Simyacılar yüzyıllar boyunca değersiz madenleri altına çevirmenin peşinde koştular; bugün ise bizler veriyi ve dijital kodları değere, yani finansın geleceğine dönüştürüyoruz. Modern zamanların bu büyük dönüşümünü anlamak için 1970’lerin başında SWIFT’in kuruluşuyla başlayan o hantal ama güvenli mesajlaşma sistemlerini hatırlamakta fayda var.
O günlerde kıtalararası bir para transferi için günlerce beklemek, faks makinelerinin başında sabahlamak bir zorunluluktu. Ancak Juniper Research’ün hazırladığı ve masamda duran 2026 Finansal Teknolojiler ve Ödemeler Trendleri raporunu incelediğimde, o eski günlerin artık birer nostaljiden ibaret kalacağını açıkça görüyorum. Finansın ötesine giden bu yolculukta, artık sadece parayı değil, mülkiyeti, kimliği ve hatta alışveriş iradesini bile dijitalleştiriyoruz.
Geleceğin yeni rezerv birimleri
Raporun en can alıcı noktalarından biri, stable coinlerin geleneksel bankalar arası ödeme sistemlerine ciddi bir rakip haline gelişi. Eskiden sadece kripto dünyasının bir “limanı” olarak görülen bu dijital varlıklar, artık saniyeler içinde sınır ötesi transfer imkânı sunarak devasa bir finansal devrime öncülük ediyor.
Bugün piyasa hacmi 300 milyar doları aşan bu yapılar, özellikle J.P. Morgan gibi devlerin kendi blokzincir ağlarını kurmasıyla kurumsal bir kimlik kazanıyor. Sadece parayı değil, gayrimenkulden sanat eserlerine kadar her türlü varlığı “token” haline getirip parçalara ayırabildiğimiz bir dünyaya giriyoruz. Bu durum, sıradan bir yatırımcının Manhattan’daki bir binanın yüzde 1’ine sahip olabilmesi gibi, finansal demokratikleşmenin kapılarını aralıyor.
Raporun derinliklerine indikçe, “tokenizasyon” dediğimiz o sihirli değneğin gerçek dünyadaki karşılığını çok daha net rakamlarla okuyorum. 2020 yılında sadece 65 milyon dolar olan blokzincir üzerindeki “gerçek dünya varlıkları”, 2025 yılına gelindiğinde tam 514 kat artarak 33,5 milyar dolara ulaşmış. Benim öngörüm, bu devasa ivmenin 2026’da bu rakamı en az ikiye katlayarak 67 milyar dolara taşıyacağı yönünde. Bu pazarın yüzde 52’sinden fazlasını özel krediler, yüzde 25’ini ise tokenize edilmiş ABD hazine tahvilleri oluşturuyor. Kurumsal devler artık bu dijital suların ne kadar güvenli olduğunu tescillemiş durumda.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!