İbretle İran’da yaşanan dev gösteriler dalgasını izlerken, bir yandan da bizde de aynısı olur mu sorusuna cevap arıyorum. Barış Süreci’nin ne derece ilerleyebileceğini gösteren Suriye’de el Şara–Kürt çatışması ikinci izleme zevkim. Türkiye tam bir ateş çemberi içinde.
Geçen sene piyasaları ve bir ölçüde de ekonomiyi Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve ardından her gün tırmanan ya da dallanıp budaklanan Erdoğan–CHP kavgası şekillendirdi. Ne yerli ne de yabancı muhataplarıma, TCMB’nin çok güçlü rezerv varlıkları sayesinde siyasal şoklarla piyasa tepkileri arasındaki kanalı bloke ettiğini anlatabildim. Yani getiriler iç siyasî riskten bağımsız olacaktı.
Bu sene de en azından yılın ilk çeyreğinde Ateş Çemberi’ndeki gelişmeler, temkinli iyimserlik modunda olan piyasalarımız için başlıca risk. Bakalım hele bir şunlara:
Venezuela’ya uluslararası gelişmeler bölümünde daha geniş yer ayıracağım; fakat Maduro’nun ABD’ye kaçırılması zamanında bize kaçak altın gönderdiği ve dünyanın tek hayırsever–gangster–influencer–fenomeni olan Sedat Peker’in, ünlü iş insanlarının ülkeden kokain ticareti için bağlantılar kurduğu suçlamalarını akla getirdi. Bunların doğruluk ölçüsünü bilmemize imkân yok, ama New York Federal Savcısı bir şekilde öğrenir. En kötü senaryoda Maduro davası ikinci bir Rıza Sarraf hikâyesine dönüşebilir.
İran’da Cuma–Cumartesi itibarıyla en şiddetli gösteriler gerçekleşirken, isyancıların liman kenti Bender Abbas ve petrol bölgesi Ahvaz’ı rejimden arındırdığı haberleri var. Daha da kötüsü, 2026 yılına girerken İran bankacılık sistemi tarihinin en ağır likidite ve güven krizini yaşıyor. Ekim 2025’te ülkenin en büyük özel bankalarından Ayandeh Bank’ın 5,2 milyar dolarlık devasa zarar ve yolsuzluk iddialarıyla resmen iflas etmesi, sistemdeki çöküşün fitilini ateşledi.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!