Aylık Bülten (Haziran 2017) – Osmanlı Yatırım

Yıl ortası kritik Merkez Bankaları toplantıları…

Geride bıraktığımız Mayıs ayında, küresel ekonomilerde makro veri akışı özellikle ABD’de daha zayıf bir görünüme dönerken, Trump’ın seçim kampanyası sırasındaki Rusya ile ilişkilerine yönelik açılan soruşturmalar görevden alınan FBI Başkanının açıklamaları ile derinleşirken, Başkanın görevden azil sürecine kadar gidebilecek bir riski ortaya çıkardı. Her ne kadar Kongre dengeleri kısa vadede azil ihtimalini düşük gösterse de, olası yeni belge ve açıklamaların istifa ihtimalini sürekli gündemde tutması beklenebilir. Trump ise 10 yıl içinde bütçe denkliğini hedefleyen iddialı bir harcama kesinti programı açıkladı. Ancak projeksiyonun dayandığı büyüme varsayımı iddialı bulunurken, soruşturma baskısı altında Trump’ın vergi planı ve diğer ekonomik reformları uygulama ihtimali piyasalar tarafından düşük algılanıyor. Öte yandan, ABD’de ilk çeyrek büyümesi önceki %0.7’den %1.2’e revize edilse de düşük kalırken, Fed’in favori enflasyon göstergesi çekirdek PCE endeksi yıllık artışı da %1.5 seviyesine geriledi. Euro Bölgesi için açıklanan imalat sanayi öncü göstergesi mayıs ayı flash PMI endeksleri ise artışını ilerleterek, 2011 yılından beri en yüksek seviyeye ulaştı. Bölgenin enflasyonu ise %1.5 seviyesinde bulunuyor. FOMC’nin mayıs toplantısı özetlerinde, çoğu üyenin ekonomik verilerin beklentileri doğrultusunda gelmesi durumunda yakın bir zamanda sıkılaşma yönünde bir adım daha atılması için uygun olduğu görüşünü dile getirdiği izlendi. Bu ise Haziran ayında faiz artışının önü açıldı olarak algılandı. Hatta bir çok üye bazı koşullar altında sıkılaşmanın daha hızlı bir şekilde yapılmasının gerekebileceğini belirtti. Bu koşullar ise, işsizlik oranının tahminlerin belirgin altında gerçekleşmesi, maaş artışlarının beklenenden yüksek gerçekleşmesi ve mali gevşemenin yüksek boyutlu olması olarak sıralandı. Özetler, ayrıca Fed’in 4.5trln dolarlık bilançosunu küçültme sürecinin genel prensipleri ve bu yıl sonuna doğru başlaması üzerinde uzlaşma olduğunu yansıttı. Buna göre komite her ay portföydeki Hazine tahvilleri ve ipoteğe dayalı kıymetler için kademeli olarak yükselecek bir tavan değer açıklayacak ve ancak bu tavanı aşan geri ödemeler yeniden menkul kıymetlere yatırılacak. Böylece, tavan yükseldikçe yeniden yatırımlar azalacak ve Fed portföyünün aylık düşüşü hızlanacak. Ancak, söz konusu tavan değer ve sürecin uzunluğuna ilişkin bilgi verilmemesi sürece ilişkin belirsizliğin devam etmesini getirdi.

Yurtiçinde ise, dış politika ağırlıklı bir gündem vardı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başta ABD gezisi olmak üzere kritik ziyaretleri takip edildi. Trump ile görüşmede YPG işbirliği konusunda alınan kararı değiştirmek söz konusu olmasa da, ilişkilerdeki gerilimi azaltacak bazı sözlü güvenceler alındı. Benzer şekilde, NATO zirvesi sırasında AB liderleri yapılan görüşmeler ile kopma noktasına gelen ilişkilerde en azından daha kötüye gidiş engellenmiş oldu. Erdoğan’ın yeniden AKP Genel Başkanlığı’na seçilmesi ile parti yönetimi ve kabinede önemli değişiklikler beklentisi oluşurken, ekonomi yönetiminde yapılacak değişikliğe ilişkin belirsizlik korundu. ABD Doları’nın TL’ye karşı değerinin son aylarda olduğu 3.60’ın hemen altındaki ılımlı seyrini korumasında, küresel risk iştahının güçlü seyrinin yanısıra, TCMB’nin sıkı duruşunu koruyarak ortalama fonlama maliyetini %11.9 civarına oturtması etkili oldu. Diğer taraftan, yabancı portföy hareketi güçlü giriş yönünde kalmaya devam ederken, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduat hesaplarını artırmaları ve kur takası ihalelerine ilginin yüksek olması nedeniyle TCMB’nin döviz rezervi kaybı devam etti. Yılın ilk çeyreğine ilişkin öncü göstergeler ve üretim-satış verileri, büyümede geçen yıl son çeyrekte başlayan ılımlı toparlanmanın devam ettiğini gösterirken, baz etkilerinin de lehte olması ile ilk çeyrekte %4’ün üzerinde bir milli gelir artışı olası durmaktadır. Nisan sonunda %11.9 seviyesine sıçrayan enflasyonun ise işlenmemiş gıda fiyatlarındaki aşağı yönlü düzeltme sayesinde mayıs ayında gerileme göstermesi mümkün görünmektedir.

Haziran ayında ise, tüm gelişmiş ülkelerin merkez bankaları toplantıları bulunmakta; FOMC’nin toplantısı 13-14 Haziran, ECB’nin 8 Haziran, BOE’nin 15 Haziran ve BOJ’un 15-16 Haziran’da olacak. Fed’in faizlerde yeni bir artışa gitmesi kesin görünürken, enflasyonun ılımlı seyri nedeni ile bu yıl toplam üç faiz artışını içeren baz senaryoyu değiştirmesi beklenmiyor. Yurtiçinde ise, gözler olası kabine değişiklikleri ve açıklanması beklenen 6 aylık eylem planı üzerinde olacak. TCMB’nin bu ayki PPK toplantısı ise 15 Haziran’da gerçekleşecek. Mayıs’ta enflasyonun gerilemesi beklentisi nedeni ile faizlerde bir değişiklik beklenmiyor.

Hisse Senedi

Yurt içi piyasalarda referandum sonrası başlayan sakinleşme ile birlikte geçen ay ki bültende belirttiğimiz 98000 direnci test edilerek 98794 seviyesi görüldü. Bu seviyeden realizasyonların gelmesine ve yorgunluk belirtilerinin olmasına rağmen satışların karşılandığını ve risk iştahının hala yüksek olduğunu görüyoruz. Özellikle endeksten 100000 seviyesinin geçilmesi sonrası iki sıfırın atılacağı açıklamaları bu seviye ile ilgili BIST 100’de beklenti yaratmış durumda.

Haziran ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ak Parti genel başkanlığı sonrası kabinedeki olası değişiklikler yurt içinde en önemli gündemimiz olacak. Özellikle ekonomi yönetiminde yaşanabilecek değişikliğin piyasaya yansıması izlenecek. Yurt dışında İtalya’da erken seçim spekülasyonu ile artan siyasi risklere ek olarak Yunanistan’ın bir sonraki ödemeyi yapamayabileceğine yönelik endişeler ve İngiltere’de 8 Haziran seçimleriyle ilgili son anketlerde muhafazakârların rakipleri ile arasındaki farkın azaldığına işaret eden sonuçlar piyasalar üzerindeki risklerimiz olacak.

Aylık bankacılık rakamlarının olumlu etkisi ile bu sektörde hareketin devamı Haziran ayında da beklenebilir. Geçen ay önerdiğimiz ve olumlu seyreden ASELS, TUPRS, EKGYO, PETKM ile birlikte EREGL hissesinde de hareketlerin devamını bekliyoruz. 98500 ile 100000 direnç, 95000 seviyesi ise destek olarak takip edilebilir.

Tahvil – Bono ve Eurobond

2017 yılının diğer aylarına baktığımızda Mayıs ayını nispeten daha sakin bir ay olarak geride bıraktık

Dış piyasalara gözattığımızda ;Trump yine gündemdeki yerini korudu.Mayıs ayının ilk haftasında Trump’In görevinden azledilebileceğine ilişkin senaryoların artması piyasalardaki dengeleri bir anda bozdu.Sonrasında bunun o kadar kolay olmadığına dair gelen açıklamalarla piyasalarda bir dengelenme olduğunu gördük.

FED’in 2-3 Mayıs tarihli FOMC toplantısının tutanakları geçtiğimiz hafta açıklandı. FED üyelerinin yakın gelecekte faiz artırımı yönünde görüş belirtmesi sürpriz olmadı. Piyasada Tutanakların ardından opsiyon fiyatları ve Bloomberg anketleri, Haziran toplantısında 25 baz puanlık bir faiz artırımına işaret etmeye devam ediyor . Fakat bilanço küçültme işleminin kademeli ve öngörülebilir şekilde gerçekleştirileceği yorumları ABD dolarında zayıflamayı beraberinde getirdi. Ayrıca sıkılaştırmanın devamına yönelik daha çok verinin takip edilmesi gerektiğinin belirtilmesi de yine dolar üzerinde baskı oluşturdu.

çeride refarandum sonrası piyasalarda bir miktar rahatlama olduğunu gözlemliyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Nisan ayında bir önceki aya göre %5,1 oranında arttı; 2017 yılı Mart ayında 67,8 olan endeks değeri Nisan ayında 71,3 olduğunu gördük.

Küresel tahvil faizlerindeki ılımlı seyrin ve TL’deki değer kazanımının desteğiyle yurt içinde tahvil faizlerinin sakin seyrinin sürmesi beklenebilir.

Siyasi ve jeopolitik riskleri göz önünde bulundurduğumuzda önümüzdeki dönemde tahvil faizlerinde de yukarı yönlü risklerin gündemde kalmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Enflasyon riskiyle birlikte Merkez Bankasının atacağı adımlar Türk Lirasında volatilitenin azalmasını bu duruma paralel uzun vadeli tahvillerde aşağı yönlü, kısa vadeli tahvillerde ise yukarı yönlü faiz hareketinin görülmesini sağlayabilir.

Mayıs ayı enflasyonu öncesinde TCMB’nin sıkı para politikası duruşuna devam etmesini bekliyoruz. TÜFE beklentimiz ay bazında düşüş göstermeyeceği yönünde. Bu nedenle 2 yıl vadeli gösterge kağıdın mevcut seviyelerde kalmasını, 10 yıl vadelinin ise yüzde 10.50-10.70 bandına yoğunlaşmasını bekliyoruz.

Kısa ve uzun vadeli faizlerde aşağı yönlü kalıcı hareket beklemiyoruz. Türkiye 10 yıllık tahvil faizinin %10,50-11,50 bandında hareket edebileceğini düşünüyoruz. % 11,50 üzerindeki faiz seviyelerinin ise özellikle 5 yıllık tahvilde alım için uygun olabileceğini düşünüyoruz. Enflasyona endeksli tahvillerin tercih edilebileceği görüşündeyiz.. TL’de değer kazanımı görmemiz halinde kısa ve uzun vadeli gösterge tahvillerde trade amaçlı pozisyon alınabilir. Kısa ve uzun vadeli faizlerde aşağı yönlü kalıcı hareket beklemiyoruz. Türkiye 10 yıllık tahvil faizinin %11,25-11,75 bandında hareket edebileceğini düşünüyoruz. % 11.75 üzerindeki faiz seviyelerinin ise özellikle 5 yıllık tahvilde alım için uygun olabileceğini düşünüyoruz. Enflasyona endeksli tahvillerin tercih edilebileceği görüşündeyiz.. TL’de değer kazanımı görmemiz halinde kısa ve uzun vadeli gösterge tahvillerde trade amaçlı pozisyon alınabilir.

Nitelikli yatırımcılar için önerimiz:

Orta ve uzun vadede yatırım yapmayı düşünenler için yükselen faiz ve kur ortamında korunma sağlayacak
mevduat üstü getiriler ile aşağıdaki özel sektör tahvillerini öneriyoruz.

TRSCLKE21918 ISIN kodlu Çalık Enerji tahvili 100 temiz fiyatla +450 ek getiri ile,

TRSODAS21911 ISIN kodlu Odas Elektrik tahvili 100 temiz fiyata kadar +500 ek getiri ile,

TRSFINA61816 ISIN kodlu Final Varlık tahvili 100 temiz fiyatla +525 ek getiri ile, Alınabilir.

Halka arz cinsi bono önerilerimiz:

Kısa ve orta vadede getirisi %10-13 bileşik seviyelerinden banka bonoları alınabilir.

Yatırım Fonları

Mayıs ayında dışarıda Trump’la ilgili gelişmeler takip edilirken içeride Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Abd ziyareti ve Avrupa Birliği ilişkilerindeki gerginlik sürecinin yerini olumlu gelişmelere bırakmaya başladığını takip ettik.

Referandum sonrası siyasi belirsizliğin azalması piyasaları azda olsa rahatlatmış görünüyor. Ancak ABD ekonomisinin normalleşme sürecine girmesinin ardından küresel çapta görülen tahvil faizi yükselişinin gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde baskı unsuru yaratmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

Belirsizliğin çok yüksek olduğu 2017 ilk yarısında, kur hareketlerinin tüketici fiyatlarına yukarı yönlü baskı yapması ile enflasyonun yukarı yönlü hareketini tetikleyebilir bu da beraberinde para politikasında bir miktar daha sıkılaştırmaya neden olabilir. Bu çerçevede yatırımcıların risk algısına göre hisse senedi fonu ve tahvil bono fonu yatırımlarında daha temkinli yatırımı düşünebilirler. Bu dönemde enflasyona endeksli yatırım fonu, dövize endeksli fon ve likit fonlar tercih edilebilir.