Aylık Bülten (Temmuz 2020) – Osmanlı Yatırım

İkinci devreye umutlu başlangıç…

Geride bıraktığımız Haziran ayında, küresel makro veri akışı, ABD ve diğer gelişmiş ülkelerin Haziran ayı PMI endeksleri Nisan ayında gördüğü tarihi düşük seviyelerinden güçlü toparlanmanın başladığını gösterirken, ikinci çeyrekte her yerde belirgin daralmalar görülmesi durumunu ise değiştirmeyecek. Ancak bu eğilimin korunması ve önümüzdeki aylarda kritik eşik değer olan 50 seviyesinin üzerine çıkılması durumunda ise, toparlanmanın da çok güçlü olabileceğini düşündürdü. Buna karşılık, ABD’de Teksas, Kaliforniya ve Florida eyaletlerinde yeni vaka sayılarının rekor kırması sonrası karantinaların tekrar artarak ekonomik aktiviteyi olumsuz etkileyebileceği endişesinin arttığı görüldü. Küresel ekonomilerde makro veri akışı ise, dünya genelinde büyüme açısından ilk çeyrekte daralmaya işaret ederken, enflasyonda da belirgin gerileme izlendi. Buna karşılık, Haziran’dan itibaren de güçlü toparlanma işaretleri alındı. ABD’de ilk çeyrek milli gelir büyüme oranı nihai tahmini %5.0 daralma olarak açıklandı. Milli gelir Euro Bölgesi’nde %3.1 ve İngiltere’de %2.2 daralırken, aktvite öncü göstergesi PMI endekslerinin Haziran ayında ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya’da belirgin artarak 45-50 aralığına doğru toparlandığı izlendi. Euro Bölgesi’nde enflasyon %0.3’e hafif artarken, ABD’de de manşet ve çekirdek enflasyon ise %0.2 ve %1.2’ye geriledi. Fed’in favori enflasyon göstergesi çekirdek PCE endeksi yıllık artışının da %1.0’e gerilemesi enflasyonist baskılarda belirgin azalışa işaret etti. Fed Başkanı Powell, Kongre’de yaptığı konuşmada, “Son dönemde, bazı göstergeler ekonomik faaliyette istikrarı ve bazı bölgelerde ılımlı artışa işaret ediyor. Ancak üretim ve istihdam seviyeleri pandemi öncesi seviyelerin oldukça altında ve toparlanmanın zamanlaması ve gücü konusunda ciddi belirsizlik devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Avrupa Merkez Bankası ise, Pandemik Acil Satın Alma Programı’nı (PEPP) 600 milyar Euro artırarak toplam 1.35 milyar Euro seviyesine çıkardı ve program en az 2021’in Haziran ayına kadar uzatıldı. İngiltere Merkez Bankası da, varlık alım hedefini ise beklendiği gibi 100 milyar sterlin artırarak 645 milyar sterlinden 745 milyar sterline yükseltti. Japonya Merkez Bankası ise virüs önlemlerine yönelik hazırlanan paketin büyüklüğüne ilişkin tahminini 75 trilyon yenden 110 trilyon yene (1 trilyon dolar) yükselttiğini duyurdu.

Yurtiçinde ise, Covid-19 pandemisi dolayısıyla alınan başta kısa çalışma ödeneği olmak üzere istihdam tedbirlerinde üç aylık süre bu ay dolarken, hem bu ödeneğin hem iş feshi sınırlamasının hem de nakdi ücret desteğinin 1 ay daha uzatıldığı açıklandı. Buna karşılık, işyerlerini 1 Nisan-30 Haziran tarihleriyle sınırlı olmak üzere mücbir sebep kapsamına dahil eden ve vergi ödemelerini Ekim, Kasım ve Aralık aylarına erteleyen uygulama tekrarlanmadı. Hükümetin ekonomik etkileri sınırlama amacı ile uygulamaya aldığı destek paketlerinin kısa vadede bütçe açığı finansman ihtiyacını belirgin artırması ve dış borçlanmaya çıkılamaması nedeniyle Hazine’nin iç borçlanmalara ve özellikle döviz cinsi iç borçlanmalara yüklenmeye devam ettiği izlendi. Merkez Bankası ise, kısa vadede gıda kaynaklı enflasyon yükselişini gerekçe göstererek toplamda 1575 baz puana ulaşan faiz indirimlerini durdururken, kredi akışının kesintiye uğramamasını sağlamak için fonlama imkanlarını ve tutarlarını genişletmeye devam etti. Öte yandan, küresel risk iştahının toparlanması ve TCMB’nin faiz indirimlerini durdurması ile Mayıs ilk haftasında 7.25 ile rekor kıran dolar kuru Haziran ayını çok sakin geçirdi. Haziran ayında, küresel borsalara paralel BIST endeksinde de yükselişler hakim olurken, CDS primleri 490 baz puan ile yüksek seviyesini korudu. Tahvil faizlerinde bankaların aktif rasyosunu tutturmaları ve Merkez Bankası’nın faiz indirimine ara vermesi etmesi ile iki ve on yıl gösterge tahvil faizi %9.0 ve %12.0 seviyeleri civarında seyrini korudu. Öte yandan, mevduat ve kredi faizleri TCMB’nin fonlama faizininin politika faizinin altında olması ile düşüşe devam ederken, kredi büyümesinde (kur ve mevsimsellikten arındırılmış) ivmelenme ikinci çeyrek sonunda da gücünü korudu. Diğer taraftan, yabancı yatırımcıların Türk hisse senetleri ve tahvillerinden yılbaşından bu yana toplam çıkışı Haziran ortasında rekor kırdıktan sonra, ikinci yarıda özellikle borsada sınırlı giriş gözlendi. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduat hesaplarında yükseliş eğilimi de hız kesti. İkinci çeyrek milli gelir büyümesine ilişkin öncü göstergeler başta sanayi üretimi olmak üzere çift haneye yakın daralma görülebileceğine işaret ederken, elektrik tüketimi, PMI ve Reel Kesim Güven Endeksi gibi öncü göstergeler Haziran ayından itibaren ekonomik aktivitede belirgin toparlanmanın başladığını gösteriyor. Enflasyonda ise, Mayıs ayında %11.4 seviyesine yükselen yıllık TÜFE’nin, Haziran ayında da gıda fiyatlarındaki artış ve baz etkisi nedeni ile %12 civarına yükselmesi bekleniyor.

Bu ay gelişmiş ülke Merkez Bankalarının toplantı takvimi yoğun görünüyor. Avrupa Merkez Bankası 16 Temmuz, FED 29 Temmuz ve Japonya Merkez Bankası 22 Temmuz’da toplanırken, İngiltere Merkez Bankası toplantısı bulunmuyor. TCMB’nin bu ayki toplantısı ise 23 Temmuz’da olacak. Yurtiçi gündemde ise, Covid-19 salgını sonrası uygulanan karantinaların kademeli gevşetilmesi sonrası artmaya başlayan yeni vaka sayısının seyri ve ekonomik aktivitede canlanmaya etkisi olup olmayacağı öne çıkacak. Siyasi gündemde ise, Cumhurbaşkanlığı kabinesinin görev süresinin iki yılını doldurması nedeniyle olası Bakanlık değişiklikleri takip ediliyor olacak.

Hisse Senedi

Haziran ayına 106.000 seviyesinden başlayan BIST100 endeksi ay sonuna kadar olumlu seyrini sürdürerek 116.000 seviyesine kadar hareketine devam etti. Yurt dışı piyasalarda zaman zaman artan vaka sayıları ve 2. dalga endişeleri ile yaşanan satışlarda BIST100 endeksinin daha iyi durduğunu gördük. Yüzde 51 seviyesine düşen yabancı takasına rağmen son dönemde artan yerli yatırımcı sayısının ve piyasaya para girişinin bu olumlu durumda katkısı büyüktü. 2Ç bilanço dönemi nedeniyle hisselerin yüksek kapanış yapmasının istendiğini de unutmamak gerekiyor.

Ancak Temmuz ayında, 116.000 seviyesi üzerine atan endekste bir miktar geri çekilmenin yaşanabileceğini, bankacılık sektörü dışındaki sektörlerde hafif kar satışlarının gelebileceğini düşünüyoruz.

Mart ayında yaşanan pandemi sürecinin ekonomiye etkisinin, ekonomik rakamlara yansıması açıklanacak verilerle temmuzda biraz daha net görülecek. Büyük bir olumsuzluk olmadığı takdirde sert bir satış beklemiyoruz.

Bu koşullarda 114.700-113.500 ve 112000 destek noktaları, 117.300 ve 119.000 direnç noktalarımız olarak öne çıkacaktır. OTKAR, ULKER ve bankacılık sektörünün endekse göre daha iyi performans göstermesini bekliyoruz.

Tahvil – Bono ve Eurobond

Haziran ayında sabit getirili menkul kıymet fiyatlamalarını etkileyebilecek büyük bir gelişme yaşanmadı. Merkez Bankasının politika faizlerinde bir değişikliğe gitmemesi, Merkez’in faiz oranı ile ilgili değişiklik yapmak için yılsonu enflasyon hedeflemesinin seyri açısından, bir süre daha bekleyeceği şeklinde yorumlandı. TCMB verilerine göre, 29 Mayıs-19 Haziran arasında bankalarca 3 aya kadar olan TL mevduata ödenen faiz oranı ortalamasının %8,07 civarında gerçekleştiği görüldü. Bir önceki dönem (01 Mayıs-22 Mayıs) 8,37 olan mevduat faiz ortalamasında hafif bir gerileme görüldü. Faizlerde görülen görece stabil durumun, geçtiğimiz ay sonu finansman bonolarından alınan verginin arttırılması ile birlikte değerlendirildiğinde, mevduat yatırımcısının tercihlerini nasıl etkileyeceği merak konusu olmakta. Son duruma ilişkin banka mudi sayıları ve vade tercih kırılımı gibi istatistik veriler henüz elimizde yok. Yine de, içinden geçilen sürecin, özellikle kısa vadeli bono taleplerini olumsuz etkileyebileceği, yatırımcıların vade tercihlerini, nakit akış ihtiyaçlarının paralelinde yeniden gözden geçirmesine sebep olacağı düşünülebilir. Ancak vergi avantajının ortadan kaldırılmış olmasına karşın, banka bonoları dahil, kısa vadeli bono faizlerinin, aynı vadedeki ortalama mevduat faizinin 1-2 puan üzerinde seyrettiği gözlemlendiğinden, halen yatırımcı tercihinin mevduat yerine, bonolara kayma ihtimali olası görülmektedir.

Nitelikli yatırımcılar için önerimiz:

Orta ve uzun vadede yatırım yapmayı düşünenler için faiz ve döviz dalgalanmalarından korunma sağlayacak mevduat üstü getiriler ile aşağıdaki özel sektör tahvillerini öneriyoruz. TRSMGTI22115 ISIN kodlu Migros Ticaret değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRlibor+350 ek getiri ile alınabilir.

TRSCMSA32112 ISIN kodlu Çimsa Çimento değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRLibor+100 ek getiri ile alınabilir

TRSAIGY92113 ISIN kodlu Akiş Gayrimenkul değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRLibor+300 ek getiri ile alınabilir.

TRSMGTIE2015 ISIN kodlu Migros Ticaret değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRLibor +475 ek getiri ile alınabilir.

TRSHEKTS32123 ISIN kodlu Hektaş Ticaret değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRLibor +150 ek getiri ile alınabilir

TRSAKFHK2111 ISIN kodlu Akfen Holding değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRLibor+250 ek getiri ile alınabilir.

TRSMGTIA2118 ISIN kodlu Migros Ticaret değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRlibor+200 ek getiri ile alınabilir.

TRSDEVA42219 ISIN kodlu Deva Holding değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar DİBS gösterge+225 ek getiri ile alınabilir.

TRSKCTFA2117 ISIN kodlu Koç Finansman sabit kuponlu tahvil 9,70 getiri ile alınabilir.

Özel sektör Banka ve banka iştirakleri kısa vadede %8,50-9,25 bileşik seviyelerinden alınabilir. Özel sektör şirket bonoları ise kısa vadede %11,00-13,50 bileşik seviyelerinden alınabilir.

Halka arz cinsi bono önerilerimiz: Kısa ve orta vadede yaklaşık %8,50-9,50 bileşik seviyelerinden banka bonoları alınabilir.

Yatırım Fonları

Haziran ayı fon getirilerine baktığımızda, geçen ay olduğu gibi yine hisse fonları başı çekmektedir. Aylık bazda en yüksek getiri sağlayan ilk 10 fonun 9’u hisse fonu, 1’i ise yurtdışı menkul kıymet yatırımı yapan karma bir fon olmuştur. Bu getiri performansına bağlı olarak, hisse senedi fonlarında işlem hacmi de önceki aya göre artmıştır. Mayıs ayında 1,13 milyar TL olan hisse fonları işlem hacmi, 1,96 milyar TL’ye çıkmıştır. Risk toleransı uygun olan yatırımcıların alması önerilen hisse fonları, faizli ürünlerin getirilerinin gerilemesine paralel olarak, pek çok yatırımcı tarafından bir süre daha fon sepetlerinde tercih edilecek gibi görünmektedir.

Rapor için tıklayın.

Kaynak: Osmanlı Yatırım Aylık Bülten

Google Play'den ücretsiz indirin
SİZ DE BİNLERCE YATIRIMCI GİBİ PARA & BORSA MOBİL UYGULAMASINI ÜCRETSİZ İNDİREREK GÜNCEL PİYASA YORUMLARINA ULAŞMAK İÇİN HEMEN BURAYA TIKLAYIN