2018 Strateji Raporu / Denizbank – Deniz Yatırım

2017’yi nasıl devrediyoruz?
2018’de takip edeceğimiz başlıklar neler olacak?

 Makro
 Yurt İçi ve Yurt Dışı Değerlendirmeleri
 FX
 Borsa İstanbul

2017’yi nasıl devrediyoruz?

Öne çıkan başlıklar
• Kuşkusuz 2017 yılını birçok açıdan sürprizlere gebe bir yıl olarak hatırlayacağız.
• Kasım 2016’da ABD Başkanlık Seçimi ile başlayan küresel risk algısındaki artış süreci tamamlamaya hazırlandığımız yılın tamamında fiyatlamalarda domine etkisi yarattı.
• Hisse senedi piyasalarına yönelik olumlu algılama ile başlayan süreç, zaman içerisinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülke tahvillerine yönelik yaklaşımda da etkili oldu.
• Yılın başlangıcında ABD ekonomisine yönelik ‘zayıf’ algı USD fiyatlamalarını negatif yönde baskılarken, ilk çeyrek döneminin atlatılması ile birlikte ekonomik toparlanmaya olan güven yeniden artış gösterdi.
• Amerikan Merkez Bankası (Fed)’in ‘faiz artışı konusunda’ piyasa katılımcıları ile arasındaki makas açılımı durumu yıl genelinde sürse de Aralık ayı FOMC toplantısı ile birlikte hedeflenen faiz patikasına 2017’de gelindiği görülmekte.
• Dünya geneline yayılan ekonomik toparlanma 2008 krizinden bu yana ilk kez ciddi ölçekte takip edildi. Farklı kıtalarda gerçekleşen toparlanma, tüketici güvenlerinde artışa ve yatırımcı algılarında düzelmeye imkan tanıdı.
• Yaşlı kıta Avrupa’da Nisan-Mayıs döneminde düzenlenen Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte uzun bir süredir tartışılan ‘politik baskı’ başlığından uzaklaşma gerçekleşti. ‘Macron etkisi’ olarak tanımlanan bu durum, ortak para birimi euroda değer kazancına imkan tanırken, Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nin yürürlüğe koyduğu parasal genişleme programına da destek oldu.
• Mevcut Fed Başkanı Yellen’ın görevine devam edip etmeyeceği konusu son çeyrek ile birlikte tartışmalarda önemli bir yer tutarken, ABD Başkanı Trump’ın seçim sürecinde sıklıkla kullandığı kampanya başlıkları yakından takip edildi.
• Altyapı harcamalarına yönelik 2017’de somut bir adım atılamazken, vergi reformu ile ilgili süreç yıl bitmeden hızlandırıldı. İçerisinde bulunduğumuz yılı tamamlamadan Başkan Trump’ın imzasına sunulması beklenen reform paketi ile birlikte, gelecek dönemlere dair ABD büyüme rakamlarına da olumlu yönde yansımaların olabileceğine yönelik değerlendirmeler yatırımcı algısını canlı tutmaya devam ediyor.
• Her ne kadar net bir büyüme katkısı noktasında uzlaşıya varılamamış olsa da, yine de sürecin işlemeye başlaması ile birlikte 2018 yılında da takip edilen başlıklar arasında kalmaya devam edeceğini belirtmek mümkün.
• Yıl içerisinde ‘jeopolitik risk’ kavramı Kuzey Kore başlığı ile birçok kez belirse de, olumlu yatırımcı yaklaşımı nedeniyle ‘negatif unsurların negatif olarak görülmek istenmediği’ bir dönem geçirdik. Ancak bu durumun ilelebet devam etmesini beklemek doğru olmasa gerek.
• Yurtiçinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nin 12 Ocak ile birlikte yürürlüğe koyduğu ‘sıkı para politikası’ uygulaması yılın önemli bir bölümünde Türk lirasını savunmaya imkan tanırken, yılın ikinci yarısında ise yüksek enflasyon-artan Hazine borçlanması gereği TL’de negatif ayrışma görüldü.
• İçerisinde bulunduğumuz coğrafya nedeniyle zaman zaman Türk lirası cinsinden değerlenen varlıklarda negatif algılama öne çıkarken, Suriye başlığında geçmişe kıyasla mesafe alınması nedeniyle takip edilen başlıklarda azalış gözlendi.

2018’de ne bekliyoruz?

Genel yaklaşımlarımız-1
• Yılın ilk yarısında içeride enflasyon cephesinde ‘baz etkisi’ kaynaklı-sınırlı ölçekte geri çekilme beklentisi içerisindeyiz. Fakat söz konusu beklentimiz 2017’nin yaz aylarında ve son çeyrek girişindeki kadar olumlu değil. Son dönem Türk lirası zayıflamasının (sepet kur) güçlü iç talep ile birlikte mutlaka geçişkenlik yaşayacağını düşünüyor ve gelecek 12 ay içerisindeki modelimize dahil ediyoruz. Öte yandan enflasyon görünümündeki gelişme ve çekirdek göstergelerin seyrine paralel kısmi ölçekte AOFM düşüşü görebileceğimiz ihtimalini de senaryo dışı bırakmıyoruz. Ciddi anlamda bir maliyet düşüşü olacağı kanaatinde değiliz.
• Büyümenin içeride dengelenmesini bekliyoruz. Kredi büyüme hızının 2017’de yüzde 20 seviyesinin biraz üzerinde, 2018’de ise yüzde 12-14 bandında gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Beklentimiz GSYH için yüzde 4.2. 2019’da yapılacak olan seçimler öncesinde riskler yukarı yönlü olabilir.
• Enflasyon görünümündeki düzelmeye ve sözlü yönlendirmenin gücüne paralel tahvil faizlerinde (getiri eğrisinin uzun tarafında) aşağı yönde sınırlı geri çekilme olabilir. 5 ve 10y vadeli tahvil faizlerinde çift hane aşağısını şu an için olası görmüyoruz. Tek haneye gerileyen ve genele yayılır bir şekilde kabul gören bir enflasyon patikası ile karşılaşmamız halinde 10y vadeli tahvil faizinde yüzde 10.5-yüzde 11 aralığına geri çekilmeyi yıl içerisinde görebiliriz. Büyümede risklerin yukarı yönde olması halinde enflasyonda aşağı yönlü çekilme ihtimalisınırlanabilir.
• Getiri eğrisinin kısa tarafında ise TCMB politikalarına paralel anlamlı düşüş beklentisi içerisinde değiliz. Ters getiri eğrisi pozisyonunun korunacağı kanaatindeyiz.
• USDTRY kurunu yıl ortalaması olarak 4.06, kapanış seviyesi olarak ise 4.30’da öngörüyoruz. Emsallerden negatif yönde ayrışma göstermediğimiz ve risk iştahında bozulma ile karşılaşmadığımız durumda USDTRY kurunun yılın ilk yarısında 3.60-3.70 aralığına çekilme gösterebileceği düşüncesinde olduğumuzu da belirtmek isteriz. TL’de yerellerin katılmadığı bir yükseliş hareketi oynaklığı sınırlamaya devam edecektir.
• Yılın ikinci yarısında yerel ve dış varlıklarda risk algılamasının bir miktar bozulabileceğini düşünüyoruz. Gerek politik taraftaki başlıkların dışarıda artacak olması, gerekse 2019’daki seçim takvimine içeride siyasi kesim tarafından hazırlık yapılabileceği düşüncesiyle baskılanmanın yerel varlıklarda artabileceğini değerlendiriyoruz.
• TCMB’den enflasyon görünümünde net bir düzelme olmadan ‘anlamlı’ faiz indirimi adımı beklemiyoruz. Ayarlama yapılmak istenirse fonlama kompozisyonu imkanı üzerinden ‘sınırlı’ ölçekte güncellemeye gidileceğini öngörüyoruz.
• EURUSD paritesinde yılın ilk yarısında, özellikle de Nisan-Mayıs döneminde muhtemel İtalya parlamento ve yerel seçimleri üzerinden aşağı yönde baskılanma olabilir. Yılın ikinci yarısında ise ECB’ye dair beklentiler ve ABD’de gerçekleşecek seçimlerin EUR’da manevra alanı sağladığını görebiliriz. Yıl sonunda 1.20-1.22 aralığında EURUSD paritesi gerçekleşmesi söz konusu olabilir.

Genel yaklaşımlarımız-2
• GBPUSD paritesinde Brexit temelli haber akışının fiyatlamalarda etkili olmasını ancak 2018’de GBP değerlenmesinin yavaş yavaş gündeme gelebileceğini düşünüyoruz. Parite işlemlerinde 1.35 ve üzeri seviyeleri ihtimal dışı görmüyoruz. BoE’nin faiz artırımı serisine agresif bir şekilde devam etmesini beklemiyoruz. Başbakan May’in siyaseten geleceği ve parti içerisindeki konumu GBP fiyatlamalarında oyun değiştirici olabilir.
• ABD ekonomisinde mevcut büyüme momentumunun korunacağı hatta bir miktar üzerine eklenerek yola devam edileceğini öngörüyoruz. 2018’de gündeme gelmesi muhtemel altyapı harcamalarında artış ve 2017’den devralınan vergi reformu paketinin büyümeye net katkılarının ne olabileceğini kestirememekle birlikte genel beklentilerin yüzde 0.1-yüzde 0.7 aralığında değişiklik gösterdiğini belirtmek isteriz. FOMC katılımcılarının kendi ekonomik projeksiyonlarında da gelecek yıla dair beklentilerin ciddi sayılabilecek ölçekte yukarı yönlü revize edildiğini düşünecek olursak, söz konusu beklentimizin çok yanlış olmadığını söyleyebiliriz. Fed’in yol haritasına sadık bir şekilde ilerlemesini ve faiz artırımlarına devam edeceğini düşünüyoruz.
• Yaşlı kıta Avrupa’da da büyümedeki seyrin 2017 gücünde olmasa da yeni yılda devam etmesini bekliyoruz. Yüzde 2 seviyelerine yakınsayan GSYH büyümesinin ihtimaller dahilinde olduğu kanaatindeyiz.
• Çin’de büyüme performansında aşağı yönde ayarlama olabilir. Yüzde 6.5-6.6 aralığına çekilmenin küresel ekonomiyi tehdit eder düzeyde olduğu kanaatinde değiliz. Ülkeye dair esas dikkatle izlenmesi gereken başlıklar ise bize göre; bankacılık sistemindeki gelişmeler, ülkeden çıkış yapan sermaye boyutunun sürekliliği, yuanda değer kaybı sürecinin yeniden başlayıp başlamayacağı konusu ve bölgede özellikle de Kuzey Kore konusunda üstleneceği misyonun ne olacağı.
• Japonya’da para politikasında değişiklik olacağını düşünmüyoruz. BoJ’un mevcutta yürüttüğü varlık alım programı devam etmekle birlikte, yıl içerisindeki gelişmelere paralel getiri eğrisinin uzun tarafında uyguladığı (10y vadelide) yüzde 0 seviyesine yakın tutma stratejisinin değişikliğe uğrayabileceğini göz ardı etmiyoruz.
• Petrol fiyatlarının ortalama ve kapanış olarak $60 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz. OPEC’in attığı adımlar, çıkış stratejisinin 2018’in son çeyreğinde gündeme gelmesi, küresel talep gibi koşullar riskleri yukarı yöne evirebilir. Muhtemel senaryoda ihracatçı-ithalatçı ülke ayrışmalarının yatırım tavsiyelerinde belirdiğini görebiliriz. Örneğin, ‘Rusya al/sat-Türkiye sat/al’ gibi.
• Risk iştahında net geri dönüş beklentisinden ziyade kısa vadeli düzeltmeleri olası görüyoruz. Yılın ilk yarısında Meksika ve Rusya, ikinci yarısında ise Brezilya kaynaklı haber akışları yakından takip edilecek. Bu nedenle hem korelasyon hem de beta katsayılarımızın söz konusu ülkelerin para birimleri ile ilişkisi dikkate alındığında Türk lirası çaprazlarının da süreçten etkilenmesini bekleyebiliriz.

2018’e iki farklı cepheden bakmaya çalışalım

Avantaj gördüklerimiz neler?
Türkiye’de çıktığı açığını pozitife çeviren, potansiyelin üzerinde büyümeye taşıyan mevcut durumun devam etmesi: 2017’de yerel varlıkların sergilediği performansta itici güç konumunda olan büyüme hikayesi yeniden gündeme gelirse –senaryomuzdaki dengelenmenin aksinebarındırdığı riskler bir yana, olumlu yansımalarını görebiliriz.
• TL’nin reel anlamda tarihi ucuz seviyelerde olması, sağladığı faiz avantajı: 2017’de uzun bir süre değer kaybını sınırlayan, değerlenmekte problem çeken Türk lirasının çapraz kur işlemlerinde favori konuma gelmesi halinde olumlu yansımalarını görebiliriz. Mevcut senaryo içeride – istenmese de- portföy yatırımlarında girişi hızlandırarak ilgi odağı haline getirebilir.
• BİST 100’e yönelik olumlu algının devam etmesi: Uzun bir aradan sonra hisse senedi işlemlerinde yabancı yatırımcıların yanında yerellerin de olumlu yaklaşma isteği ile karşılaştığımız bir yılı geride bırakıyoruz. Beklenen halka arzlar getirmeleri muhtemel risklerle birlikte –likidite, yeni giriş- algılamanın devamlılığına katkıda bulunabilir. Ayrıca, küresel risk iştahının devam ettiği senaryoda BİST 100’ün de 2017 vari olumlu seyrettiğini görebiliriz.
• Avrupa’da büyüme hikayesinin korunması: Yüzde 2’ler civarı büyümenin korunması ihracat ortağı olmamız nedeniyle içeride bizi de olumlu etkileyebilecek en önemli faktör konumunda. Net ihracatın yıl içerisinde sağladığı katkı-olumlu alanın gelecek yıl da oluşması halinde tüketime dayalı büyüme kompozisyonunun değiştiğini, bunun da yatırımcı algısında pozitif durumu sağladığını görebiliriz.
• Enflasyonun küresel çapta toparlanmadaki hızının istenilen ölçekte olmaması: Para politikalarının işlerliği açısından riskler barındırsa da algılamanın hızlı-volatil değişme riskini bertaraf etmesi nedeniyle fon akışına bağlı gelişmekte olan ülkeler açısından avantaj sağlayabileceğini düşünüyoruz.
• Petrol fiyatlarındaki hareketin OPEC katkısıyla dahi $50-$60 bandında kalması: İthalatçı konumda olan ülkeler açısından olumlu görüyoruz. Her ne kadar küresel talebin bir nevi göstergesi konumunda olsa da düşük seviyelerden gelen toparlanmanın alınan aksiyonlar ile desteklenmesi 2016-2017 döneminde yatırımcılar lehine oyun alanı sağladı.
• Tahvil faizlerinin korkulan ölçekte yükselmemesi: Fed’in normalleşme politikasını yürütmesi ile birlikte ABD’de getiri eğrisinin uzun tarafında endişe verici yükseliş olmaması risk iştahını destekliyor. Kısa taraftaki hareketlilik getiri eğrisini yataylaştırsa da şu an için yatırımcı nezdinde önemli bir sorun teşkil etmiyor.
• Japonya’da destekleyici politikaların devam etmesi: BoJ’un mevcut politikasından 2018’de çıkmasını beklemiyoruz. Enflasyonun toparlanmakta güçlük çekmesi, büyümenin küresele paralel gitmesi gibi önemli unsurlar gelecek için endişe etmemizi sınırlıyor.

Risk unsurları
• Türkiye’de büyümenin ‘aşırı ısınma’ tartışmalarını gündeme getirmesi: Mevcut büyüme performansının 2019 yılındaki seçim döngüsü öncesinde korunmak istenmesi 2017’de tartışma konusu olan ‘aşırı ısınma’ başlığını gündeme getirebilir. Hızlanan büyümenin getirdiği en büyük risk ithalattaki artış ve ödemeler dengesindeki açığın genişlemesi.
• TL’nin emsallerinden negatif yönde ayrışmaya devam etmesi: 2017’yi Arjantin para birimini ARS’nin yüzde 11’i aşan zayıflamasının ardından USD karşısında yüzde 7’lik kayıpla en kötü performansa sahip ikinci gelişmekte olan ülke para birimi olarak kapatmaya hazırlanıyoruz. Mayıs 2013’ten bu yana zayıflamanın boyutu yüzde 53 seviyelerinde seyrediyor ve yine ARS’nin ardından ikinci en kötü üye konumundayız. Dış borcun yüksek seyretmesi, tüketici güveninin etkilenmesi, enflasyona olan geçişkenlik gibi nedenlerle eğilimin devam etmesi halinde olumsuz fiyatlama ortamı doğabilir.
• Avrupa’da baz etkisinin çalışması ve büyüme performansının gerilemesi: İhracat partneri olmamız nedeniyle net ihracat kaleminde bozulma riski ve yeni pazar arayışlarının öne çıkması halinde olumsuz etkilenme söz konusu olabilir.
• Yılın ilk çeyreği başta olmak üzere ABD’de enflasyonun yükseliş göstermesi: Fed açısından mevcut politikanın hızlanmasını sınırlayan iki ana unsur enflasyon ve ücretlerin seyrindeki ivmelenmenin istenilen ölçekte olmaması. Baz etkisinin devreye girmesi ve Başkan Yellen’ın belirttiği üzere ‘geçici faktörlerin’ devreden çıkması halinde 2018’de piyasa algılamasının terse döndüğünü, getiri eğrilerinin tüm vadelerinde yukarı yönde hareketlilik ve maliyet açısından daha pahalı USD ortamı görebiliriz.
• ABD 10 yıl vadeli tahvil faizinin yüzde 2.6-2.8 bandına ivmelenmesi ve yüzde 3’ü hedeflemesi: Aralarında bizim de yer aldığımız gelişmekte olan ülke tahvillerinde faizleri yukarı yönde baskılayacak en önemli unsur olarak değerlendiriyoruz. Geçmiş dönem ortalamalarını da düşündüğümüzde Türkiye-ABD tahvil spreadinin 1000 baz puan seviyesi üzerinde daha fazla genişlemesi ve fon çıkışını hızlandırması beklenebilir.
• Bölgesel riskler: Kuzey Kore, Suriye, Çin Denizi, Meksika, Brezilya, Katalonya ve İtalya gibi başlıkların gündeme gelmesi, terör faaliyetlerinin ülkeleri baskılaması, artan popülizm riskinin politikaları geçmiş tecrübelerinden farklı bir yola evirmesi.
• Dolar endeksinin 95-98 bandında yoğunlaşması, 100 ve üzeri bölgeyi hedeflemesi: Küresel dolar talebinin artış göstermesi, fonlama açısından kritik önemde olan ülkeler-kesimler için risk unsuru taşıyor. Hikayenin tahvil hareketi ile desteklenmesi halinde risk algısı terse dönebilir.
• ABD Başkanı Trump’ın görev süresini tamamlayamaması: Yürütülmekte olan Mueller soruşturmasının Başkan Trump’ın azline dek gidebilecek bir süreci başlatması, yatırımcıların hızlı-volatil portföy değişikliklerine yönelmesinisağlayabilir.
• Avrupa’da artan popülizmin euronun geleceğini sorgulatması: Almanya’da hükümetin kurulamaması ve seçimlerin yenilenme ihtimali, popülist kesimlerin İtalya’da beklenen seçimlerde söz sahibi konuma gelmesi ve ortak para biriminin geleceğini sorgulatması.

Google Play'den ücretsiz indirin
SİZ DE BİNLERCE YATIRIMCI GİBİ PARA & BORSA MOBİL UYGULAMASINI ÜCRETSİZ İNDİREREK GÜNCEL PİYASA YORUMLARINA ULAŞMAK İÇİN HEMEN BURAYA TIKLAYIN