2016 4. Çeyrek Strateji Raporu / Bizim Menkul

ÇEYREKSEL STRATEJİ RAPORU – 2016 IV. Çeyrek

İÇİNDEKİLER SAYFA NO

Yönetici Özeti 2

Küresel Ekonomi 3

Uluslararası Piyasa Göstergeleri

5 Türkiye Ekonomisi 8

Yurtiçi Piyasalar 22

BMD Varlık Yönetim Modeli 32

Önerilen Hisse Senetleri 34

YÖNETİCİ ÖZETİ

 3. Çeyrekte piyasa aktörlerinin küresel büyüme verileri ve FED faiz arttırımlarına odaklandığı bir dönemi geride bıraktık. FED faiz artırımları hem küresel ekonomi hem de finansal piyasalar açısından önemli etkiye sahip olacağından makroekonomik verilerin geri planda kaldığını söyleyebiliriz.

 Türkiye piyasaları da tüm küresel aktörler gibi yurtdışında FED faiz artırımlarına konsantre olurken, içsel gelişmeler gündemin çok yoğun geçmesine sebep oldu. 3. çeyrek boyunca finansal piyasalarda yurtiçi gelişmelere bağlı olarak dalgalanmalar yaşanırken makroekonomik gelişmelere verilen tepkinin nispeten az olduğunu düşünüyoruz. Suriye ve Irak merkezli riskler ve kredi notu indirimleri finansal piyasalarda dalgalanmalara sebep olan en önemli gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle çeyreğin sonuna doğru TL’de değer kayıpları yaşanırken faiz ve pay piyasasında olumsuz gelişmelere rağmen güçlü bir duruşa şahit olduk. 15 Temmuz’un etkilerini çabuk atlatan piyasalarda Suriye ve Irak merkezli riskler sıcaklığını korumaya devam ediyor. Kredi notu indirimlerinin ilk şoklarının nispeten çabuk atlatıldığı söylenebilir. Fakat orta vadede kredi notu indirimlerinin olumsuz etkilerini faiz ve döviz tarafında yaşamaya devam edeceğimizi düşünüyoruz.

 3. çeyrek boyunca takip edilen makroekonomik verilerde 15 Temmuz’un etkileri merak edilirken toparlanmanın çabuk gerçekleşmesi sevindiricidir. Yaşanan şok beklentilerin ötesinde çabuk atlatılmasına rağmen diğer içsel sorunlarla beraber makroekonomik görünümde bozulmalar görülmeye başlandığı gerçeği önümüzde durmaktadır. GSYH büyümesi istenen seviyede gerçekleşmezken hükümetin beklentileri dahil olmak üzere büyüme beklentilerinin aşağı doğru güncellendiğine şahit olduk. Büyümenin Türkiye’nin ihtiyaçlarına karşılık vermeyecek seviyede olması istihdam piyasasında da kendini göstermiş ve işsizlik oranının artış trendine girmesine sebep olmuştur. Enflasyon tarafında olumlu gelişmeler yaşanırken cari açık ve bütçe tarafında güçlü duruşun devam ettiğini görmekteyiz. Özellikle makroekonomide beklentilerin altında performansa ve tüm dışsal etkilere rağmen finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmaların sınırlı kalmasında merkezi yönetim bütçesindeki güçlü duruşun önemli etkiye sahip olduğunu düşünüyoruz.

 3. Çeyreğin sonuna doğru TL’nin yaşadığı değer kayıplarının artması hem piyasalar açısından hem de makroekonomik etkileri bakımından baskı oluştururken, faiz tarafında daha istikrarlı bir dönemden geçildiği söylenebilir. Özellikle kredi notu indirimleri sonrasında gösterge tahvil faizlerinin (2 yıllık) sınırlı tepkisi sevindiricidir. Orta vadede ise tahvil tarafında kredi notu indirimleri ve FED faiz artırım süreci sebebiyle baskı oluşabileceğini düşünüyoruz. TCMB verilerine göre Moody’s sonrası Türk tahvillerinden 700 mn doların üzerinde satışın gerçekleşmesi 25 Eylül sonunda %9,50 ve 2,97 TL olan 10 yıllık devlet tahvili ve Dolar/TL’nin %10,24 ve 3,12’lere gelmesinde önemli faktörlerden biri olarak gösterilebilir.

 TL’nin değer kaybına olumsuz tepki vermesi beklenen Bist100 endeksinin dolarda 3,10 seviyelerinin aşılmasına rağmen 76.000 seviyelerinin üzerinde tutunması dikkat çekiyor. MSCI Türkiye F/K16 çarpanı MSCI EM F/K16 çarpanına göre %36 iskontolu. İskontonun tarihi ortalamasının %11 olduğu dikkate alındığında Türkiye için son dönemde artan CDS ve piyasa volatilitelerinin normal seviyeye gelmesi durumunda Türk borsası için önemli bir potansiyelin bulunduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Türkiye’nin taşıdığı riskleri dengeleyebilecek büyüme potansiyeli de dikkate alınmalı. Türk şirketlerinin 2017 net kar, net satış ve FAVÖK büyüme beklentileri EM ortalama beklentilerinin üzerindedir.

 Bu gelişmeler ışığında 2016 yılı son çeyreği için BİST Sınaî Endeksinin şu anda seyretmekte olduğu 75- 80 bin bandında hareketine devam etmesi durumunda, hisse senedine %40, sabit getirili menkul kıymetlere (SGMK) %35, altına %10 ve döviz sepetine %15 ağırlık verilerek VYM portföyümüzü çeşitlendirmekten yanayız.

Türkiye Ekonomisi

3.Çeyrekte Neler Oldu…

Büyüme: 2016 ilk yarıyıl GSYH büyümesi %3,87 olarak gerçekleşti. An itibariyle tatmin edici olsa da detaylara inildiğinde büyüme kalitesi iyi sinyaller vermiyor.

Darbe girişimi sonrasında hükümet büyümeyi teşvik etmek amacıyla uzun ve kısa vadeli birçok önlem ve destek içeren paketler açıkladı.

OVP: Hükümet 2016 tahminleri güncellerken, büyüme tahminini %3,2’ye düşürmesi 3 ve 4. çeyrekler için olumsuz senaryonun ağırlık kazandığını gösteriyor.

Enflasyon: Büyüme ve yurtiçi talebin düşüklüğü, Rusya’nın yaş sebze ve meyve ihracına yönelik yaptırımları, petrol fiyatlarının düşük seyri enflasyonda yüzleri güldürdü, TÜFE %7,28’e geriledi. Son dönemde tüketimi artırıcı düzenlemeler, Rusya’nın yaptırımları yumuşatması ve petrol fiyatlarındaki yukarı hareket (her ne kadar son dönemde bir gerileme gözlemlense de 2017 piyasa beklentisi 62 dolar) döviz kurlarındaki artışla birleştiğinde enflasyona yukarı yönlü baskı oluşturacaktır.

Bütçe: Güçlü bütçe yapısı devam ederken hükümet tarafından yapılan açıklamalardan önümüzdeki dönemde büyümeyi tetiklemek açısından güçlü bütçeden bir nebze taviz verileceğini anlıyoruz.

Dış Borç: Döviz kurundaki artışın da etkisiyle dış borç stoğu/GSYH oranı artmaya devam etse de endişe verici seviyelerin çok gerisinde.

İşsizlik: Büyümenin etkisini en olumsuz şekilde gösterdiği istihdam rakamlarında bozulma devam ediyor. Tüm olumsuz gelişmelere rağmen son bir yılda 350 Bin kişilik istihdam yaratılmış olması azımsanmayacak bir başarı olsa da işsizlik oranı Temmuz’da %11,2’ye yükseldi.

Ödemelere Dengesi: Cari açık düşük büyümeden de destek alarak düşük kalmaya devam ediyor. Turizm gelirleri ve doğrudan yatırımlarda 2016 yılında yüksek düşüş göze çarpıyor.

Ekonomik Güven: Güven endeksleri kafa karıştırıyor. Temmuz sonrası bir iyileşme görünse de son veriler yılın ikinci yarısındaki ekonomik aktivite konusunda şüphe uyandırıyor.

Konut: Konut verileri 2016 yılındaki tüm olumsuz gelişmelere rağmen kamu ve özel sektörün de teşvik ve kampanya destekleriyle güçlü şekilde ayakta kalmaya devam ediyor.

Politika Faizi: TCMB enflasyon baskısını gerekçe göstererek temkinli davrandığını belirterek üst banttan yaptığı faiz indirimlerine ara verdi – %8,25- ve politika faizini ise 7,50’te bıraktı.

Yurtiçi Piyasalar

3.Çeyrekte Neler Oldu…

Borsa İstanbul: 15 Temmuz darbe girişimi ile şok yaşayan endeks sonraki hafta hızla toparlanarak 80 Bin seviyelerini zorladı. Endeks çevre ülkelerdeki belirsizlik, not indirimleri, döviz kurlarında artış gibi olumsuzluklara rağmen güçlü kalmaya devam ediyor. Moody’s sonrası tahvillerde yüklü yabancı satışı gözlenmesine rağmen hisse senedi piyasasında 400 mn doların üzerinde yabancı alımı endeksteki dirençte etkili oldu. BİST100’ün son dönem fiyatlanmalar açısından benzer ülke çarpanlarına ve tarihi ortalamalarına göre ucuz hale geldiğini ve orta vadede risk algıları azaldıkça yukarı hareketin güçleneceğini düşünüyoruz. Son 5 yılda Banka Endeksi/Sanayi endeksi oranı ortalamasının 2,23x olmasına rağmen son dönemde bu oranın 1,6x seviyesine gerilemesi ve banka bilançolarının sanayi şirketlerine göre görece daha kuvvetli ve beklentilerin üzerinde gelmesi endeksin yükseliş trendine girmesi halinde son 2 yıldaki sürecin aksine sanayi endeksine göre görece daha iyi performans göstermesi beklenebilir. Bankalar ileriye dönük F/K ve PD/DD seviyeleri ile son 3 yılın dibine oldukça yakın.

Türk Lirası: Yılbaşından bu yana yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen güçlü kalırken 3. çeyrek sonuna doğru diğer para birimlerine karşı bir nebze değer kaybı yaşadı. Ekim ayı ile birlikte değer kaybı arttı. Yılsonuna kadar sınırlı da olsa değer kaybı sürebilir.

Faizler: 3. çeyrekte yaşanan düşüşün ağırlıklı olarak TCMB’nin enflasyon endişeleri ile faiz indirimlerine ara vermesi ve FED faiz artırım ihtimalinin güçlenmesi ile yavaşladığını ve 4. çeyrekte sınırlı bir artış göstereceğini düşünmekteyiz.

Petrol: Düşüş eğilimi yılbaşında son bulan petrol fiyatları henüz istikrarlı bir yükseliş trendine girememiş görünüyor. Yön bulma çabası ile dalgalı seyrin devamını öngörüyoruz.

Altın: 4. çeyreğin başlamasıyla Ekim ayı başında şok düşüş yaşayan altında yön bulma çabaları takip edilecektir.. Son 15 günlük dönemde ABD’ye yaşanan seçim belirsizliği, yurt içinde jeopolitik risklerin artması ve petroldeki düşüşlerin tetiklediği riskli varlıklardan kaçışlar altın fiyatlarında yükselişe sebep olmakla birlikte 4. çeyrekte Ons altında yatay hareket beklerken dolar kurunun da etkisiyle gram altın bir miktar artış gösterebileceğini düşünüyoruz.

ÖNERİLEN HİSSE SENETLERİ:

bizim-menkul-hisse-onerileri

Raporun tamamı için tıklayın.

SİZ DE BİNLERCE YATIRIMCI GİBİ PARA & BORSA MOBİL UYGULAMASINI ÜCRETSİZ İNDİREREK GÜNCEL PİYASA YORUMLARINA ULAŞMAK İÇİN HEMEN BURAYA TIKLAYIN
Google Play'den ücretsiz indirin