Haftalık Gelişmeler
Bu hafta PPK Kararı ve Kredi Derecelendirme Kuruluşları Takip Edilecek
Yurt içi piyasalarda, enflasyon görünümü, büyüme beklentileri ve para politikasının seyri gibi makroekonomik tahminlerin fiyatlamalar üzerindeki katalist etkisi devam ediyor. Para politikasına ilişkin öngörülebilirliğin güçlenmesi ve orta vadeli makro projeksiyonlarda gözlenen iyileşme, ülke risk priminin geri çekilmesi yatırımcı güvenini destekliyor. Bu kapsamda belirsizlik algısındaki azalma ile birlikte yurt içi varlıklarda yukarı yönlü fiyatlama eğilimi korunuyor.
22 Ocak’ta Politika Faizi Açıklanacak. TCMB faiz kararı 22 Ocak’ta açıklanacak. 2025 yılı boyunca politika faizinin seyrinde temel belirleyici unsur, dezenflasyon sürecinin hızına ve kalıcılığına ilişkin sinyaller oldu. TCMB, yıl genelinde sıkı para politikasını korudu. Bu dönemde faiz kararlarından ziyade, yönlendirme, likidite yönetimi ve makroihtiyati adımlar aracılığıyla para politikasının etkinliği desteklendi. Enflasyon beklentilerinde kademeli iyileşme görülmekle birlikte, temkinli duruşun korunması politika yapıcının önceliği olmaya devam etti ve 2025 yılı, faiz indirimi sürecinden ziyade dezenflasyonun sağlamlaştırıldığı bir geçiş yılı niteliği taşıdı. Geçtiğimiz yıl politika faizinin %38 seviyesinde tamamlanmasının ardından, 2026 yılında boyunca para politikasında temel belirleyici unsurun dezenflasyon sürecinin kalıcılığı ve beklenti yönetimi olması bekleniyor. Bu dönemde TCMB’nin, sıkı duruşu büyük ölçüde koruyarak finansal koşullardaki sıkılığın enflasyon üzerindeki gecikmeli etkilerini gözlemleyeceği, politika iletişimiyle öngörülebilirliği ön planda tutacağı bir çerçeve öne çıkıyor. Enflasyonun ana eğiliminde belirgin bir yavaşlama ve beklentilerde iyileşmenin güç kazanması beklentileri ile 2026 yılı başı itibarıyla para politikasında temkinli bir normalleşme alanı oluşacağını değerlendiriyoruz. Bu kapsamda 22 Ocak’ta enflasyondaki geri çekilmenin politika alanını genişletmesiyle birlikte, ölçülü ve ihtiyatlı bir adım olarak politika faizinde 150 baz puanlık bir indirim beklentimiz bulunuyor.
Gözler Kredi Derecelendirme Kuruluşlarında. 23 Ocak’ta Fitch ve S&P’nin Türkiye Değerlendirmesi yayımlaması bekleniyor. Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye verdikleri notlar, ülkenin borçlarını geri ödeme kapasitesi ve ekonomi politikalarına duyulan güvenin uluslararası yatırımcılar nezdindeki özet göstergelerinden biri. Bu notlar, Hazine’nin ve özel sektörün yurtdışından borçlanma maliyetlerini doğrudan etkilerken, aynı zamanda Türkiye’nin risk primi ve CDS seviyeleri üzerinde belirleyici rol oynar. Not artışı veya olumlu görünüm, ülke risk algısının iyileştiğine işaret ederek sermaye girişlerini desteklerken, not indirimi veya olumsuz değerlendirmeler finansman koşullarını sıkılaştırıcı bir etki yaratabiliyor. Özellikle birçok kurumsal yatırımcının yatırım yapabilmesi için kredi notunu eşik olarak kullanması, notların uzun vadeli ve kalıcı sermaye akımları açısından önemini artırıyor. Bununla birlikte kredi notları yalnızca makroekonomik verileri değil, para politikasının öngörülebilirliğini, mali disiplinin sürdürülebilirliğini ve ekonomi yönetiminin güvenilirliğini de yansıtıyor. Bu nedenle Türkiye’nin kredi notlarındaki seyir, döviz kuru, faizler ve finansal varlık fiyatları üzerinde etkili olan önemli bir beklenti ve güven göstergesi olarak yakından izleniyor. Makro gelişmelerden kaynaklı olarak kredi derecelendirme kuruluşlarının bekle / gör politikasına devam edeceğini, not görünümünü pozitife çekeceğini değerlendiriyoruz.
Kaynak: İnfo Yatırım