Aylık Bülten (Ekim 2018) – Osmanlı Yatırım

Osmanlı Yatırım Aylık Bülteni

Son çeyreğe başlarken…

Geride bıraktığımız Eylül ayında, ABD’de güçlü büyüme, istihdam ve olumlu enflasyon verileriyle borsa endeksleri tarihi zirvelerini yenilerken, uzun vadeli tahvil faizleri ise son yedi yılın en yüksek seviyelerini gördü. Ayın en kritik gelişmesi ise, ABD-Çin arasındaki ticaret savaşının büyümesi oldu. ABD borsaları ise, ticaret savaşındaki karşılıklı yeni hamlelere rağmen tarihi zirvelerini yeniledi. Bunda ise, Çin’in yeni tarifelere tepkisinin sınırlı kalması etkili oldu. ABD, Çin’den ithal edilen 200 milyar dolarlık ürüne 24 Eylül’den itibaren yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulamaya başladı. Trump ayrıca, yıl sonuna kadar yüzde 10 seviyesinde kalacak tarifelerin 1 Ocak 2019’dan itibaren yüzde 25’e yükseleceğini belirtirken, Çin’in misillemeye gitmesi durumunda yaklaşık 267 milyar dolarlık Çin menşeli ürünü kapsayan üçüncü tarife paketinin anında yürürlüğe gireceği tehdidinde bulundu. Çin ise, ABD ürünlerine uygulanacak ek gümrük tarifelerinin %5 ile 10 aralığında olacağını, 60 milyar dolarlık ABD ürününe 24 Eylül’den itibaren tarife uygulanmaya başlayacağını gecikmeden açıkladı. Küresel ekonomilerde makro veri akışı ise, başta ABD olmak üzere büyüme döngüsünde olumlu seyrin devamına işaret ederken, enflasyonda da yükseliş sinyalleri gelmeye devam etti. Euro Bölgesi’nde enflasyon %2.0’de kalır ve İngiltere’de ise %2.7’ye çıkarken, ABD’de manşet enflasyonun %2.7 ve çekirdek enflasyonun %2.2’ye gerilemesi görüş değişikliğine yol açmadı. Fed’in favori enflasyon göstergesi çekirdek PCE endeksi yıllık artışı da %2.0 seviyesinde kaldı. ABD’de ikinci çeyrek büyüme son revizyonda da %4.2 ile 2014 yılından bu yana en güçlü seviyesini korudu. Büyüme, Euro Bölgesi’nde %2.1 ve İngiltere’de %1.3 gerçekleşirken, imalat sanayi öncü göstergesi PMI endeksinin Euro Bölgesi’nde gerilemeye devam etmesi büyüme açısından olumsuz sinyal verdi. ABD Merkez Bankası’nın Eylül ayı FOMC toplantısında faiz oranını 25 baz puan artırarak %2.0-2.25 aralığına çıkardığı izlendi. Ayrıca, 2018 yılında dört adet, 2019 yılında üç adet ve 2020 yılında bir faiz artışı öngören baz senaryo korundu. Fed’in büyüme tahmininde bu yıl için %3.1 ve gelecek yıl için %2.5 olmak üzere yukarı yönlü, işsizlik oranlarında bu yıl %3.7 ile sürpriz yukarı yönlü revizyon gözlenirken, enflasyon tahminlerinde ise (çekirdek PCE) bu yıl %2 ve 2019 ve 2020’de %2.1 olmak üzere değişim yapılmadı. Karar metninde tek değişiklik “para politikası duruşunun “genişlemeci” (accomodative) yönde kaldığı ve böylece güçlü istihdam koşulları ve %2 enflasyon hedefine kalıcı dönüşü desteklediği” cümlesinin çıkarılması oldu.

Yurtiçinde ise, Erdoğan’ın ABD ve Almanya ziyaretleri ilişkilerdeki gerilimin azalması ihtimali açısından takip edilirken, New York’ta gerçekleşen BM zirvesi sırasında Trump ve Erdoğan’ın ikili görüşmede bulunmaması ve ABD’ye yönelik sert açıklamaların devamı konuya bir netlik getirmedi. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun açıklamaları 12 Ekim’deki duruşmada rahip Brunson’ın tahliye edileceği beklentisini yükseltirken, hükümet kulislerinde bu yöndeki sinyallerin güçlü olmaması piyasalar açısından hayal kırıklığı yaratabilir. TCMB’nin Eylül toplantısında 625 baz puan faiz artışına gitmesi ile kurlarda volatilite belirgin azalırken, Ağustos ayında 7.35 ile tarihi zirvesini gören kur sepeti Eylül sonunda 6.50’ye kadar geriledi. Ay içinde Yeni Ekonomi Programı (YEP) temel büyüklükleri de açıklanırken, üç yıllık olan programda, bu yıl %3.8’e gerilemesi beklenen milli gelir artışının 2019 ve 2020’de %2.3 ve %3.5 ile Türkiye’nin potansiyel büyümesinin altında hedeflendiği izlendi. Enflasyon tahminlerinin de aynı sıra ile %20.8, %15.9 ve %9.8 seviyesinde belirlenmesi programın “gerçekçi” olarak nitelendirilmesini getirse de, belirlenen makro çerçeveyi daha somut şekilde destekleyecek adımların henüz açıklanmaması bir eksiklik olarak izlenmiştir. TCMB’nin sert faiz artışını takiben, mevduat ve kredi faizlerindeki yükseliş devam ederken 2004 başından beri en yüksek faiz seviyelerinin görülmesini getirdi. Hazine ihalelerine olan talebin çok azalması ile vadeyi kısaltılır ve TÜFE’ye endeksli borçlanmaya ağırlık verilirken, iki ve on yıl gösterge tahvil faizleri %25.5 ve %19.0 seviyelerinde seyrediyor. Diğer taraftan, yabancı portföy akımları çıkış yönünde kalmaya devam ederken, yurtiçi yerleşiklerin özellikle şirketler kesiminde döviz mevduat hesaplarını artırma yönünde hareket ettiği gözlendi. Yılın ikinci çeyreğinde büyüme hızı %5.2’ye yavaşlarken, üçüncü çeyreğe ait PMI ve Reel Kesim Güven Endeksi gibi imalat sanayi öncü göstergelerinden, ithalatın tüm alt gruplar bazında daralmaya başlamasından ve kredi artış hızındaki azalıştan büyüme hızında sert yavaşlama olacağı sinyali gelmeye devam etti. Enflasyonda ise kurların son haftalardaki göreli sakin seyrine ragmen yüksek seviyesini koruması ile fiyatlara geçişin hızlanması, yükselişini sürdüren gelecek dönem enflasyon beklentileri ve üretici fiyatlarından gelen maliyet baskısının güçlenmesi gibi gelişmeler riskleri belirgin yukarı yönde tutuyor. Ağustos ayında %17.9 seviyesine yükselen enflasyonun bu ay %21.5 civarına çıkması olası görünürken, Ekim ayında tarihi zirveyi gördükten sonra yılı sınırlı gerileme ile bitirmesi olası duruyor.

Bu ay gelişmiş ülkelerin merkez bankaları toplantı takvimi yoğun görünmüyor. ECB 25 Ekim, BOJ 31 Ekim’de toplanacak. Her iki toplantında da bir para politikası değişikliği öngörülmüyor. TCMB’nin ise bu ay toplantısı 25 Ekim’de ve son yüklü faiz artışı sonrası beklemede olan TCMB açısından özellikle enflasyon gerçekleşmelerinin beklentileri nasıl etkilediği kritik olacak. Yurtiçi gündemde ise, maliye politikasında dengelenme yönündeki adımların zamanlaması ve YEP Eylem Planı’nın açıklanması önemli olacak.

Hisse Senedi

Dövizdeki oynaklığın sona ermesi ve MB’nın 625 puanlık faiz artırımı etkisiyle Eylül ayında Borsa İstanbul’da 92.000’den 100.000’e bir hareket gördük. Özellikle Almanya ve ABD ile olan ilişkilerin yumuşaması ve karşılıklı olumlu açıklamalar endeksin bu yükselişinde olumlu etkendi. Ekim ayında ekonomik olarak veri anlamında 3 Ekim Çarşamba günü açıklanacak TÜFE rakamları oldukça önemli olacak. Beklentiler zaten yüksek bir dataya işaret etse de beklentilerin daha da üzerinde gelebilecek rakam sert dalgalanmalara neden olabilir. Siyasi gelişmeler anlamında diğer bir gelişme 12 Ekim’de görülecek Rahip Brunson davası olacak. ABD ile ilişkilerin geleceği ve Halkbank davası ile ilişkilendirildiği için önemle takip edilen davanın sonucu da piyasada sert dalgalanmalara neden olacaktır.

Yukarıdaki haber akışına göre 98.500 ve 97.200 destekleri ile 100.400, 101.900 ve 102.500 dirençleri denenebilir. Bu gelişmeler ışığında Ekim ayında ASELS, PGSUS ve YKBNK hisselerinin öne çıkabileceğini düşünüyoruz.

Tahvil – Bono ve Eurobond

Eylül ayında iç piyasada Merkez Bankası faiz kararı ve açıklanan OVP gündemi oluştururken dışarıda ABD ile ilişkiler Suriye ve ticaret savaşları piyasadaki volatiliteyi artıran diğer etkenler olarak ön plana çıktı.

Merkez Bankası gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu toplantısında faizlerde artış kararı hem bağımsızlık mesajı açısından hem de kur tarafındaki dalgalanmayı azaltması açısından oldukça önemliydi. Piyasaların bunun yanında OVP ‘nin uygulanabilirliğini takip edeceğini düşünüyoruz.

Ekim ayı ortasındaki Brunson davası ve Suriye’deki gelişmeler yakından takip edilecek olup buradan gelecek negatif ya da pozitif haberler piyasadaki volatiliteyi artıracak etkenler olarak öne çıkıyor.

Ekim ayında kurlar dışında petrol ve emtia fiyatlarının da enflasyonda yukarı yönlü baskı yapacağı enflasyon görünümünde henüz bir düzelme işareti görülmemesi ve yükseliş trendine devam ediyor olması, cari açıkta görülen artış, faizlerde yaşanan artış baskısı genel anlamda tedirgin eden faktörler olarak öne çıkmaya devam ediyor.

2 yıl vadeli gösterge kâğıdın 24-26 bandında hareket etmesini, 10 yıl vadelinin ise yüzde 15 -17 bandına yoğunlaşmasını bekliyoruz.

Kısa ve uzun vadeli faizlerde şimdilik aşağı yönlü bir hareketi kısa vadede beklemiyoruz.

Kur etkisi ve enflasyondaki artış trendini göz önüne aldığımızda TÜFE’ye endeksli tahvillerde ve risk algısına bağlı olarak yüksek getirili tahvil ve bonolarda pozisyon almak için izlenebilir.

Nitelikli yatırımcılar için önerimiz: Orta ve uzun vadede yatırım yapmayı düşünenler için yüksek faiz ve kur ortamında korunma sağlayacak mevduat üstü getiriler ile aşağıdaki özel sektör tahvillerini öneriyoruz.

TRSMGTI72011 ISIN kodlu Migros Ticaret değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 350 ek getiri ile alınabilir.

TRFHEKT91910 ISIN kodlu Hektaş Ticaret değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 450 ek getiri ile alınabilir

TRSENRJ22110 ISIN kodlu Enerjisa Enerji Tüfe endeksli tahvil 100 temiz fiyata kadar alınabilir.

TRSBEDS81914 ISIN kodlu Başkent Elektrik Tüfe endeksli tahvil 100 temiz fiyata kadar alınabilir.

TRSODAS21911 ISIN kodlu Odaş Elektrik Üretim değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar +500 ek getiri ile alınabilir.

TRSTISB72712 ISIN kodlu İş Bankası değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +350 ek getiri ile alınabilir.

TRSVKFB92719 ISIN kodlu Vakıflar Bankası değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +350 ek getiri ile alınabilir.

TRSTIMGE1918 ISIN kodlu Timur Gayrimenkul değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar +500 ek getiri ile alınabilir.

Özel sektör Banka iştirakleri ise kısa vadede %30,50-34,50 bileşik seviyelerinden alınabilir.

Halka arz cinsi bono önerilerimiz: Kısa ve orta vadede yaklaşık %30-35 bileşik seviyelerinden banka bonoları alınabilir.

Yatırım Fonları

Eylül ayı Merkez Bankası’nın beklentilerin üstünde faiz artırım kararı ve verdiği mesajlar özellikle kur tarafındaki volatiliteyi bir miktar düşürdü. Denge arayışı içindeki piyasalarda açıklanan OVP ve bundan sonraki süreçte hayata geçirilişi yakından takip edilecektir.

Bu çerçevede yatırımcıların risk algısına göre hisse senedi fonunda daha temkinli bir yatırım stratejisinde olmalarını önerirken tahvil bono fonu yatırımlarında kademeli alım yatırımı düşünebilirler. Bunun yanında kur etkisi ve faiz artışıyla enflasyondaki artış trendini göz önüne aldığımızda dövize ve enflasyona endeksli fonlar ve likit fonlar tercih edilebilir.

Osmanlı Yatırım tarafından hazırlanan 2018 Ekim Aylık Global Bakış Raporu için tıklayın.

Önemli Uyarı: Paraborsa.Net hiç bir kurumun günlük bülten, portföy önerisi veya herhangi bir araştırma raporunu kendi sunucularında barındırmamaktadır. Sadece kurumların ilgili sayfasına yönlendirmektedir. Dolayısıyla çalışmayan linklerden ve yönlendirilen sayfalardaki içerikten ilgili kurum sorumludur.

SİZ DE BİNLERCE YATIRIMCI GİBİ PARA & BORSA MOBİL UYGULAMASINI ÜCRETSİZ İNDİREREK GÜNCEL PİYASA YORUMLARINA ULAŞMAK İÇİN HEMEN BURAYA TIKLAYIN
Google Play'den ücretsiz indirin