilebilecek olması, kötümserliği geride bıraktırmaktadır.

2020 yılı içinde ticaret anlaşması temasında ABD-Çin ilişkilerini takip ederken, ana strateji oluşturmak için ABD 10 yıllık tahvil faizi referans olacaktır. Olası imza potansiyeli ABD 10 yıllık tahvil faizini %2 seviyesine yakınsatırken bu noktadan sonra 2020 yılında soru şu olacaktır; ABD 10 yıllık tahvil faizi %2 üzerinde kalıcı olarak %2,5 seviyesini zorlayacak mı? Tahvil faizinden yukarı yönlü hareket olması durumunda ABD borsa endekslerinde yeni rekor seviyelerin görülmesi kaçınılmaz olacaktır. Düşüncemiz ABD 10 yıllık tahvil faizinden %2 üzerinde kalma potansiyeli olarak yer almaktadır.

Ticaret anlaşması özelinde değerlendirdiğimizde 2020 yılının ABD Başkanlık seçimi olacağından Trump’ın siyasi kariyerinin tehlikeye atacak aksiyonlardan kaçınma potansiyeli daha olası olacakken, seçim dönemine kadar olayı çözmeden etkin beklenti yönetimi ile ticaret anlaşması fazlarını devam ettirmesini bekliyoruz.

Seçim sürecinde ise mevcut adaylar dikkate alındığında Trump’ın karşısında göreceli olarak güçsüz kalırlarken, Trump’ın Fed’in faiz indirimleri, düşük işsizlik, ev fiyatlarında artış ve rekor kıran ABD hisse senetleri piyasaları ile elinin oldukça güçlü olduğunu düşünüyoruz. Aday sürecinde Michael Bloomberg’un aday olması durumunda dengelerin değişebileceğini ve Trump’ın seçim yarışında zorlanabileceğini düşünüyoruz.

Fed’in para politikasında temkinli duruşunu ekonomik verilere bağlı sürdürmesini beklerken, seçim döneminden Trump’ın Fed ve Powell üzerinde ki baskıyı daha çok arttırmasını bekliyoruz.

Avrupa dinamiklerinden yavaşlayan ekonomilerin çaresi olarak görülen genişleyici para politikaları tarafında ECB’nin işi oldukça zor gözükmektedir. Eski Başkan Draghi’nin genişleyici mirasını devralan Yeni Başkan Lagarde’ın sihirli değneği bulunmazken, genişleyici para politikaları dışında reçetesi bulunmamaktadır. 2020 yılı içinde güçlü Dolar – zayıf Euro temasının devam etmesini bekliyoruz.

Avrupa’nın yakın zamanlı en büyük sorunu olan BREXIT açmasında yol haritası uzatmalar ile belirsizliğe giderken, çözüm olmadığı sürece İngiltere Merkez bankası tarafında herhangi bir aksiyon alınması beklemiyoruz. BREXIT’ın çözülmesi durumunda Başkan Carney tarafında olası faiz indirimleri ile BREXIT hasarının ekonomide giderilmesi planlanabilir.

Türkiye için gerileyen enflasyon ve ülke risk primi öne çıkarken, 2020 yılında %5 büyüme hedefi ana tema olacaktır. Büyüme hedefinin sağlanmasında iç tüketim talebinin kredi aktarım mekanizması ile sağlanması ve bu bağlamda TCMB’nin enflasyon referansı ile faiz indirimlerine devam etmesi beklenebilir.

2020, ALTIN yılı olabilir!

2013 yılı ikinci çeyrek başında (Nisan) $1550 – $1500 bölgesi altında performans sergileyerek ayı piyasasına geçiş yapan Ons Altın, Fed Başkanı Bernanke’nin 2013 Mayıs tarihinde genişleyici para politikasından sıkı para politikasına geçiş yapılacağına yönelik Jackson Hole toplantısında verdiği mesaj ile birlikte ilgili değişime adapte oldu ve gerçekleştirdiği satış baskısı ile $1046 seviyesine kadar geri çekildi.

Aradan 6 yıl geçti. 2019 yılı ikinci çeyrek sonunda (Haziran) ABD Merkez Bankası Fed, bu sefer de sıkı para politikasından uzaklaşan ve genişlemeci bir görünüme döneceğine ilişkin sinyaller verdi. Ons Altın 6 yıl aradan sonra $1365 seviyesini aşarak ayı piyasasından boğa piyasasına geçiş yaptı ve bu düşünce ile $1557 seviyesine ulaştı.

6 yıl sonra gerek para politikası gerekse politik ve jeopolitik temalı haber akışları ile birlikte trendini değiştiren ALTIN, 2020 yılının parlayan yıldızı olabilir.

Fed, ECB gibi önemli merkez bankaların genişlemeci politikasına devam edip etmesi, Brexit ve ABD – Çin Ticaret Savaşları temalarına yönelik belirsizliklerin azalıp azalmaması, ABD Başkanı Trump’ın Başkanlık seçimine yönelik gerginliği tırmandıracak çalışmalar oluşturup oluşturmaması, ABD – İran benzeri jeopolitik risk temaların yeni yılda da gündemde yer alıp almama beklentisi, stratejik açıdan ALTIN fiyatının 2020 yılında en dikkat çeken yatırım aracı olmasına imkan tanıyabilir. Bu tutum, yurtiçi tarafta TL bazlı Altın fiyatlarının da yeni yılın en popüler yatırım araçları olmasını sağlayabilir.

Ons Altın için teknik açıdan 16 aylık üssel & 23 aylık düzeltilmiş hareketli ortalamaları temsil eden 1315 – 1380 bölgesi üzerinde uzun vadeli pozitif görünüm gündemimizdedir. 2020 yılında bu düşünce ile 1567 seviyesine ulaşma ve ilgili seviye üzerindeki kalıcı fiyatlama davranışı oluşturarak 1753 seviyesine yakınsama ihtimali ile yıla damga vuracak bir profil oluşturma beklentisi içerisindeyiz.

Ons Altın’ın 2020 yılındaki olası performansı hiç şüphesiz ki yurtiçi tarafta TL bazlı Altın fiyatında da yukarı yönlü beklentileri güçlendirmektedir. Bu koşul altında 10 aylık üssel ve basit hareketli ortalamaları temsil eden 257 TL üzerinde kaldığı müddetçe Gram Altın yeni yıl görünümünde çıkışını sürdürmek isteyebilir. 2020 yılında bu düşünce ile 300 seviyesine ulaşma ve ilgili seviye üzerindeki kalıcı fiyatlama davranışı oluşturarak 336 TL seviyesine yakınsama ihtimali ile yıla damga vuracak bir profil oluşturma beklentisi içerisindeyiz.

Küresel Büyümeye Yönelik Endişeler, Petrol Dinamiklerinde 2020 Yılını Önemli Kılabilir!

Petrol dinamikleri 2019 yılında arz fazlası gerçeğini ön plana çıkarıp fiyatı baskılamaya çalışırken, karşısında birden fazla başlık dönem dönem fiyatı canlandırarak iki petrol türünde de yaklaşık 15 Dolarlık bir hareket alanına yol açtı.

Petrol’de arz fazlası beklentileri, küresel büyümeye yönelik endişelerin de artmasıyla birlikte sürüyor.

Petrolü dengede tutan arz faktörü ise, ABD kaya petrolü üretiminde oluşan düşüş beklentisi. Ancak bu hala bir beklenti olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle petrol piyasasında beklentilerin büyük sürprizlerle karşılaşabileceği unutulmamalı.

Genel olarak denklemi özetlersek, ticaret savaşı petrol fiyatını genel olarak baskılayan, ancak dönem dönem karşılıklı atılan adımlarla piyasayı canlı tutan bir yapı gösteriyor. Ticaret savaşının küresel büyüme beklentilerinde oluşturduğu baskı, merkez bankalarının normalden güvercine bürünmesine yol açtı-ki bu petrol sektörünün de karlılığını etkileyebilir.

Fakat denklemde değişmeyecek unsur şu ki, yükselen petrol fiyatları tüm faktörlerden daha iştah açıcı. Dolayısıyla yüksek petrol fiyatının daha fazla üretim faktörünü aktif hale getirerek yukarı kademelerdeki fiyat oluşumlarının kalıcılığını engelleyebileceğini düşünüyoruz.

Saudi Aramco süreci

Aramco’nun halka arzı sürecinin sonrası değil, öncesinde fiyatı etkileme çabalarının artacağını düşünüyoruz. Halka arz sürecinin petrol piyasasından çok borsa endeksleri üzerinde etkisi hissedilebilir. Fakat arz öncesinde, şirketin piyasa değerini artırma çabası, özellikle Suudi Arabistan çabalarıyla birlikte ön plana çıkabilir.

ABD üretiminde düşüş beklentisi yanılgısı

ABD tarafında orta vadede etkili başlıklar arasında yer alan konulardan biri kaya petrolü üretiminin 2021’den itibaren düşeceği beklentisi. Ancak bu konuda görüşümüz, hali hazırda tekel haline gelen yatay kazı yönteminin spekülatif de olsa her türlü yüksek fiyatı daha fazla üretim fırsatına çevirme potansiyelinin sürdüğü şeklindedir. Kısaca, yükselen fiyatlar, küresel büyümede zayıflama eşlik ettiği takdirde her seferinde daha alt kademelerde düşüş baskısına maruz kalabilir.

Gözden kaçmaması gerekenler: Almanya ve Japonya

Gündemin sürekli en büyük iki ekonomiye odaklandığı süreçte, üçüncü ve dördüncü sıradaki ekonomilerde yaşanan zayıflama gözden kaçabiliyor. Almanya yılın üçüncü çeyreğinde resesyondan kıl payı kurtulurken, Japonya’da öncü göstergeler olası bir resesyonun sinyallerini veriyor. Bu ekonomilerdeki gelişmeler, özellikle ABD ve Çin ekonomisine yönelik öngörü oluşturabilmek adına 2020 yılında yakından takip edilecek.

Fiyat görünümü

Fiyatın yüksek kademelerde baskıyla karşılaşacağı düşüncemize karşın, 2014 ortasındaki serbest düşüşe benzer bir sert satış beklentimiz bulunmuyor. Ancak 2020 yılında siyasi – jeopolitik koşullar gibi öngörülmesi zor şartlar dışında denge bulma çabasında 70 bölgesini üst sınır yapma potansiyeli oluşabilir. Bu durum ham petrolde 65 Dolar olarak karşımıza çıkıyor.

Gerçekleşebilecek düşüşlerde Brent petrol için 50 ve 43 Dolar, ham petrolde ise majör 42 ve önemi daha düşük görülen 35 Dolar bölgelerinin desteği izlenecek. Olası yükseliş ve denge bulma çabasının üst sınırı olarak takip edeceğimiz bölgelerin aşılması halinde Brent petrol için 79 ve 88 Dolar bölgeleri, ham petrolde ise 75 Dolar bölgesinin direnci dikkatle takip edilebilir.