Borsa İstanbul’da olumlu seyir devam etmekle birlikte yatırım araçları arasında ayrışma gözlenmeye başlandı.
Birbirinin alternatifi olan sermaye ve para piyasaları bir süredir birlikte hareket ediyordu. Bir süredir sermaye piyasalarında risk iştahı artarken güvenli limanlara da ilgi sürüyordu. Borsalar ile birlikte altın ve gümüş fiyatlarında çıkış trendi hakimdi. Fakat Cuma günü yatırım araçlarında yön konusunda farklılaşma belirgin bir şekilde kendini gösterdi. Altın ve gümüş başta olmak üzere kıymetli metal fiyatlarında kâr satışlarına bağlı düşüş görüldü. Borsada ise bir miktar kâr satışları görülmekle birlikte çıkış trendi korundu. Borsa İstanbul’da geçtiğimiz perşembe günü hem kapanış hem de işlem hacmi rekoru kırıldı. Bu durum çıkışa ciddi bir katılım olduğunu gösteriyor. Hisse senetlerinde yabancı alımları sekiz haftadır devam ediyor. Faiz düştükçe yerli yatırımcıların da ilgisinin arttığı aşikar. Altın ve gümüşte kâr satışları devamlılık gösterirse bu durumun borsaya yeni yatırımcılar kazandırması olasıdır. Altından sağlanan kazançlardan gayrimenkule aktarım olduğuna dair görüşler sıkça dillendirilen bir durum. Konut kadar yoğun olmaz ama borsaya da bir kısım transfer neden olmasın sorusu akla geliyor. Borsada, dezenflasyon süreci ve buna bağlı olarak TCMB faiz indirimlerinin süreceği beklentisi çıkışa etki eden temel gerekçelerin başında geliyor. Geçen yıl dış borsalar rekorlar kırarken BIST100 Endeksi uzun süre baskı altında kaldı. Türkiye’nin ülke risk primindeki (CDS) düşüş ve kredi not görünümündeki iyileşme, ekonomik programa dış finans çevrelerinin olumlu bakışı, dışarıda gelişen ülke piyasalarına ilginin artması, yayınlanmaya başlanan yıl sonu bilançolarının geçen dönemlere göre daha iyi beklenmesi gibi birçok etken olumlu fiyatlanan konu başlıkları. Ancak yıl başından bu yana BIST100 Endeksi’ndeki prim %20’yi geçti. Bu açıdan bakılınca kısa dönem için sayılan gelişmelerin belli ölçüde fiyatlara dahil oduğunu söylemek yerinde olacak. Cuma günü görülen ve derinlik kazanmayan kâr satışlarını bu açıdan olağan karşılamak gerekir. Faiz indirim süreci devam edecek. Ayrıca dolar, TÜFE ve altın bazlı grafiklere bakıldığında borsanın primli olduğunu söylemek çok zor. Bu nedenle borsada kısa dönem prim görülse de orta ve uzun dönemde daha alınacak yolun olduğunu söylemek mümkün. Ancak iç ve dış gündemde piyasa bozucu bir haber akışının olmaması gerekecek. Özellikle jeopolitik gelişmeler yakın takipte olacak. Borsadaki hareketi değerlendirirken alınacak kriterlerden biri de yabancı işlemleri. İki aydır devam eden alımlar belli bir büyüklüğe ulaştı. 2025 yılı ocak-kasım dönemi “ödemeler dengesi tablosuna” göre yabancı yatırımcıların aldığı hisse senetleri toplamı 1.2 milyar dolar olarak görülüyor. Yabancıların 2026 ocak ayında hisse senedi alımları ise 845 milyon dolar oldu. TCMB tarafından açıklanan verilere göre 23 Ocak ile biten haftada; Yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 490 milyon dolar, tahvil bonoda 1.256 milyon dolar olmak üzere toplamda 1.746 milyon dolarlık portföy girişi sağladılar. Tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşan TCMB brüt rezervleri ise 10.4 milyon dolar artışla 215 milyar dolar olurken altın fiyatlarındaki yükseliş rezervlere katkısını sürdürüyor. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 8.3 milyar dolarlık artışla 230 milyar doları geçti. Faiz düşüşü, KKM’deki çözülme ve sıcak para girişlerinin sürüyor olmasının TCMB rezervleri ile döviz mevduatına yansımaları devam ediyor. Para girişlerinden güç alan Borsa İstanbul’da iyimserlik korunuyor. İç piyasalar 3 Şubat Salı günü açıklanacak olan ocak ayına ait enflasyon verilerini bekliyor. Beklentiler aylık bazda %4.2-4.5 civarında. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ile gıda fiyatlarındaki artışlarla ocak enflasyonunun yüksek çıkması olasıdır. Piyasalar bu marjlardaki bir rakama hazırlıklı ve kabullenmiş görülüyor. TCMB kaynaklı açıklamalarla bu konuda bir önkabul oluştu. Ancak beklenti üstü %5’i aşan bir rakam olursa bu defa piyasalar farklı tepkiler verebilir. Malum bu ay Ramazan başlıyor. Bu durum alışılageldiği üzere gıda fiyatlarında yükselişi çağrıştırıyor. Bu nedenle Şubat enflasyonunun da nispeten yüksek gelmesi mümkün. Enflasyonda bu beklentiler gerçeklik kazanırsa TCMB’nin 12 Mart toplantısında faiz indirimine gitmesi zorlaşabilir. Bununla birlikte ocak ve şubat istisna görülüp yıl geneli için dezenflasyon sürecinin devamına ilişkin beklentilerde henüz bir bozulma görülmüyor.
Dış piyasalarda borsalardan daha çok altın ve gümüş fiyatları izleniyor. Altın ve gümüşte son aylarda devam eden çıkış hareketi sert kâr satışlarıyla karşılaştı. Gümüş, platin ve paladyumdaki satışlar altına göre daha yoğundu. Kısa süreli bir panik havası oluştu. Çıkış trendinin uzunluğuna ve prim düzeyine bakıldığında satışların derinlik kazanmasını anlamak mümkün. Ancak görünüm itibariyle kısa dönemli teknik düzeltme ve kâr satışı boyutunu aşan bir durum söz konusu. Köpük alınmış oldu. Ancak orta ve uzun vade çıkış sonlandı demek için ise henüz erken. Kısa dönem için ise dalgalı seyirle denge arayışı sürebilir.