Reformların odağı ‘maliyet’ rekabeti

Kerem Alkin – 22.10.2018

Türkiye Ekonomisi 2001 Krizi’nden bu yana pek çok yapısal reforma şahit oldu. Bu reformlar, Türkiye Ekonomisi’ni kamu mali disiplini, bankacılık sektörünün sermaye yeterliliği boyutunda dünya ekonomisinde belirli bir noktaya getirdi. Hane halkı ve işletmeler tarafından gerçekleştirilen tasarrufların önemli bir bölümünün özel sektör tarafından kullanılabilmesini;

Türkiye Ekonomisi’ni 860 milyar dolarlık bir GSYH büyüklüğüne taşıyan yatırımların gerçekleşmesini sağladı. Bu süreci ‘Birinci Nesil Reform’ dönemi olarak adlandırmaktayız.

Bugün, Türkiye ‘İkinci Nesil Reform’ sürecinin eşiğindedir. Yeni nesil reformların odağı ise ‘maliyet’ rekabetidir.

Çünkü önümüzdeki 25-50 yıl için, Türkiye Ekonomisi’nin daha iddialı bir ekonomi olmasını istiyorsak, hammadde, enerji, finansman ile ar-ge ve inovasyon maliyetleri açısından, işgücü verimliliği açısından daha da iddialı bir ekonomi olmamızı sağlayacak çok sayıda reform gerçekleştirmemiz gerekiyor. Unutmayalım, ‘Atlantik İttifakı’nın oluşturduğu ‘asimetrik düzen’, 1880’den beri kendileri dışındaki dünyayı ‘fiyat rekabeti’ ile yönetiyor, sıkıştırıyor, eziyor, sömürüyor. 10 yıl öncesine kadar, dünyadan en fazla ithalatı yapan ‘Atlantik’e mal satabilmek için, gelişmekte olan ülkeler o kadar ‘fiyat’ kırdılar ki, imalat sanayisi ve hizmetler sektöründeki reel sektör kârı yüzde 70 eridi.

Devamı için TIKLAYINIZ!
Finkafe'de Paylaş