Aylık Bülten (Mayıs 2018) – Osmanlı Yatırım

Osmanlı Yatırım Aylık Bülteni

Geride bıraktığımız Nisan ayında, küresel ekonomilerde makro veri akışı büyüme döngüsünde güç kaybının devamına işaret ederken, enflasyonda ise yükseliş sinyalleri güçlenmeye başladı. Brent petrolün varili, 74 doları aşarak yaklaşık son 3,5 yılın en yüksek seviyesini görürken, OPEC’in petrol stoklarını azaltan üretim kesintilerine devam etme eğiliminde olması yükselişin ardındaki temel faktör olarak göründü. Uluslararası Para Fonu (IMF), yeni Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, küresel büyümenin bu yıl ve gelecek yıl %3.9’a ulaşması beklentisi tekrarlanırken, ABD için 2018 büyüme beklentisi %2.7’den %2.9’a, Euro Bölgesi için büyüme beklentisi de %2.2’den %2.4’e çıkarıldı. Ancak, IMF küresel çapta kamu ve özel sektör borçlarının 164 trilyon dolar ve GSYH’ya oranla %225 ile şu ana kadarki en yüksek düzeyine çıktığı ve bu durumun oluşturduğu kırılganlıklar nedeniyle küresel ekonomik büyümeyi normalleştirmenin önünde önemli bir engel oluşturduğu uyarısında bulundu. Euro Bölgesi’nde enflasyon %1.3’e ve İngiltere’de ise %2.5’e doğru gerilerken, ABD’de manşet enflasyonun %2.2 ve çekirdek enflasyonun %1.8’de kalması olumlu karşılandı. Fed’in favori enflasyon göstergesi çekirdek PCE endeksi yıllık artışı %1.9’a yükselirken, hedefe çok yaklaşıldı. ABD’de ilk çeyrek büyüme %2.3, Euro Bölgesi’nde %2.7 ve İngiltere’de %1.2’ye gerilerken, imalat sanayi öncü göstergesi PMI endeksinin başta Euro Bölgesi olmak üzere küresel çapta gerilemeye devam etmesi büyüme açısından yavaşlama sinyali verdi. Büyüme eğiliminin kademeli yavaşlamaya rağmen henüz korunmasının yanısıra petrol ve emtia fiyatlarındaki yükselişin manşet enflasyonu yukarı ittireceği beklentisiyle, piyasalarda Fed’in bu yıl toplamda dört faiz artışına gideceği de daha yaygın olarak fiyatlanırken, bu ise iki yıl vadeli tahvil faizlerinin %2.5 ile 2008’den beri en yüksek seviyesine ve on yıl vadeli faizlerin ise %3’ü hafif aşarak son dört yılın en yüksek seviyesine yükselmesini getirdi. ECB ise, verilerdeki zayıflama nedeniyle nisan toplantısında beklemede kalırken, Banka’nın, varlık alımlarını bu yıl eylül sonunda sona erdirmesi ve buna ilişkin sinyali en erken Haziran toplantısında vermesi öngörülüyor, faiz artışı ise daha önce 2019 yılı ortaları için fiyatlanırken toplantı sonrası 2019 yılı sonuna ötelenmiş durumda. Japonya Merkez Bankası da, nisan ayı toplantısında uyguladığı politikalarda bir değişikliğe gitmezken, %2 hedefinin tutturulması için verdiği 2019 yılı hedefini ise karar metninden çıkarınca bu değişiklik güvercin bir hamle gibi algılandı. BOE’nin de zayıf enflasyon ve büyüme sonrası mayıs’ta faiz artırması artık beklenmiyor.

Yurtiçinde ise, Afrin merkezinin ele geçirilmesinden sonra Münbiç ve K.Irak’ta Sincar’a da harekat düzenlenmesi gündeme gelirken, ABD’deki Dışişleri Bakanı değişikliği diplomatik kanalların kullanılması açısından belirsizlik getirmekte. Acak, Çavuşoğlu-Pompeo ilk görüşmesinin de olumlu geçtiği bildiriliyor. Bu nedenle, ABD’nin Münbiç’e ilişkin Türkiye’yi tatmin edecek bir çözüm bulup bulmayacağı takip edilmesi gereken bir risk olarak görünüyor. Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin tarihi 24 Haziran ile öne çekilirken, muhalefet partilerinin Cumhurbaşkanı için ayrı aday göstermeleri, parlamento için ise ittifak oluşturmaları bekleniyor. Mart başında Moody’s not indirimi sonrası başlayan TL’de değer kaybı baskısı, kur sepetinin 4.63 ile yeni tarihi zirvesini görmesinin ardından TCMB’den gelen sıkılaşma sinyali ile göreli olarak hafifledi. TCMB’de bu sinyaller sonrası oluşan fazi artış beklentilerini karşılayarak GLP faizini 75 baz puanla %13.50 seviyesine çıkardı. Banka son Enflasyon Raporu’nda da yılsonu enflasyon tahminini %8.4’e sınırlı yükseltirken, sıkı duruşun uzun süre devam edeceği mesajını verdi. Ayrıca, yakında para politikası operasyonel çerçevesinin sadeleşeceği mesajı verildi. Mevduat ve kredi faizleri de yükselişe devam ederken, Hazine’nin iç borç çevirme oranını sınırlaması ise en azından yukarı yönlü baskıyı azaltıcı yönde çalışıyor. Diğer taraftan, yabancı portföy akımları çıkış yönüne dönerken, yurtiçi yerleşiklerin son haftalarda döviz mevduat hesaplarını kurlardaki seyre göre yönetme eğilimine geçtikleri gözlendi. Yılın ilk çeyreğine ilişkin imalat sanayi öncü göstergeleri ve sanayi üretimi gerçekleşmeleri, büyüme eğiliminin bu yıl ilk çeyrekte de güçlü seyrettiğini göstermişti, ancak ikinci çeyrekten itibaren yavaşlama sinyalleri de gelmekte. Enflasyonda ise yükselişini sürdüren gelecek dönem enflasyon beklentileri, kurlardaki son atakla beraber fiyatlara geçişin hızlanması ve üretici fiyatlarından gelen maliyet baskısının güçlenmesi gibi gelişmeler riskleri yukarı yönde tutuyor. Mart ayında %10.23 seviyesine çok sınırlı gerileyen enflasyonun lehteki baz etkilerine rağmen nisan ayında %10.5 civarına çıkması olası görünürken, TL’deki değer kaybının fiyatlara yansıması nedeni ile önümüzdeki dönemde de yükselişini sürdürmesi bekleniyor.

Mayıs ayında ise, gelişmiş ülkelerin merkez bankaları toplantı takvimi yoğun görünmüyor. Fed 1-2 Mayıs ve BOE 10 Mayıs tarihlerinde toplanacak. Fed toplantısında politika veya faiz değişikliği ihtimali bulunmazken, daha önce mayıs ayında faiz artırması beklenen BOE’nin enflasyonda ve büyümede sürpriz geri çekilme nedeni ile pas geçme ihtimali çok artmış durumda. Yurtiçinde ise, erken seçime ilişkin gelişmeler ve ABD ilişkileri gündemde olmaya devam edecek. Bu bağlamda, Hakan Atilla ve Rahip Brunson davalarında alınan kararlar takip edilecek. TCMB’nin ise bu ay PPK toplantısı bulunmuyor.

Hisse Senedi

Nisan ayının ilk haftasında 115.000 direncini geçmekte zorlanan piyasalar önce Trump’ın Suriye konusunda Rusya’ya karşı sert açıklamalarıyla sonrasında da erken seçimle ilgili beklenmedik siyasi gelişmelerle önemli destek noktalarını kırarak sert bir geri çekilme yaşadı. Bu iki gelişme sonrası 106.000’e doğru geri çekilmeler bu seviyeyi destek haline getirdi. Bu dönemde PPK toplantısı ile TCMB’nın piyasa beklentisinin üzerindeki faiz artırımı kararı döviz tarafında yükselen tansiyonu düşürdüğü gibi hisse piyasası da bundan olumlu etkilendi. Nisan ayında kur ve emtia fiyatlarında oluşan artış sonrası hem TÜFE hem de çekirdek enflasyonda bir miktar daha bozulma yaşanabileceğini ve piyasa üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. İzmir’de görülen rahip davası ile Amerika’da görülen ve bu davayla ilişkilendirilen Hakan Atilla davası mayıs ayı içinde özellikle Halkbank öncülüğünde bankaları etkileyebilir. Açıklanmaya başlanan bilançolarda bankaların genel olarak ilk çeyrek performanslarında belirgin bir iyileşme beklenmediği için, banka dışı sanayi şirketlerinde daha iyi performans görülebilecektir. Bu gelişmeler eşliğinde 103.000 ve 101.300 desteği ile 105.000 ve 106.500 direnci takip edilmelidir.

Tahvil – Bono ve Eurobond

Nisan ayı gerek yurtiçi gerekse yurtdışında olağanüstü gelişmelerin yaşandığı bir ay oldu. Yurtdışında ABD önderliğinde gerçekleşen Suriye harekâtı piyasaları hareketlendirse de sonrasında tansiyonunun düştüğünü gördük.

Yurtiçinde beklenmeyen erken seçim kararı ve sonrasında hem içerdeki hem yurtdışındaki gelişmeleri fiyatlayan Dolar/TL kurunda dolar lehine yeni zirveleri test ettik.

Merkez Bankası gerçekleştirdiği Nisan ayı Para Politikası Kurulu toplantısında piyasalardaki gelişmelere duyarsız kalamadı ve GLP faizini 75 baz puan artırırken diğer tüm faizleri sabit tuttu.

Merkez Bankası, “fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.’’ mesajını vermeye devam etti.

Mayıs ayı içinde kurlar dışında petrol ve emtia fiyatlarının da enflasyonda yukarı yönlü baskı yapacağı enflasyon görünümünde henüz bir düzelme işareti görülmemesi, cari açıkta görülen artış, genel anlamda tedirgin eden faktörler olarak öne çıkmaya devam ediyor.

2 yıl vadeli gösterge kâğıdın 13,50-14,50 bandında hareket etmesini, 10 yıl vadelinin ise yüzde 12-13 bandına yoğunlaşmasını bekliyoruz.

Kısa ve uzun vadeli faizlerde aşağı yönlü bir hareketi kısa vadede beklemiyoruz. Seyrin olumluya dönmesi için piyasaların özellikle siyasi ve jeopolitik tarafta pozitif gelişmelere ihtiyacı olduğu görülüyor

Bu çerçevede 5 ve 10 yıl vadeli kıymetlerinde orta-uzun vadeli kademeli olarak pozisyon alınmaya başlanabilir. Uzun vadeli tahvilde %13 seviyesi ve üzeri alım yapmak getiri sağlayabilir. Kur etkisi ve enflasyondaki artış trendini göz önüne aldığımızda TÜFE’ye endeksli tahvillerde pozisyon almak için izlenebilir.

Nitelikli yatırımcılar için önerimiz:

Orta ve uzun vadede yatırım yapmayı düşünenler için yüksek faiz ve kur ortamında korunma sağlayacak mevduat üstü getiriler ile aşağıdaki özel sektör tahvillerini öneriyoruz.

TRSDRND31918 ISIN kodlu Derindere değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +550 ek getiri ile alınabilir.

TRSZORN71914 ISIN kodlu Zorlu Enerji değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar TRLİBOR+450 ek getiri ile alınabilir.

TRFULFK21914 ISIN kodlu Ulusal Faktoring değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar +450 ek getiri ile alınabilir.

TRSODAS21911 ISIN kodlu Odaş Elektrik Üretim değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar +500 ek getiri ile alınabilir.

TRSTISB72712 ISIN kodlu İş Bankası değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +350 ek getiri ile alınabilir.

TRSVKFB92719 ISIN kodlu Vakıflar Bankası değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +350 ek getiri ile alınabilir.

TRSSKBKA2716 ISIN kodlu Şeker Bank değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +475 ek getiri ile alınabilir

TRSTIMGE1918 ISIN kodlu Timur Gayrimenkul değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +500 ek getiri ile alınabilir

Halka arz cinsi bono önerilerimiz: Kısa ve orta vadede yaklaşık %13,50-15,50 bileşik seviyelerinden banka bonoları alınabilir.

Yatırım Fonları

Nisan ayı hem iç hem de dış piyasalarda beklenmeyen gelişmelerin olduğu dolayısıyla da volatilitenin çok yüksek olduğu bir ay olarak geride kaldı.

Tahvil faizlerinde yükselişler gördük. Ardından kur tarafında TL’de ciddi değer kayıplarını gözlemledik. Gelişmelere paralel Merkez Bankası’nın GLP faizini 75 baz puan artırdığını gördük.

Bu çerçevede yatırımcıların risk algısına göre hisse senedi fonunda daha temkinli bir yatırım stratejisinde olmalarını önerirken tahvil bono fonu yatırımlarında kademeli alım yatırımı düşünebilirler. Bunun yanında kur etkisi ve faiz artışıyla enflasyondaki artış trendini göz önüne aldığımızda dövize ve enflasyona endeksli fonlar ve likit fonlar tercih edilebilir.

Osmanlı Yatırım tarafından hazırlanan 2018 Mayıs Aylık Global Bakış Raporu için tıklayın.
SİZ DE BİNLERCE YATIRIMCI GİBİ PARA & BORSA MOBİL UYGULAMASINI ÜCRETSİZ İNDİREREK GÜNCEL PİYASA YORUMLARINA ULAŞMAK İÇİN HEMEN BURAYA TIKLAYIN
Google Play'den ücretsiz indirin