2026 yılına iyi başlayan Borsa İstanbul’da çıkış hareketi yeni zirve denemeleriyle devam ediyor.
Dış borsalardan daha pozitif bir görünüm ve olumlu ayrışma söz konusu. Bunu geçtiğimiz yıl dış borsalar rekorlar kırarken BIST100 Endeksi’nin baskı altında kalmasına yormakta yarar var. Geçen hafta açıklanan aralık ayına ait enflasyon verileri (TÜFE) beklentilerin altında kalınca 22 Ocak’taki TCMB toplantısına ilişkin faiz indirim olasılığı arttı. Faizde 100-150 baz puanlık indirim öngörüleri hakim. Borsanın en ciddi rakiplerinden biri faizdir. Bu açıdan faiz düştükçe borsaya ilginin artmasını beklemek yerinde olacak. Bu durum BIST100 Endeksi’nde çıkışı destekleyen en önemli gerekçe olarak görülüyor. Diğer yandan 23 Ocak’ta Fitch ve Moody’s’den gelecek Türkiye’nin kredi notuna ilişkin değerlendirmeler yakından takip edilecek. Görünüm veya kredi notunda olası bir iyileşme olumlu havayı destekleyici olabilir. Dış finans çevrelerinin bakışını yansıtan ve düşüş eğilimini sürdüren Türkiye’nin ülke risk puanı (CDS) 200 seviyesine oldukça yaklaşmış durumda. Diğer yandan ocak ayı sonuna doğru 12/2025 dönem bilançoları yayınlanmaya başlayacak. Hatırlanırsa 09/2025 şirket bilançoları önceki dönemlere göre daha olumlu gelmişti. Enflasyon muhasebesinin bilançolar üzerindeki etkisinin önceye göre nispeten azalmasının da payını dikkate almak gerekir. Borsadaki çıkışta işlem hacmi artışının sınırlı kaldığı, yükselişin çok fazla genele yayılmadığı gibi görüşler mevcut. Ancak uzun zamandır kırılmayan zirve geçildi. Borsada önce lokomotifler gider, sonra diğer hisseler onu izler gibi önceden beri var olan bir anlayış da mevcut. Yeni zirve denemelerine rağmen yükseklik korkusu henüz görülmüyor, ucuz ve primsiz algısı çok fazla değişmiş değil. Ucuzluk göreceli bir kavram. Ancak dolar, gram altın ve TÜFE bazlı BIST100 grafiklerine bakıldığında halen zirvelerden çok uzaklarda olunduğu görülecektir. Ekonomik olarak olumlu olarak değerlendirdiğimiz konu başlıklarının fiyatlanması için dış kaynaklı jeopolitik gelişmelerle iç siyasette daha sakin seyre ihtiyaç olacağı muhakkak. TCMB tarafından açıklanan parasal istatistikler ve yabancı işlemleri piyasanın önemli verileri arasındaki yerini koruyor. 2 Ocak ile biten haftada; Yabancı yatırımcılar 102 milyon dolar hisse senedi, 288 milyon dolar tahvil bono aldılar. Hisse senetlerindeki alımlar 5 haftadır aralıksız sürmekle birlikte toplamda 919 milyon dolara ulaştı. Yabancılar son haftalarda tercihlerini tahvil bonodan çok hisse senetlerinden yana kullanıyor. Önümüzdeki hafta açıklanacak verilerde de hisse senetlerinde yabancı alımlarının devamı muhtemeldir. Yine 2 Ocak ile biten haftada, TCMB brüt rezervlerinde 4.7 milyar dolar, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatında 1.1 gerileme vardı. TCMB brüt rezervlerindeki gerilemede altın fiyatlarındaki düşüş ile birlikte bir miktar döviz satışı olduğu anlaşılıyor. TCMB brüt rezervleri 193 milyar dolardan 189 milyar dolara gerilerken yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 220 milyar dolara çekildi.
Dış piyasalarda temkinli jeopolitik gelişmelere rağmen olumlu hava sürüyor. Venezeula olayı ilk tepki olarak tedirginlik yaratmasına rağmen piyasalar üzerindeki etkileri oldukça sınırlı kaldı. Bu gelişmede Çin ve Rusya’nın beklenenin aksine olayı daha sakin karşılaması ve Venezuela’da yeni yönetimin ABD ile işbirliğine yeşil ışık yakmasının önemli payı var. Bu sabah itibariyle Fed Başkanı Powell’e Adalet Bakanlığı tarafından gönderilen tebliğgat öne çıktı. Fed binalarının yenilenmesiyle ilgili cezai iddaaname gönderilmesi güvenli limanlara ilgiyi artıran bir başka gelişme oldu. Dikkatler Venezuela’nın en büyük petrol rezervine sahip ülke olması itibariyle petrol fiyatlarındaydı. Ancak Venezuela’nın piyasaya daha fazla petrol sunacağı ve arzı artıracağı beklentisiyle fiyatlarda düşüş gözlendi. Venezuela gündemde geriye düşerken İran öne çıkmaya başladı. İran’da ekonomik gerekçeler ile başlayan protestolar şiddetlendi ve rejimi zorlar hale geldi. Can kayıpları artıyor. ABD Başkanı Trump, “can kaybı yaşanması halinde çok sert vururuz” diyerek tavrını açıkça gösterdi. İran’a olası bir ABD müdahalesi Rusya ve Çin tarafından Venezuela gibi sakin karşılanmayabilir. Trump’ın İran dışında Grönland başta olmak üzere Küba, Kolombiya, Meksika’ya uyarıları var. Özellikle Grönland konusunda oldukça ısrarlı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Başkan Donald Trump’ın Grönland ile ilgili açıklamalarının Avrupa tarafından ciddiye alınması gerektiğini söyledi. ABD Başkanı Trump ise “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok. ABD’nin uluslararası arenadaki yetkilerinin sınırının kendi ahlakı ve kendi aklı” olduğunu söyledi. Amiyane tabirle “alemin kralı benim” edası taşıyan bu açıklama Trump’ın bulunduğu ruh halini göstermesi bakımından kayda değer bir durum. Jeopolitik görünüme Suriye’deki gelişmeleri de eklemek gerekecek. Gündeme bakarak konuşmak gerekirse piyasaların bir süre daha jeopolitik gelişmelerin etkisinde olacağını söylemek mümkün.