‘Kapsayıcı’ gelecek ve Batı’nın ikiyüzlülüğü

2000’li yılların başlarında, uluslararası toplantılarda dünyanın geleceği adına, insanlık adına 21. Yüzyıl’ın nasıl verimli, üretken, yapıcı bir yüzyıl olması gerektiği tartışılırken, en fazla öne çıkarılan iki kavram ‘sürdürülebilirlik’ ve ‘kapsayıcılık’tı. Küresel ölçekte yerüstü ve yeraltı kaynaklarının insanoğlunun ihtiyaçlarını en fazla karşılayacak şekilde değerlendirilmesinin yanı sıra, bu süreci doğayı, çevreyi, küresel iklimi koruyacak, daha fazla kayıplara ve sorunlara sebep olmayacak şekilde gerçekleştirmek; dünya genelinde şirketlerin, fabrikaların, kurumların ‘sürdürülebilirlik’ anlayışını önceliklendirmesi güçlü bir şekilde vurgulanmaktaydı.

Bir başka öncelikli başlık olarak ise, dünya ekonomi-politiğinin huzura kavuşması, daha parlak bir gelecek için, yoksullukla mücadelenin güçlendirilmesi, yeryüzündeki temiz su kaynaklarının, tarımsal ürünlerin daha adilane paylaşımı ve hepsinden de öteye küresel ölçekte ‘kapsayıcı’ bir kalkınmanın, tüm insanlığı kucaklayan bir kalkınma anlayışının topyekun benimsenmesi konuşuluyordu. 19 yıllık süreç, bu konuları gelişmekte olan ülkelerin gündemine de aldırmak için çaba sarf eden batılı ülkelerin, bizzat bu önceliklendirilmiş başlıklara kendilerinin ihanet ettiği bir tabloyu karşımıza çıkarmış durumda.

Yazının devamı için TIKLAYINIZ!

ÜCRETSİZ FİNANS EĞİTİMİ, HEMEN KAYIT OLUN; WEBİNAR VE CANLI YAYINLARDAN HABERDAR OLUN.

SİZ DE BİNLERCE YATIRIMCI GİBİ PARA & BORSA MOBİL UYGULAMASINI ÜCRETSİZ İNDİREREK GÜNCEL PİYASA YORUMLARINA ULAŞMAK İÇİN HEMEN BURAYA TIKLAYIN
Google Play'den ücretsiz indirin