Aylık Bülten (Eylül 2018) – Osmanlı Yatırım

Osmanlı Yatırım Aylık Bülteni

Sonbahar ve son fırsatlar…

Geride bıraktığımız Ağustos ayında, ABD’de olumlu büyüme ve enflasyon verileriyle borsa endeksleri tarihi zirvelerini yenilerken, gelişmekte olan piyasalarda Arjantin ve Türkiye’nin riskli ülkeler arasında görülmesi sonrası gözlenen çıkış baskısı küresel risk iştahını dizginlemeye devam etti. Ayın en büyük sürprizi ise, Trump’ın görevden azil ihtimalini artıran gelişmeler oldu. Ancak şimdiye kadar üç başkan için azil sürecinin başlatılmasına karşılık bir sonuç alınamaması ve Cumhuriyetçilerin Kongrenin her iki kanadında da çoğunlukta olması bu ihtimali düşük gösteriyor. Ayrıca Demokrat Parti’nin önde gelenlerinin, Kasım’da yapılacak kritik Kongre ara seçimlerinden önce seçmenlerin ters tepkisiyle karşılaşmamak için şimdilik Trump’ın görevden uzaklaştırılması çağrısı yapmaktan kaçındığı izleniyor. ABD’nin Meksika ile uzlaşmasına karşılık Kanada ile henüz anlaşamaması, NAFTA anlaşmasının yenilenmesinde gecikmeye yol açarken, Trump’ın Amerikalı şirketlerle kamuoyunun konu hakkında geri bildirim ve yorum süresinin 6 Eylül’de dolmasının ardından, Trump’ın Çin’den ithal ettiği 200 milyar dolar değerindeki ürünlere gümrük vergisi uygulayabileceği iddia edildi. Küresel ekonomilerde makro veri akışı ise, başta ABD olmak üzere büyüme döngüsünde olumlu seyrin devamına işaret ederken, enflasyonda da yükseliş sinyalleri gelmeye devam etti. Euro Bölgesi’nde enflasyon %2.0’ye geriler ve İngiltere’de ise %2.5’e çıkarken, ABD’de manşet enflasyonun %2.9 ve çekirdek enflasyonun %2.4’e yükselmesi olumlu karşılandı. Fed’in favori enflasyon göstergesi çekirdek PCE endeksi yıllık artışı ise %2.0 ile hedef seviyesine ulaştı. ABD’de ikinci çeyrek büyüme ikinci tahmini %4.2 ile 2014 yılından bu yana en güçlü seviyeye çıktı. Büyüme, Euro Bölgesi’nde %2.2 ve İngiltere’de %1.3’e toparlarken, imalat sanayi öncü göstergesi PMI endeksinin Euro Bölgesi’nde gerilemeye devam etmesi büyüme açısından olumsuz sinyal verdi. ABD’de Fed’in son toplantısının tutanaklarına göre de FOMC üyelerinin çoğu, verilerin görünümü desteklemeye devam etmesinin faiz adımı için uygun olacağını ve “yakın zamanda” faiz artışının olası olduğunu bildirdi. Fed yetkilileri ticaret savaşlarının güçlü ekonomi için en büyük tehdidi oluşturduğuna vurgu yaparken, uluslararası ticaret geriliminde artış olursa kademeli faiz artışlarına ara verilebileceği ifade edildi. ECB’nin ise, daha önce açıkladığı gibi, tahvil alım programındaki aylık miktarı Eylül sonrası 15 milyar Euro’ya indirdikten sonra Aralık’ta sonlandırma planına uymaya devam edeceği öngörülürken, faiz oranlarının en azından 2019 yazına kadar ultra düşük seviyelerde kalması bekleniyor.

Yurtiçinde ise, ABD ilişkilerinde gerilim, ABD’nin yaptırım ve ilave gümrük uygulamaları ve bunlara Türkiye’nin de karşılık vermesi ile tarihinin en yüksek seviyesinde kalmaya devam etti. İlişkilerin seyri açısından, Eylül ortasında New York’ta gerçekleşecek BM zirvesi sırasında Trump ve Erdoğan’ın bir araya gelme ihtimali kritik görünüyor. TCMB’nin Temmuz toplantısında faiz artışına gitmekten kaçınması ile yükselişe geçen kur sepeti, sonrasında AB ile gerilimin devam etmesi ve yeni rating indirimleri ile ay ortasında 7.35 ile tarihi zirvesini gördü. BDDK’nın yabancılarla swap ve türev işlemlerde özkaynak sınırı getirmesi, TCMB’nin zorunlu karşılıklarda indirime gitmesi ve haftalık repo ihalelerini durdurarak fonlama maliyetini yükseltmesi ilk etapta geri çekilme getirse de, TL’de değer kaybı baskısı hissedilir derecede kalmaya devam ediyor. Kısa vadeli swap faizlerinin de artmasıyla, mevduat ve kredi faizlerindeki yükseliş devam ederken 2005 başından beri en yüksek faiz seviyelerinin görülmesini getirdi. Hazine’nin ihalelerine olan talebin çok azalması ile borçlanma programını revize eden Hazine çareyi 5 ve 10 yıl vadeli tahvil ihalelerini iptal ederek vadeyi kısaltmada buldu. Buna rağmen, iki ve on yıl gösterge tahvil faizleri %24.5 ve %22.0 seviyelerinde seyrediyor. Diğer taraftan, yabancı portföy akımları çıkış yönünde kalmaya devam ederken, yurtiçi yerleşiklerin özellikle şirketler kesiminde döviz mevduat hesaplarını artırma yönünde hareket ettiği gözlendi. Yılın ikinci ve üçüncü çeyreğine ait PMI ve Reel Kesim Güven Endeksi gibi imalat sanayi öncü göstergelerinden, ithalatın tüm alt gruplar bazında daralmaya başlamasından ve kredi artış hızındaki azalıştan büyüme hızında sert yavaşlama olacağı sinyali alınırken, 2018 yılı büyüme gerçekleşmesinin %4.0’ün altına inme ihtimali artmış durumda. Enflasyonda ise kurların yüksek seviyesini koruması ile fiyatlara geçişin hızlanması, yükselişini sürdüren gelecek dönem enflasyon beklentileri ve üretici fiyatlarından gelen maliyet baskısının güçlenmesi gibi gelişmeler riskleri belirgin yukarı yönde tutuyor. Ağustos ayında %17.9 seviyesine yükselen enflasyonun sonbaharda %20 civarında zirveyi gördükten sonra yılı sınırlı gerileme ile bitirmesi olası duruyor. Ancak, Eylül ayında elektrik ve doğalgaz fiyatlarının yeniden yükseltilmesi enflasyonda riskleri yukarı yönde tutuyor. Bu ay gelişmiş ülkelerin merkez bankaları toplantı takvimi de yoğunlaşıyor. ECB ve BOE 13 Eylül, BOJ 19 Eylül ve Fed 26 Eylül’de toplanacak. Faiz artışı beklenen Fed toplantısı dışında önemli bir para politikası değişikliği öngörülmüyor. TCMB’nin ise bu ay toplantısı 13 Eylül’de ve son Enflasyon Raporu’nda %13.4’e yükseltilen yılsonu TÜFE tahmininin belirgin aşılacağı belli olduğundan Bankanın likidite sıkıştırma operasyonlarını takiben politika faizinde belirgin bir artışa gitmesi kaçınılmaz görünüyor. Nitekim, Banka bugünkü duyurusunda söz konusu toplantıda fiyat istikrarını desteklemek amacıyla gerekli tepkiyi vereceğini ve parasal duruşu yeniden şekillendireceğini açıklamıştır. Yurtiçi gündemde ise, maliye politikasında dengelenme yönünde ne gibi adımların geleceği ve yeni OVP’nin nasıl şekilleneceği takip edilecek.

Hisse Senedi

Eylül ayının ilk işlem günü yine piyasaları ilgilendirecek önemli bir veri olan enflasyon rakamları ile başladık. Son dönemdeki kur hareketleri ve fiyat artışları nedeniyle TÜFE rakamlarının önümüzdeki aylarda da yüksek seyredebileceği gözardı edilmemelidir. Gelen veri 13 Eylül PPK toplantısında TCMB’nin atacağı adım için de belirleyici olmuştur. Suriye konusunda Rusya ve İran ile birlikte atılan adımlar özellikle ABD ve diğer ülkeler ile diplomatik ilişkiler konusuna yön verecektir. Ekonomi yönetiminin belki de ilk sınavı Eylül’de açıklanacak orta vadeli program olacak. Yapısal reformlarla ilgili ne gibi adımların atıldığını bu programla göreceğiz. Bu beklentiler ile Ağustos ayında olduğu gibi Eylül ayında da kurların hareketli olmasını bekliyoruz. Bu doğrultuda hisse senedi piyasasında da dalgalanmalar görülecektir. Yabancı takasında önemli değişiklik olmaması piyasayı ayakta tutan önemli etken durumunda.

Eylül ayında 89500 – 88500 ve 85000 destekleri ile 95000 ve 96500 dirençlerinin öne çıkmasını bekliyoruz. Havacılık sektörü, TUPRS ve VAKBN hissesinin takip edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Tahvil – Bono ve Eurobond

Ağustos ayı içeride ABD ile yaşanan siyasi dalgalanmalar takip edilirken dışarda yine ABD merkezli ticaret savaşlarıyla ilgili artan kaygılar, atılan adımlar ve bu gelişmelerin piyasalara yansımalarını izledik.

Bu dönemde jeopolitik risklerin yanında cari açık yüksek enflasyon gibi ekonomik faktörlerin de etkisiyle Dolar/TL tarafında Türk lirasındaki ciddi değer kayıpları gözlemlemeye devam ettik.

Eylül ayında Merkez Bankası gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısında faizlerde artış beklentisi bir hayli yükselmiş durumda, atılacak adımlar çerçevesinde volatilitenin bir hayli yükselebileceğini düşünüyoruz.

Eylül ayında kurlar dışında petrol ve emtia fiyatlarının da enflasyonda yukarı yönlü baskı yapacağı enflasyon görünümünde henüz bir düzelme işareti görülmemesi, yükseliş trendine devam ediyor olması cari açıkta görülen artış, faizlerde yaşanan artış baskısı genel anlamda tedirgin eden faktörler olarak öne çıkmaya devam ediyor

2 yıl vadeli gösterge kâğıdın 24-26 bandında hareket etmesini, 10 yıl vadelinin ise yüzde 21-22 bandına yoğunlaşmasını bekliyoruz.

Kısa ve uzun vadeli faizlerde şimdilik aşağı yönlü bir hareketi kısa vadede beklemiyoruz.

Kur etkisi ve enflasyondaki artış trendini gözönüne aldığımızda TÜFE’ye endeksli tahvillerde pozisyon almak için izlenebilir

Nitelikli yatırımcılar için önerimiz: Orta ve uzun vadede yatırım yapmayı düşünenler için yüksek faiz ve kur ortamında korunma sağlayacak mevduat üstü getiriler ile aşağıdaki özel sektör tahvillerini öneriyoruz.

TRSMGTI72011 ISIN kodlu Migros Ticaret değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 350 ek getiri ile alınabilir.
TRSDRND31918 ISIN kodlu Derindere değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +550 ek getiri ile alınabilir.
TRSENRJ22110 ISIN kodlu Enerjisa Enerji Tüfe endeksli tahvil 100 temiz fiyata kadar alınabilir.
TRSBEDS81914 ISIN kodlu Başkent Elektrik Tüfe endeksli tahvil 100 temiz fiyata kadar alınabilir.
TRSODAS21911 ISIN kodlu Odaş Elektrik Üretim değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar +500 ek getiri ile alınabilir.
TRSTISB72712 ISIN kodlu İş Bankası değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +350 ek getiri ile alınabilir.
TRSVKFB92719 ISIN kodlu Vakıflar Bankası değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +350 ek getiri ile alınabilir.
TRSTIMGE1918 ISIN kodlu Timur Gayrimenkul değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +500 ek getiri ile alınabilir.
Özel sektör Banka iştirakleri ise %24,50-26,50 bileşik seviyelerinden alınabilir.

Halka arz cinsi bono önerilerimiz: Kısa ve orta vadede yaklaşık %19,50-21,50 bileşik seviyelerinden banka bonoları alınabilir.

Yatırım Fonları

Ağustos ayı iç piyasalarda siyasi haber akışına bağlı volatilitenin yükseldiği, denge arayışının olduğu dış piyasalarda ticaret savaşları konusunun gündemden düşmediği belirsizliğin daha fazla olduğu dolayısıyla volatilitenin yine yüksek olduğu bir ay olarak geride kaldı. Kur tarafında Türk Lirası aleyhine yaşanan değer kayıplarının hızlanarak devam ettiğini gözlemledik.

Eylül ayı toplantısında Merkez Bankası’nın piyasa beklentilerini karşılayıp karşılamamasına göre piyasada volatilitenin yükseleceğini düşünüyoruz.

Bu çerçevede yatırımcıların risk algısına göre hisse senedi fonunda daha temkinli bir yatırım stratejisinde olmalarını önerirken tahvil bono fonu yatırımlarında kademeli alım yatırımı düşünebilirler. Bunun yanında kur etkisi ve faiz artışıyla enflasyondaki artış trendini göz önüne aldığımızda dövize ve enflasyona endeksli fonlar ve likit fonlar tercih edilebilir.

Osmanlı Yatırım tarafından hazırlanan 2018 Eylül Aylık Global Bakış Raporu için tıklayın.

Önemli Uyarı: Paraborsa.Net hiç bir kurumun günlük bülten, portföy önerisi veya herhangi bir araştırma raporunu kendi sunucularında barındırmamaktadır. Sadece kurumların ilgili sayfasına yönlendirmektedir. Dolayısıyla çalışmayan linklerden ve yönlendirilen sayfalardaki içerikten ilgili kurum sorumludur.

SİZ DE BİNLERCE YATIRIMCI GİBİ PARA & BORSA MOBİL UYGULAMASINI ÜCRETSİZ İNDİREREK GÜNCEL PİYASA YORUMLARINA ULAŞMAK İÇİN HEMEN BURAYA TIKLAYIN
Google Play'den ücretsiz indirin