VURA VURA BAĞDAT BULUNUR..!

Nuri Sevgen – 25.06.2014

Dün günün en önemli haberi TCMB’nın politika faizini 75 baz puan düşürerek %9,5’tan %8,75’e indirmesiydi. Genel olarak 50 baz puan olduğu ama 75 baz puanın da olasılık içinde tutulduğu beklentiler gerçekleşti. Bu durum uzun vadede bankacılık sektörüne kar artışı getirme potansiyeli taşırken, TL’nin de kaymağını yeme çabasında olan yurtdışı kaynaklı fonların kaymak kalınlığını azaltıcı etki yapacaktır.

Dün dışarıdan gelen en ilginç haber ise; Suriye uçaklarının Irak’a hava saldırısı düzenlediği ve bu saldırıda 50 kişinin öldüğü ve 25 kişinin yararlandığı haberiydi. Bu haber Pentagon tarafından yayınlansa da ABD borsa endeksleri dünü, bu haber nedeniyle, sert bir düşüşle kapattı.

Irak dünya için önemli bir stres kaynağı iken sınırımızın güvenliği açısından da büyük tedirginlik kaynağı. Kuzeyimizde Ukrayna-Rusya gerginliği sürerken, güneyimizde Suriye ve Irak gerginliği tam gaz devam… Irak ve Suriye meselesi şu ara dünyanın dikkatini daha fazla çekiyor. Zira Irak içten içe kaynıyor. IŞİD, zaten Moğol orduları gibi bir gazla önemli kent ve kasabaları ele geçirmesi akıl durduran kaos yaşanırken, dün de K. Irak Kürt yönetimi bağımsızlıktan bahsetti. Hem de ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Irak Merkezi Hükümetini ziyaret ederken.

Hemen dibimizdeki komşumuz Irak’ı ne kadar tanıyoruz bilmiyorum ama 1534’te Muhteşem Yüzyıl orduları ile Osmanlı idaresine geçen Irak, yüzyıllarca Basra, Bağdat ve Musul eyaleti şeklinde 3 parçalı yönetildi. Bu yönetimle de gayet mutlulardı. 1917 sonrasında ise; Sykes-Picot Anlaşması ile cetvelle çizilerek bir bütün ülke haline getirildi. Anlaşma İngilizlerin 1. Dünya savaşı sırasında (29 nisan 1916) Osmanlı 6. Ordusu tarafından bölgede sıkı bir bozgun yemesinin ardından, Fransızlar ile yapıldı. İngiliz subay Mary Sykes ve Fransız subay François Georges-Picot’un Kahire’de bir araya gelerek ellerindeki cetveller ile, bölge gerçeklerini ve ayrışmalarını umursamadan Orta Doğu topraklarının paylaşılmasını öngören anlaşmayı yapmışlardır. Bu anlaşma ile Irak, Ürdün, Filistin İngiliz bölgesi olurken, Suriye ve Lübnan Fransız bölgesi oldu. Aslında pek dillendirilmez ama Osmanlı’dan önemli tokat yiyerek Fransız desteği isteyen İngilizler, henüz petrolün bölgedeki önemini kavramamış Fransızları bu anlaşma ile resmen kazıklamıştı.

Çizilen sınırlar ile Basra, Bağdat ve Musul eyaletleri tek bir devlet haline getirilerek başına Kral Faysal yönetimi kurulmuş. Ancak bu dönemde de Şii-Sünni ve Kürt çatışması sürmüştür. 1933’de Kral Faysal’ın ölümü ile bu üç grubun çatışması (buna mezhepsel ve etnik çatışmalar deniyor) iyice arttı. 2. Dünya savaşı sırasında Türkiye gibi savaşa girmeyen Irak savaş sonrası (1958) Krallığı deviren General Abdülkerim Kasım ile Sovyet yanlısı bir yönetime geçti. Bu durum ilkokulda bize de hep anlatılan “Rusların sıcak denizlere inme isteğinin” bir parçası olarak Batı’nın tüylerini diken diken yapınca Batı, adına “yeşil kuşak projesi” dediği bugünkü Büyük Ortadoğu Projesine benzer bir yapılanmanın fitilini ateşledi. 1968’de BAAS rejimi ve Saddam Hüseyin ile başlayan sürecin sonrasında 2003’te nasıl sonuçlandığı herkesin malumu. Baskı ve korku altında kalan Irak halkı etnik ve dinsel kavgaları pek yapamaz hale geliyor. Yapmaya kalkanlar da ibret-i alem için Helepçe benzeri katliamlara tabi tutularak baskı altında bırakıldı.

Saddam’ın idamı sonrasında bugünlerde az kişinin hatırladığı bir haritayı ABD’nin o dönemdeki Milli Savunma Bakanı Rumsfeld’in yönetimindeki ABD ordusu teşhir etti. Roma NATO Savunma Koleji’nde ABD’li bir albay, Türkiye’nin de sınırlarının değiştiği ilginç bir Ortadoğu haritayı kullandı. Sonra bu olay Rumsfeld’in özür dilemesi ile gündemden düştü. Ancak o haritayı bulup inceleyenler görecekler ki Ortadoğu’daki 5 ülkeden 14 devlet ortaya çıkarılıyor.

Özetle; petrol fiyatları güneydeki kaos nedeniyle daha uzun süre yüksek kalacak bu da petrol ihraççılarının ellerini ovuşturmalarına neden olacağından onlar için gayet olumlu. Bu nedenle de kaosun sürmesi; ekonomik aktivite artışı nedeniyle talep görmeyen petrolün fiyatını, “arz düşecek” endişesiyle yükseltirken, piyasaları da arada hop oturtup hop kaldırtıyor. Oyun büyük ama kısa sürede bitecek gibi değil. Bu nedenle küresel likidite sürdükçe arada kar satışı için Irak, Suriye ve Ukrayna hatırlansa da piyasalarda etkileri para muslukları kapanmadan kalıcı olmayacak gibi duruyor.

Sonuç olarak, piyasalardaki ana etki hala FED’in faiz artışını kısa dönemde dillendirmeyeceği ve ECB’nin likidite musluklarını daha da açacağı beklentisine dayalı. Bu taraftan işi bozmaya aday tek çatlak ses şimdilik İngiltere MB Başkanı Carney’den geliyor. Bu nedenle piyasanın geleceği için gözünüz Irak’da olsa da kulağınız mutlaka Carney’de olsun.

Bugün İzlenecek Datalar :
09:00 – Almanya, GFK temmuz ayı tüketici güven endeksi
14:00 – ABD, haftalık ipotek kredisi başvuruları
15:30 – ABD, 1. Çeyrek GSYİH
15:30 – ABD, kişisel tüketim
15:30 – ABD, mayıs ayı dayanıklı mal siparişleri

BİST30 Spot Endekste Bugün İçin Beklenti :

Son yazılarımda önemine vurgu yaptığım 96500-97000 bandında BİST30 spot endeks tutunarak orta vadeli trend seviyesi olan 99500’e doğru yaptığı hamle satışlarla karşılaştı. Yukarıdaki grafikte de görüldüğü gibi kısa vadeli hareketli ortalamalar 97000 civarında birbirlerine yaklaşmış durumdalar. Bu seviyenin üzerinde tutunmanın sürmesi yükseliş yönünde potansiyeli artıracaktır.

Özetle aşağıda 97000, önemli teknik destek konumundadır ve dikkatle takip edilmelidir. Zira yükseliş potansiyelinin devamı BİST30 endeksin 97000 seviyesinin üzerinde kalabilmesine bağlı…

Diğer taraftan BİST30 spot endeksin 97000 seviyesinin altında kalması durumunda ise 95000 aşağıda ilk hedef seviye haline gelecektir.

Euro/Dolar

Parite; ECB’nin likidite artışını destekleyici adımlar attığı toplantısı sonrası kritik 200 günlük hareketli ortalamasının geçtiği seviye olan 1,3620 seviyesinde tutunma çabasını hala sürdürüyor. Ancak bu çaba neticesinde de yukarıdaki grafikte çok ilginç bir görüntü oluşuyor. 200 günlük hareketli ortalamanın hemen altında kısa vadeli hareketli ortalamalar birbirlerini kesmeye hazırlanıyorlar. Bu teknik görünüm net şekilde paritenin 1,3620’nin üzerine çıkarak orada tutunması durumunda 1,39’a doğru bir hamle başlatabilecek bir potansiyel teknik görünüme işaret ediyor. Fakat aynı zaman da da parite 1,36’nin altında kalırsa da 1,35’e sert bir geri çekilme olasılığını da vurguluyor.

Sonuç olarak, teknik görünüm; paritenin 1,3620’nin üzerine çıkılması durumunda yükseliş yönünde önemli bir trend değişimi yaşayacağını ve hareketin hedefinin 1,39 olabileceğini gösteriyor. Diğer taraftan 1,36’nın altında kalınması ise; düşüş sürecinin sürdüğüne ve aşağıda 1,35 hedef olduğuna işaret edecektir.

Dolar/TL

Dolar/TL, yukarıdaki grafikte de görülen yükselen trend seviyesinin üzerine çıksa da orada tutunmayı başaramadı. Bugün için 2,15 seviyesi civarından geçen bu trendin üzerinde kalınması hareketin 2,17 seviyesine sert bir ivme yapmasına neden olacağından önemli bir dirençtir. Aşağıda ise kuvvetli destek 2,12 seviyesindedir. 2,12’nin altında kalınmadıkça Dolar/TL’nin yeniden 2,10 seviyesinin altına gelmesine yönelik bir sinyal teknik olarak oluşmayacaktır.

Özetle; Dolar/TL için 2,15 kuvvetli direnç olurken 2,12 kuvvetli destek konumundadır. Bu seviyeler hareketin yönü ve ivmesini belirleyecek kritik seviyeler olarak dikkatle takip edilmelidir.

N. Nuri SEVGEN

Finkafe'de Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir