Reform-makro ihtiyati tedbir dilemması

Kerem Alkin – 18.07.2018

İki yıldır, Türkiye Ekonomisi’nin yerel ve küresel algısına yönelik bir ‘kutuplaşma’ yaşamaktayız. Belirli bir ekonomist ve piyasa profesyoneli grubu, Türkiye Ekonomisi’ne yönelik makro ekonomik sıkıntıları, giderek daha tehlikeli bir yöne doğru ilerlemekte, hatta kendi ifadeleriyle ‘savrulmakta’ olan bir alan olarak tanımlarken, benim de içinde yer aldığım diğer ekonomist ve piyasa profesyoneli grubu söz konusu sıkıntıların yönetilebilir olduğunu ifade etmekteler. Birinci grubun ‘Türkiye Ekonomisinin bir yerlere savrulduğu’ yönündeki yaklaşımına, algısına, hiç şüphesiz, katılan uluslararası ekonomi aktörleri de söz konusu. Yurt içi ve yurt dışı menşeli bu ‘kötümser’ grubun algısını değiştirmek üzere de, son 1.5 yılda, önceki ekonomi yönetimi ‘reformlar’a kararlılıkla devam edileceğini vurgulamaktaydı. Endişem odur ki, söz konusu ‘reform’ ifadesi, Türkiye’nin son 16 yılda gerçekleştirdiği pek çok önemli reformu görmezlikten gelen, gerçekleştirilen reformların pozitif etkilerini adeta gölgeleyen bir söyleme dönüşmüş gözüküyor.

Devamı için TIKLAYINIZ!
Finkafe'de Paylaş