Para & Borsa

Küresel ve İç Gelişmelerle Yön Bulmaya Çalışan Piyasalar

Yaşar Erdinç – 13.11.2017

Geçen hafta dünya finans gündemi aslında çok yoğun olmasa da, piyasalarda yüksek hareketlilik vardı. ABD doları diğer 6 önemli paraya karşı değer kaybetti, yani DXY endeksinde gerileme vardı. Bu durum dolar TL kurunu da 3.90’a yakın seviyelerden 3.86’ya doğru çekti. Peki bu hareketliliğin nedenleri neydi? Bir özet vererek ormana uzaktan bakmaya çalışalım.

  1. Geçen hafta gelen veriler Avrupa ekonomilerinde son 10 yılın en güçlü büyüme treninde olduğunu gösterince Euro değer kazandı.
  2. Bildiğiniz üzere ABD’deki en önemli konulardan biri vergi reformu olarak karşımıza çıkıyor. Küresel piyasalar, bu vergi reformu ile birlikte ABD ekonomisinin daha da canlanmasını ve bunun da küresel canlanmaya katkıda bulunmasını bekliyor. Bu yüzden de özellikle de Gelişmekte olan Piyasaların (GOP’lar) borsaları da piyasa çarpanları açısından ucuz olduğu için para girişi oluyor. Şu ana kadar bizler de bu para girişinden faydalandık. Fakat geçen hafta ABD’deki gelişmeler bu vergi reformunun Trump’ın istediği şekilde gelişmeyeceğine dair ip uçları sergiledi. Senato’nun tasarısı kurumlar vergisi indiriminin 2018 yerine 2019’a ertelenmesini öngörüyor. Yani yıl başına kadar bu vergi indirimi Kongreden geçmeyebilir. Bu yüzden geçen hafta ABD endekslerinde de ciddi volatilite oluştu.
  3. Geçen hafta Suudi Arabistan ve Lübnandaki gelişmeler Ortadoğu piyasalarını ve diğer gelişmekte olan ülke piyasalarını olumsuz etkiliyor.
  4. Geçen hafta açıklanan sanayi üretimi verileri, Türkiye’de üçüncü çeyrekte de büyümesinin de yüksek olacağını gösterdi. Eylül ayında üretim %10.4 arttı.  Bu hafta cari açık, bütçe açığı ve işsizlik verileri açıklanacak.
  5. Geçen hafta başında ABD ile yaşanan vize krizinin çözüleceğine dair beklentileri artıran gelişmeler oldu ve ABD sınırlı vize vermeye başladı. Bu haber ilk anda piyasaları olumlu etkilemiş olsa da, haberin olumlu etkisi çabuk söndü. Çünkü, sayın Başbakan Binali Yıldırımın ABD’deki görüşmelerinden sonra yapılan açıklamalarda gerginliğin kısa sürede biteceğine dair bir algı oluşmadı.
  6. Geçen hafta faizlerdeki yükseliş eğiliminde bir yavaşlama veya aşağı dönüş olmadı. Bu konunun ne kadar önemli olduğunu geçen hafta yazdığım “Spazm ve Emboli Riski” başlıklı yazımda açıklamıştım.  Dolar/TL kurunda da stresin devam ettiğini ve 3.90’a yaklaştığını gördük. Hafta içinde gerileme yapmasının sebebi ise Merkez Bankası’nın piyasaya döviz sağlamaya yönelik adımlarıydı. Bu adımlar, TL’yi sıkma ve döviz gevşetme yönündeydi. Rezerv opsiyonu mekanizması (ROM) kapsamında kullanılan döviz imkanında üst sınırı %60’tan %55’e düşürdü. Dİğer tüm dilimlerde de 5 puan düşüş sağladı. Yani, bankalar mevduat karşılığında MB’na karşılık yatırırken en fazla %55’i kadar kısmı için döviz bulundurabilecekler. Dolayısıyla MB’nın yaptığı açıklamaya göre bu operasyon TL’yi 5.5 milyar TL sıkılaştırırken, piyasaya 1.4 milyar dolar döviz likiditesi sağlanmış oldu. Bu arada, MB, Şubat ayına kadar vadesi gelecek reeskont ödemelerinde sabit kurdan (3.70) TL ödeme imkanı getirdi. NEDİR REESKONT Ödemeleri? İhracatçı bir firma ileride elde edeceği ihraç döviz gelirine karşılık olarak kredi kullanabiliyor. Basit anlatımla bir nevi bankasına senet veriyor ve bu senedi MB kırıyor. Zamanı gelince de MB’na ödemesini yapıyor. Bunu normalde döviz olarak ödemesi lazım ama TCBM döviz likiditesini artırmak için 1 dolar=3.70 TL , 1 Euro=4.30TL  kurlarından TL olarak ödeyebileceğini söyledi. Bir bakıma Merkez Bankası  ABD doları için alt limiti belirledi. Yani doların artık 3.70 altına, Euro’nun da 4.30 altına  gerilemesi bu şartlarda oldukça zor. Bir bakıma kurların alt seviyesini en azından Şubat ayına kadar  sabitledi. Sonrası ne olur bilemeyiz.
  7. Geçen haftanın önemli gelişmelerinden biri de Kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors’un Türkiye’nin notunu değiştirmeyip, BB negatif olarak teyit etmesiydi. Bunun anlamı şudur; izleyen 6 ile 24 ayda Türkiye’nin kredi  notunun düşürülmesi olasılığı, not görünümünün artırılması olasılığından yüksektir. S&P yaptığı değerlendirmede “Yüksek cari açığın oynak portföy girişleriyle finanse edilmesi nedeniyle enflasyon ve kur baskıları artabilir, para politikası bu iki riski azaltmakta yetersiz kalırsa ekonomik ve finansal istikrar zarar görebilir” dedi. Peki notumuz veya görünüm hangi durumda artar? Bu soruya verilen cevap ise; ılımlı borç/GSYH korunursa ve enflasyon baskısı azalırsa, görünüm durağana artırılabilir. Geçen hafta S&P’nin yaptığı açıklamada basına en çok yansıyan kısmı ise Türkiye’nin kırılgan beş ülke içinde olduğunu belirtmesiydi. Yeni bir kırılgan beşli belirlendi ve daha önce belirlenen kırılgan olarak tanımlanan beş ülkeden, bu listede kalan tek ülke Türkiye oldu.
Devamı için TIKLAYINIZ!

HİSSE SENETLERİNİ CANLI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN!


Etiketler: , , , , , , ,
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. BİST isim ve logosu `Koruma Marka Belgesi` altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST`a ait olup, tekrar yayımlanamaz.
Copyright © 2010 - 2017 Para & Borsa
dpx