Çelikleşmiş ‘Milli İrade’yle, ‘100. Yıl’a

19. Yüzyıl’ın bitişi ve 20. Yüzyıl’a geçiş, 1. Sanayi Devrimi’nden 2. Sanayi Devrimi’ne geçiş sürecinde, küresel ekonomi-politiğin sıklet merkezinin de Asya-Pasifik’ten Atlantik’e doğru hareketini hızlandırdığı bir dönemdi. Tam bir yüzyıl sonrasında, söz konusu sıklet merkezi, küresel ağırlık merkezi değişikliğini bir kez daha, bu defa Batı’dan Doğu’ya doğru devam etmekte olan bir alan değişikliği olarak her yönüyle gözlemlerken, Türkiye’nin dünya jeo-politiğindeki önemi, bu sürecin tam merkezinde yer alması nedeniyle, bir kez daha tartışılmaz bir şekilde öne çıkmış durumda.

Bir yüzyıl önce, Osmanlı’nın son dönemi itibariyle, devlet ve toplum bazında, insani ve idari boyutları çok ağır bir sınav verdik. 1821’den itibaren, Avrupa devletlerinin koordinasyonunda, Osmanlı’nın sahip olduğu topraklardaki yer altı ve yer üstü zenginliklerini koparmaya yönelik ‘kanlı’ bir operasyon süreci, yüzyıllardır milyonlarca kilometre karelik bir alanın kontrolünü elinde bulunduran bir ‘Cihan Devleti’ni ve Türk halkını Anadolu’da küçücük bir alana hapsetmeyi hedeflemişti. Bu kanlı operasyonu, dünya tarihi açısından ünü Asya’nın en uzak noktalarından, Afrika ve Latin Amerika’ya uzanan destansı bir mücadeleyle, Atatürk ve silah arkadaşlarının ‘Kurtuluş Savaşı Destanı’yla yerle yeksan ettik.

Yazının devamı için TIKLAYINIZ!

ÜCRETSİZ FİNANS EĞİTİMİ, HEMEN KAYIT OLUN; WEBİNAR VE CANLI YAYINLARDAN HABERDAR OLUN.

SİZ DE BİNLERCE YATIRIMCI GİBİ PARA & BORSA MOBİL UYGULAMASINI ÜCRETSİZ İNDİREREK GÜNCEL PİYASA YORUMLARINA ULAŞMAK İÇİN HEMEN BURAYA TIKLAYIN
Google Play'den ücretsiz indirin